Gönderen Konu: Servet- Fünun Dönemi Öğretici Metinleri- 11. Sınıf Türk Edebiyatı  (Okunma sayısı 41499 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

syılmaz

  • Ziyaretçi

ÖĞRETİCİ METİNLER (EDEBİ TENKİT)
Edebi Tenkit: Bir edebiyat ve sanat eserinin her yönüyle anlaşılmasını sağlamak ve eseri değerlendirmek için kaleme alınan yazı türüne edebî tenkit denir. Günümüzdeki ifadesi ise eleştiri şeklindedir.
EDEBİ TENKİT TÜRÜNÜN ÖZELLİKLERİ:
1.   Eleştirinin amacı iyi ve güzel olan sanat eserinin değerini ortaya çıkarmak, sanatı iyi ve güzel olmayandan ayırt etmektir.
2.   Eleştirmen değerlendirmeleriyle yazara ve okuyucuya yol gösterir.
3.   Eleştiriler genelde nesneldir ancak kişisel düşüncenin ifade edildiği eşletiriler de vardır.
4.   Eleştirmen, eleştiri yapacağı alanda gerekli bilgi birikimine sahip olmalıdır.
5.   Eleştiri, sanatçı ve eser hakkında bilgi verdiği gibi dönemin özelliklerini ve sanat anlayışını da yansıtır.
6.   Edebiyatımızda başlıca eleştiri yazarları:
Namık Kemal – Tahrib-i Harabat(Ziya Paşa’nın “Harabat” adlı eseri eleştirilmiştir.)
Hüseyin Cahit Yalçın, Cenap Şehabettin, Ali Canip Yöntem  Ahmet Hamdi Tanpınar, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Nurullah Ataç, Memet Fuat, Ahmet Şuayb
SERVET-İ FÜNÛN DÖNEMİNDE EDEBİ TENKİT
   Tanzimat ile birlikte Batı’ya yöneliş başlar. Divan edebiyatına karşı bir tepki olarak doğan Tanzimat Edebiyatında tenkidin başlıca iki prensipten hareket ettiği görülür. Eskinin reddi ve yeninin yaratılması. Tanzimatçılar, tenkit ve edebiyat anlayışlarına bu iki prensip etrafında geliştirmişlerdir.
   Servet-i Fünûn Döneminde ise Türk edebiyatının batılılaşmasında, o zamana kadar tüm yönlerde yapılan çalışmalar çok daha yoğun bir şekilde sürdürülmüştür. Bu noktada, Servet-i Fünûn Edebiyatından önce başlayıp biten “Abes-muktebes” tartışmasından  sonra bu neslin dahil olduğu önemli birkaç tartışma ve eleştiriden söz etmek yerinde olur. Bunlardan biri, Ahmet Mithat Efendi’nin ünlü “Dekadanlar” makalesinin yol açtığı tartışma diğeri Tevfik Fikret – Ali Ekrem Bolayır tartışmasına neden olan “Şiirimiz” makalesidir. Bunların dışında Cenap Şehabettin, Ahmet Şuayb, Hüseyin Cahit Yalçın ve Mehmet Rauf’un kimi tartışmanın dışında kaleme aldıkları edebiyat tarihimiz açısından önemli yazıları da belirtmek gerekir.
TENKİTİN ÖZELLİKLERİ (SERVET-İ FÜNÛN DÖNEMİNDE)
1.   Tenkit kesin kurallara bağlanamaz. Eleştiri, kişisel yargıları içerir.
2.   Servet-i Fünûn nesrinin tenkit anlayışı, çağdaşları olan Fransız tenkidine, özellikle Hippolyte Taine (İpolit Ten)e dayanır. Onlar, Türk edebiyatındaki tenkit anlayışını birçok noktada kusurlu bularak edebiyatımızda yeni bir tenkit görüşü yaratmak istemişlerdir. Servet-i Fünûn sanatçıları tanınmış tenkitçilerin düşüncelerinden de yararlanarak bu düşünceleri eserlerinde uygulamışlardır.
3.   Tenkit türlü yeni bir tür olarak önem kazanmış ve Batılı sanatçılar incelenerek tenkit yöntemleri tanıtılmıştır.
4.   Sadece Fransız tenkidini, düşünce sistemini örnek almaları, eser ve yazarın dışındaki konularla ilgilenmeleri bu dönem tenkidinin olumsuz yönüdür.
5.   Tarihçi tenkit anlayışına sahiplerdir.
TENKİT ANLAYIŞINDAKİ EKSİKLİKLER
1.   Avrupa’daki tenkit anlayışının etkisinde kalarak eser ve yazar tenkidinde zayıf kalmışlardır.
2.   Yazar ile ilgili kendi kişisel izlenimlerini söylemişler, objektif hükümler vermekte zorlanmışlardır.
3.   Tenkit anlayışında kendileri arasında bir birlik oluşturamamışlardır.
4.   Arapça ve Farsçayı, Türkçenin kaynakları arasında görmeleri ve yeni sözcükleri bu iki dilden seçmeleri nedeniyle üsluplarını anlaşılmaz hale getirmişlerdir.
•   Servet-i Fünûn sanatçılarının büyük bölümü eleştiri alanında ürün vermiştir. Bu eleştiri yazıları daha çok Servet-i Fünûn dergisinin “Musahabe-yi Edebiye” (edebiyat sohbetleri) sütununda yayınlanmıştır. Bunların en önemlileri şunlardır.
Tevfik Fikret: Lisan-ı Şiir, Evzan-ı Aruz, Nazım mı Güçtür Nesir mi?, Tesir-i Evzan, Tasfiye-i Lisan, Romanların Tesiri.
