Gönderen Konu: Posta Kutusundaki Mızıka  (Okunma sayısı 54381 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Posta Kutusundaki Mızıka
« : Eylül 13, 2009, 08:37:50 ÖS »



ALİ URAL

« Son Düzenleme: Eylül 07, 2012, 01:08:40 ÖÖ Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #1 : Eylül 13, 2009, 08:38:56 ÖS »
Sevgili Dost;
"Garip, Şam'daki Yemendeki garip değil, garip mezardaki ve kefendeki gariptir" demiş Araplar. Ne garip!
"Garibin yüzü soğuk olur " demiş türkler. Ne garip!
Eskimolar güneşin gurbetçi olduğu düşünmüşler. Çinliler küçük beyaz bir taşın bir çuval pirinç içinde kaybolduğunu... Ne garip!
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 10, 2012, 12:53:41 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #2 : Eylül 13, 2009, 08:39:40 ÖS »
Sevigli Dost;
Hafız : "Hiçbir yol yoktur ki sonu olmasın" demiş ama ne çıkar! Bizim otobüslerimizin aynalarında hala, "ömür biter yol bitmez" yazıyor. "Düz yolda da sürçer insan " deyince Çehov,
Aşık Dertli cevap veriyor : "Doğru gitsem yollar komaz/Bükük yollar boynum gibi"
A.Ural
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2011, 10:14:41 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #3 : Eylül 13, 2009, 08:40:08 ÖS »


Sevgili Dost;
Uçak sürüleri havalanıyor yerden. trenler, sihirbazların ipleri gibi oynuyor. denizi yakıyor ütülerden tekneler. perdeler sarkıyor otobüslerden.

Sevgili Dost;
İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasına yuvarlardı onu ıssız bir yere. insanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları ıssız bir yerde

Sevgili Dost;
Kalbimi alıp, uzaklara gitmek istiyorum...
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:42:39 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #4 : Eylül 13, 2009, 08:41:07 ÖS »
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi.

Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu, karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşundan elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyordum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimiz nerelere saplanıyor? Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:42:58 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #5 : Eylül 13, 2009, 08:44:38 ÖS »
…Mozart’ın 3000’e yakın mektubunda gizliymiş müziğin sırrı. Van Gogh’un tablolarının gerçek öyküsü, kardeşi Theo’ya gönderdiği 650 mektubundaymış…

 

…Ya Voltaire, altmış yıl boyunca Avrupa’ya seslenen bu dahi, yayımlanmamış olanlar hariç 18000 mektubu nasıl yazmış?...

 

…Pazarcı ısrarlı: “Bir dostluk kaldı!” diye bağırıyor…

 

…İnsanı mutlu eden şeyler aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı olabiliyor…

 

…Bizi mutlu kılan şey, şartlardan çok ruhumuzdur…

 

…Ellerimiz, âmâlar gibi okumak, ahrazlar gibi konuşmak için var…

 

…Hiç bilmemek eksik bilmekten yeğdir…

 

…Eksik bilgi bizi yanlış adreslere götürür…

 

…Postanedeki memurun ‘pul’ diye feryat etmesi boşuna değil. Hayat bedel istiyor…

 

…Kulak kesilecek bir söz kalmadığını görüp, Vn Gogh gibi kulağımı kesiyorum…

 

…Akıllı adam kendi tecrübelerinden, daha akıllı adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır…

 

…İnsanlar gibi devirler de yanılmaz değildir; zira her devre hâkim olan birçok düşünceyi sonraki çağlar yanlış bulmakla kalmamış, aynı zamanda saçma saymışlardır
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:43:57 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #6 : Eylül 13, 2009, 08:45:37 ÖS »
…O kadar insanla dostluk kurdum ki,

Ellerim dolu sanıyordum.

Başıma bir bela geldiğinde,

Kimseye acımayan zamandan şiddetliydi,

Dostlarımın ihaneti…

 

…Birbirlerini sevenler birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler…

 

…Hediyeleşin ki aranızdaki sevgi artsın…

 

…Konuştuğuma çok kere pişman oldum. Fakat sustuğuma asla!...

 

…Cahiliye devrinin güçlü şairi Lebid, Kur’an ortaya çıkınca kalemini kırdı…

 

…Ölümün bizi nerde beklediği belli değil, en iyisi biz onu her yerde bekleyelim…

 

…Ah tahterevalli! Ey hayatın özet! Kısa aralıklarla alçalma ve yükseliş. Güçlü ile zayıf arasında kurulamayan denge…

 

…Duygularımız hiçbir ifratı kabul etmez. Çok fazla gürültü bizi rahatsız eder, çok fazla ışık gözlerimizi kamaştırır, Çok fazla yakınlık ve uzaklık görüşe engel olur. Lafı çok uzatmak veya çok kısa kesmek, söylenen sözün değerini azaltır. Çok fazla zevk ıstırapla neticelenir…

 

…Köpekbalığının kanı, yarasanın karanlığı sevmesinde ne var? Hüner. Geceye rağmen güneşi, kana rağmen hayatı sevmekte…

 

…Bulunduğu durumun farkında olmamak her durumdan daha kötüdür…

 

…Ne istiyorsun başka? İnsanlığı yok etmen yetmiyor mu? Neyle doyacaksın acaba? Ey bedenlerin, hele rıhların sefil kompleksi! Derler ki aslan sürekli açlıkla kıvranırmış…

 

…Çaba istiyor sevgi. Tohum yetmiyor, çapa istiyor sevgi…

 

…Sen kapları. Testileri hala bir kır, sular nasıl bir yol tutar gider...

 

…Hayattan meyus olanlar güzel sözler söylerler. Görmez misin ki, kalemin ucu kalemtraş ile kesilince, kalemin dili daha keskin olur…

 

…Gerçek çizmelerini giymekle meşgul olduğu sırada, yalan bütün dünyayı dolaştı…

 

…Balık tutulunca, ağ unutulur…
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:44:19 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #7 : Eylül 13, 2009, 09:01:55 ÖS »
Sevgili Dost


Bir zarfı almak kadar kalbi titreten ne vardır. Zarf mahremiyettir, mahrem olmasa da satırlar. Bir köşeye çekilinir, yalnız okunur mektuplar.

Francesco Petrarca: `Kulübeye gece gel vakit dündüm. Bir an önce ve aklıma geldiği gibi bu mektubu yazmak ılın evin kuytu bir köşesine çekildim. ‚çünkü mektubu başka bir zamana bıraksaydım, yerin değişmesiyle belki duygularım da değişecek ve yazma arzum yok olacaktı` diye başlar bir mektubuna. Demek başka bir zamana bırakılmamalı mektuplar; yansıtmalı anı. Demek bır köşede yazılmalı mektuplar.

XVI. yüzyıla kadar mektup duyguların değil haberlerin yükünü çekmiş. Bir nevi gazeteymiş, bir nevi belge. Güvercin ayaklarında taşınmış doğum müjdeleri, güvercin ayaklarında ölmüş ölüm fermanları. Sonra duyguları ve düşünceleri taşımaya başlamış mektuplar. Mektuplar ağırlaşmış. Yanlış anlaşılır korkusuyla çekinip cümlelerden buruş buruş zarflar, bir daha, bir daha alışmış. Yaşanılan lağ ve levre sızmış bütün mektuplara. Zengin kişilikler, derin anlayışlar, zarif titreşimler taşmış mektuplardan.

Eflatunun, Demosten’e mektup yazdığı bilinse de, mektup türünün ıyı örnekleri yokmuş Eski Yunan`da. Latinlerde gelişmeye başlamış; Cıcero en büyük usta...

Mektuplar vazgeçilmez yaşam belgeleri olmuş sanatlıların. Eserlerini hangi duygularla verdikleri çıkmış ortaya ve hangi şartlarda. Mozart’ın 3000Õe yakın mektubunda gizliymiş müziğin sırrı. Van Gogh’un tablolarının gerçek öyküsü, kardeşi Theo’ya gönderdiği 650 mektuptaymış. Her ne kadar Goethe: `Eskiden beri mektuplara oldukla seyrek cevap veririm, İhtiyarlığımda da bu değişmedi. iki nedeni var: Boş mektup yazmak istemem. …nemli mektuplar da beni en acil ödevlerimden alıkoyuyor ve çok vaktimi alıyor.’ dese de ölümünden sonra Goethe’nin mektupları ciltlerle yayınlanmış.

Schıller, Dostoyevski, Puşkin, Byron, Keats, Abdülhak Hamıt, Ahmed Haşım, Ahmet Hamdı TanpInar ve Zıya Osman Saba unutulmaz mektuplar yazmışlar. Ya Voltaıre, altmış yıl boyunca bütün Avrupa ‘ya seslenen bu dahi, yayınlanmamış olanlar harıl 18.000 mektubu nasıl yazmış?

Kimi yazarlar mektup türünü bir bildiri olarak kullanmışlar. Özellikle  Herder, Schıller gibi Romantikler; `İnsanlığı İlerletmek için Mektuplara, `İnsanın Sanat Eğitimi üzerine Mektuplara gibi eserler vermişler bu türde. Doğumda ise bilgi ve hikmet tamamI mektuplardan oluştuğu ılın `Mektubat adı verilen eserlerle aktarılmış; Mektubat-I Şeyh Azız Hüda", Mektubat-I Seza", Mektubat-I Rabban", Mektubat-I Niyazı-ı Mısır" ve diğerleri...