   Şair bu yazılarında yapıcı bir üslup kullanmıştır. Öğretici tarafları ağır basan bu yazılar Fikret’in düşüncelerini söylediği metinler olarak değer kazanır.
Cenap Şehabettin:
Esalîb-i Ezmine: Üslupların değişik zamanlarda değişik biçimlere girebileceğini yazmıştır.
Esalîb-i Milel: Farklı milletlere mensup yazarların üsluplarının da farklı olacağını daha çok Taine’nin görüşünden hareketle ifade etmiştir.
Mehafi-i Edebiyyeİ Yeni Tabirat, Yeni Efraz, Tabiata Karşı Şair, Müntekid-i Hakiki
Mehmet Rauf: Bizde Hikaye-Bizde Roman
Ali Ekrem Bolayır: Şiirimiz adlı uzun yazısı ile Servet-i Fünûn edebiyatının sanat anlayışını eleştirmiştir.
Hüseyin Cahit Yalçın: Edebiyat-ı Cedîde – Menşe ve Esasları, Romanlara Dair, Sanat ve Şiirin İstikbâli adlı yazıları ve özellikle “Hikmet-i Bedâyiye Dair” başlığı altınsa yayımladığı on altı makalesiyle dikkati çekmiştir. Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Rasim ve Ali Kemal’le olan tartışmalarını “Kavgalarım” adı altında kitaplaştırmıştır.
* Bu çalışmaların yanında bu dönemde edebî çalışmalarını sadece tenkit alanında toplayan tek sanatçı Ahmet Şuayp’tır.
AHMET ŞUAYB:
   Tenkit yazıları ile kendini göstermiştir. Servet-i Fünûn’da yazmasına rağmen Servet-i Fünûncuları da içeriden ilk eleştiren o olmuştur.
   Edebi eserlerin bilimsel bir metotla ve kuvvetli bir kültüre dayanarak tenkit edilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu bağlamda özellikle sosyoloji ve psikoloji biliminden yaralanılması gerektiğini savunmuştur.
   Tevfik Fikret’in teşviki ile Servet-i Fünûn dergisinde 1899 Ekimi’nden itibaren “Hayat ve kitaplar” başlığı ile tenkitler yazılmıştır. Bu yazılar daha sonra aynı adla kitaplaşmıştır.
   Ahmet Şuayb, 19. yy. Avrupasının düşünce ve sanat yaşamında büyük etkiler bırakan önemli kişilikler hakkında tenkit yazıları kaleme almıştır. Bu tenkitleri, onlar hakkında yazılmış güvenilir kaynaklardan hareketle, yeni sentezlere ulaşarak yazmıştır.
   Ahmet şuayb2ın yaptığı eleştiriler, zamanının en Batılı ve ciddi tenkit örnekleri arasında yer almaktadır. Yazar bu denemelerinde konu ve kişileri yalnız kusurları ile değil, doğru ve güzel yanlarıyla da ele almışlardır. Yumuşak ve ağırbaşlı bir anlatımla yapıcı bir tenkit anlayışı yaratmayı başarmıştır.
   Zamanının Fransız edebiyatı ı Türk edebiyatına taşmakla kalmamış, realizm ve natüralizm akımlarının da iyice tanınmasını sağlamıştır.
Eserleri: Hayat ve Kitaplar, Ulûm-ı İkitisadiye ve İçtimaiye Mecmuası, Hukuk-ı Umumiye-i Düvel, Hukuk-ı İdare, Esmâr-ı Matbuat
HÜSEYİN CAHİT YALÇIN (1874-1957)
   Servet-i Fünûn edebiyatına bağlı olarak hikâye, roman, tenkit, hatıra yazmış; gazetecilikle uğraşmıştır. Bir yazı makinesi gibi üretken olmuştur.
   Hüseyin Cahit Yalçın, Servet-i Fünûn yazarları arasında en çok değişime uğrayan kişilerdir. Sanat hayatına hikaye, roman hatta mensur şiir yazarak girmiş ve daha sonra genellikle tenkit ve tartışma yazmıştır.
   Eski edebiyata karşı yeni edebiyatı, Doğu kültürüne karşı Batı Kültürünü savunmuştur.
   Hiçbir zaman Servet-i Fünûn’daki diğer arkadaşları gibi “salt sanatçı” olmamıştır.
   Hüseyin Cahit Yalçın, dilde üslupçuluktan, sanatta duygusallıktan fazla katı bir gerçekçiliğe, akla, mantığa ve bilime yönelmiştir. Özellikle “Hayat-ı Hakikiye Sahneleri” adını taşıyan kitabındaki hikayeleri kendisinin bu yönünü çok iyi belgeler. Bu hikayeler bir sanat ürününden çok, günlük bir gazete haberi veya röportaj havasını yansıtır.
   Eserlerini realist bir görüşle, iç ve dış gözleme dayanarak yazılmıştır.
   Hikaye, roman, fıkra ve mensur şiirlerinin dışında yalın, süssüz, yapmacıksız bir dil kullanmış. Türkçenin sadeleşmesinde rolü büyüktür. Dönemin en çok eser veren sanatçılarından olmuştur.
Eserleri: Nadide (ilk roman denemesi); Hayat-ı Muhayyel (Hikaye) Hayal İçinde (Roman), Hayat-ı Hakikiye Sahneleri(Hikaye- Fıkra-Mensur Şiir) Kavgalarım (Tenkit-Tartışma) Tarih-i Umumî-i Türkçe Sarf ve nahiv (Dilbilgisi) Edebî Hatıralar, Talat Paşa (Biyografi), Seçme Makaleler.
« Son Düzenleme: Aralık 08, 2009, 10:05:13 ÖS Gönderen: mintiminti »