Sonra romana sIzmIş mektup. Goethe: `Mektup biliminde roman nefis bır buluştur.’ diyerek `Genl Werther’ın Acıları’nı yazarken; Rıchardson, `Pamela’yı, Rousseau, `Julıe ya da Yenı Holoıse’ı, Laclos, `Tehlikeli İlişkiler’i, Hülderlın, `Hyperıon’u, Montesquıeu, `Acem Mektuplarını, Voltaıre, `Üngıltere Mektupları’nı, Balzac, `iki Gelinin Hatıraları’nı, Reşat Nurı Güntekın, `Bir Kadın Düşmanı’nı, Halide Edip Adılar `Handanlı, Hüseyin Rahmi Gürpınar, `Mutallakayı yazmış.

Romancılarımız mektuba sarılır da hikayecilerimiz durur mu; Halit Zıya, Mehmet Rauf, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri ve Sait Faik de hikayelerine mektubun sihirli ve sıcak iksirini Katmışlar.

Mektup türünün en belirgin özelliğinin ıltenlık ve duygusallık oluşu, kadın yazarların bu türü zenginleştirmelerinde önemli bir unsur olmuş. Madame de Sevıgne, Lady Montogu, Katherıne Mansfıeld ve George Sand hatırlanırmış mektup denilince...

Bır de kadınlara yazılan mektuplar var; ne mektuplar! Ama hiçbirisi Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın dürt hanımına aynı kağıtta yazdığı mektubun şöhretine ulaşamamış.

Peygamberler krallara boyun eğdirmişler mektuplarla, vezirler bağışlanmak dilemişler sultanlarından, mahkumlar mektuplarla tünel kazarken, hakimler zarfların içinde mahpus kalmışlar.

 

Sevgili Dost,

Mektubun tarihine girip, talihini unuttuk. En son ne zaman mektup yazdığımızı, en son ne zaman mektup aldığımızı hatırlayabilirsek, belki mektubun talihini değil ama talihsizliğini hatırlayacağız.

İnsanlar birbirine mektup yazmalı. Çünkü mektupta sesin tonu belli olmaz. çünkü mektup düşünülerek yazılır. Birdenbire ağzımızdan kalan kelimeleri hiçbir şey geri getiremez. Söylediklerimizin üstü çizilemez. çünkü söylediklerimiz dinlenmeyebilir; sözümüz kesilir, ileriye o anda biri girer, okunan mektup ise mutlaka tamamlanır.

 A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:44:47 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı meryemozcan

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 7534
  • Cinsiyet: Bayan
  • Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka( Erzurumlu İbrahim'in mektubu)
« Yanıtla #8 : Eylül 13, 2009, 09:05:46 ÖS »
Firdevs, Fatma, Züleyha ve Belkıs adındaki dört karısına yazdığı mektupları, ilk karısından başlayarak okuyalım:

«İzzetli, hürmetli, muhabbetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asıllı usullu, akıllı, iz'anlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun boylu, ince belli, kıl ayıpsız hatunum, helalim Firdevs hatun huzuruna:

Derunu dilden ve canu gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual ederiz. Hüdanın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yarı gamküsarım, benim, şenliğim, keyfim, benim canım Firdevsim, neylersin? Nişlersin? Ne keyiftesin? Ne fikirdesin? Ne haldesin? Ne demdesin? Benim güzelim, garip gönlünü ne ile eğlersin? Okur musun, nakış mı işlersin? Oynar mısın, güler misin? Benim gönlüm senin hayalinle eğlenir, sen nicesin? Keşke sizi getirsem bu vilayetleri
seyreltirsem; zira sensiz canım rahat olamıyor.

Benim güzel keyfim, senden ayrılmak ne çetin ahvalmış bilmezdim. Hak Teala gönül huşluğuyle bir dahi dünya göziyle görüşmek müyesser eylesin amin.

Firdevs, Firdevs o saçların seveyim, Firdevs Firdevs o başın seveyim, o kaşın seveyim, o gözün seveyim, o yüzün seveyim, ayıpsız canın seveyim. Sakın benden küsmeyesin ki gönlüm
sıkılmasın, kusurlarımı affet, ahiret hakkını helal eyle... Bu uçkuru bana yadigâr mı verdin, yoksa bununla beni bağladın mı? Zira yadigâra ne hacet hiç hatırımdan çıkmadın, gözüm önünde durursun. Böylece apayan gönlümdesin... Allaha emanet olasın. Bin tabaka kâğıt yazsam
seninle sözlerim tükenmez. Hele yavaş; inşallahü Teala ramazan geceleri sabahlara değin sana çok çok gördüğüm, isittiğim hikâyeler söylerim. Her gördüğüm, işittiğim pak şeyleri ve esvapları size layık görürüm; eğer fırsatım olursa alırım, yoksa siz sağ olunuz; birer hamaylı
getirürem. Şimdilik mektubum boş olmasın için bir pak bürüncük gömlek göndermişim, mazur olsun. Sizin hevesinize çermiği yaptırırım.

İnşallah tamam olanda sizinle bir gece anda yıkanırız. Gönlünüz her ne meyve isterse şehirden getürdesiniz, meyvesiz kalmayasınız. Haftada iki kere çaylara, bahçelere çıkasınız, hapsolmayasınız, rahat olasınız.

Allahın birliğine emanet olasınız. Ömrün uzun olsun, amin ya muin.»

Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #9 : Eylül 13, 2009, 09:21:10 ÖS »
Horoz geceyi severse bir daha ötmez.Su bulutu severse inmez toprağa. Arabayı severse at yokuştan ürkmez. Akrebi severse yelkovan vay o zamana! Kafesi severse kuş gökler boşalır. Uçmayı severse  timsah sürünür gözyaşları. Güneşi severse buz nehirler coşar. Denizi severse nehir tırmanır dağı. Doktoru severse hasta düşmez ateşi. Külü severse ateş yanmaz bir daha. Kumaşı severse terzi makası kesmez. İğneyi severse iplik kopmaya korkar. Kuzuyu severse kurt şaşırır kalır. Ağacı severse yaprak küfreder  sonbahara.Çiçeği severse vazo çatlar kırılır. Beyazı severse kömür saplanır kara.

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #10 : Eylül 13, 2009, 09:50:57 ÖS »



Sevgili Dost;
Bildiği şehirlerden bilmediği şehirlere, bildiği yüzlerden bilmediği yüzlere sığınmayı aklından geçirmemiş kaç insan vardır? Garların, terminallerin ve limanların dev mıknatıslara dönüştüğü saatlerde bedenlerini kaptırmayanlaar, ruhlarının bir otobüs koltuğuna, bir gemi çapasına, bir lokomatif tekerleğine yapışmasını önleyebilmişler midir?
"Başımı alıp gitmek istiyorum" cümlesi kimbilir hayatımızın kaç kilidini kurcalamış, açayım derken kaç yeni kapı örtmüştür üstümüze. Arkaya bakmamayı başarabilenler, acaba gittikleri yere başlarını götürmeyi başarabilmişler midir?
"Tebdil-i mekanda ferahlık vardır" diyenler, aslında "tebdil-i kan"ı mı kasdetmişlerdir?

Sevgili Dost;
"Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum" Çünkü aklım hep kurcalanacak.
"Kalbimi alıp"; çünkü kalbim değişen kanı karşılayacak. "Uzaklara"; çünkü gazeteler mürekkep, radyolar ses, televizyonlar renk yapmak istiyorlar onu. "Gitmek istiyorum"; çünkü gitmek kalmaktan daha pullu : bir gece kıyafeti gibi ışıl ışıl parlıyor tenimiz. Bir gece, kıyafeti gibi soyuyor gurbetini.
A.Ural
« Son Düzenleme: Eylül 25, 2009, 07:45:10 ÖS Gönderen: mtree »

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı meryemozcan

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 7534
  • Cinsiyet: Bayan
  • Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #11 : Eylül 13, 2009, 10:00:50 ÖS »
Yazıdan çok serçe yavrusuna bayıldım. Teşekkürler mtree

Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #12 : Eylül 13, 2009, 10:01:38 ÖS »
Yazıdan çok serçe yavrusuna bayıldım. Teşekkürler mtree
Rica ederim:)

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #13 : Eylül 16, 2009, 11:21:59 ÖÖ »
Bu bölümü nasıl da kaçırmışım... Üzüldüm bu kadar geç beğendiğimi yazmaya...

Harika olmuş, emeğe teşekkür ederiz. 

Ey kutsal ağrı!
Saklandığın yerden çık!
Yalnız kendimizi değil, çevremizi de yakıp yıkıyoruz! Biz acı duymayanlar ahalisi, akan kanımızı boş gözlerle, bir nehir gibi seyrediyor, kopan ayağımıza vitrinlerden ayakkabı beğeniyoruz.


A.Ali Ural'ın 'makyaj yapan ölüler' kitabından alıntıdır
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı mtree

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1706
  • Cinsiyet: Bay
  • tavanarasında yağmurun sesini dinleyen şemsiyelere
    • Profili Görüntüle
Ynt: Posta Kutusundaki Mızıka
« Yanıtla #14 : Eylül 16, 2009, 11:34:45 ÖÖ »
Rica ederim
..kopan ayağımıza vitrinlerden ayakkabı beğeniyoruz.


harika

valizimi hazırlamama yardım et... kelimeleri sol tarafa koy... söylenmemiş olanları, yürünmemiş yolların yanına..