Eğlence > Diğerleri

Veliahd Şehzade Sultan Mustafa Han Nasıl Öldürüldü?

(1/9) > >>

Lâle:
Veliahd Şehzade Sultan Mustafa Han Nasıl Öldürüldü?


Tüm kaynaklarda hemen hemen aynı şekilde bahsi geçen mevzu, Yılmaz Öztuna'nın Büyük Türkiye Tarihi adlı eserinin dördüncü cildi ve 184. sahifesinde şu şekilde ele alınır:

"Rüstem Paşa,iktidarını devam ettirmek yolunu,Veliahd'i bertaraf etmekte görüyordu.Bu takdirde Hurrem Haseki-Sultan,zevcesi Mihrimah Sultan,açılacak veliahdlik makamına geçecek Şehzade Selim,kendisine minnettar olacaklardı.Bütün meseleyi,Kanuni'yi bu işe kandırmak teşkil ediyordu.Bu da,çok inceden inceye yürütülen bir siyasetle,yıllar boyu işlenen bir tema halinde,müsait psikolojik ortama getirildi.Şimdi artık daha cesur adımlar atmak,Veliahd'in vatan haini ve asi olduğunu göstermek icab ediyordu.Ordu,tamamen Veliahd'i tutuyordu.Ancak öyle bir oldu bitti yaratmalıydı ki,Ordu,işe müdahele edemesin.Böyle bir olup bittiden ,yani iş işten geçtikten sonra Ordu'nun Kanuni Sultan Süleyman gibi bir hükümdara baş kaldırmaktan çekineceği muhakkaktı.Ancak mes'ele vukuundan önce duyulursa,Ordu,işe karışır ve Rüstem Paşa'yı düşürerek Veliahd'in hayatını korurdu.Bizzat Veliahd'in de ,aleyhindeki suikasdden,ip boynuna geçirileceği ana kadar haber alamaması icab ediyordu,çünki Ordu'yu ayaklandırırdı.İşte bu mizansen,aynen tatbik edildi.

Rüstem Paşa ve adamları gûyâ Veliahd-Şehzade ile Şah Tahmasb arasındaki gizli muhaberâtı yakalayıp Kanuni'ye gönderdiler.Bu düzme vesikalara göre Veliahd ,Şah'ın kızı ile evlenecek ve babasının tahtını elinden almak için Şah'ın desteğini görecekti.Kanuni,bu mektuplar kendisine sunulduğu zaman önce inanmamış:

"Hâşâ ki,demiştir;Mustafâ Hân'ım bu küstahlığa cüret ede ve benim hayâtımda böyle bir vaz'ı nâ-mâ'kuul irtikâb ede.Bâ'zı müfsidler,kendileri mail olduğu şeh-zâdeye mülk münhasır olsun deyü büntân ederler.Zinhâr bu sözü bir dâhi lisâna getirmeyin ve bu makuule mesâviye vücud vermeyin!"

Ancak bir kere zarlar ortaya atılmıştı.Rüstem Paşa ve partizanları iş bu hâle geldikten sonra Veliahd'i imha etmeye mecburdular,aksi takdirde kendileri yok olurlardı.Kanuni yukarıdaki ifadesinden anlaşılacağı üzere önce oğlunun isyân edeceğine inanmamıştır.Fakat Rüstem Paşa'nın ifsatlarının arkası gelmeyince hükümdar önce şüpheye düşmüş,sonra kanmış ve kaani olmuştur.Çünki Kanuni'yi kandıracak zahiri sebepler eksik değildir.Padişah yukarıdaki tarihi sözleri,İsfendiyaroğlu meşhur Prens Şemsi Paşa'ya söylemiştir.

İşte Kanuni'yi 12.sefer-i hümayununa çıkmaya sevkeden durum budur.Bu sefer,bütün dünyaya karşı İran üzerine yapılıyordu.Gerçekte ilk hedef,Veliahd-Şehzade'nin yok edilmesiydi.Kanuni'yi oğlunun bozuk niyetleri olduğuna kandıracak tarihi misaller,sayılamayacak derecede çoktu.İşte en yakın birkaçı:Şah Tahmasb'ın kardeşleri,Şah İsmail'in öz oğulları,Sâm ve Elkas Mirzâlar,saltanat davası ile ağabeylerine baş kaldırmışlar,İran'ın en büyük düşmanı Osmanlı'ya sığınmışlar,ondan yardım alıp kendi öz yurtlarını yakıp yıkmışlardı,hatta bu prenslerden biri,Şii mezhebinden dönüp Sünni bile olmuştu.Bizzat Kanuni'nin babası Yavuz Sultan Selim,60 yaşını henüz geçmiş olan babası II.Beyazıd'e karşı karşı ayaklanmamış,babasının sefere çıkamayacak derecede ihtiyar olduğunu ileri sürmemiş,ortada ağabeyleri olduğu halde bütün Türk Ordusu'nu kendi tarafına çekip tahta oturmamış mıydı?Şehzade Mustafa,yüz hatları itibariyle babası Yavuz'a aynen benzemekle mâruftu ve Kanuni'nin canını sıktığı anlaşılan bu benzeyiş,hayatlarında bir kere Yavuz'u görmüş her Türk'ün Veliahd'in körü körüne taraftarı kesilmesine sebep oluyordu.Anadolu'da halk,Veliahd'in 38 yaşına geldiğini,büyükbabası Yavuz gibi 40 yaşına gelince tahta çıkacağını,dünyayı fethedeceğini söylüyordu.Kanuni'nin saltanatı uzadıkça uzamış,33 yıla ulaşmıştı.Bilindiği gibi halk,en mükemmel iktidarların bile uzaması karşısında bıkkınlık gösterir.Veliahd-Şehzade'nin,bu durumu körüklediği hakkında en küçük delile sahip değiliz.Fakat tabiatiyle kendisini sevenlere karşı bir tutum da takıyb edemezdi.Babasının çadırına körce denilecek bir güvenle girivermesi,vicdanen ne derece müsterih olduğunu gösterir."




Lâle:
"Kanuni,pek bağlı olduğu zevcesi Hurrem’in ve pek sevdiği tek kızı Mihrimah Sultan’ın,büyük oğlu aleyhindeki daimi tezvirlerinden bunalmış haldeydi.Hatta yıllarca bu tesire nasıl karşı koyduğuna şaşılır.Mesela IV.Murad gibi müstebit karekterde bir adam olsaydı,derhal oğlunun izalesi yoluna giderdi.Fakat o,ancak oğlunun İran desteğiyle baş kaldıracağına ve devletin bünyesini sarsacağına inandırıldıktan sonradır ki,Veliahd-Şehzade’nin imhasına karar vermiştir.Bununla bereber,henüz Anadolu yolunda bile müterddit kalmış,denebilir ki,büyük oğluna kıymak için ancak bir kaç konak mesafede kesin kararını vermiştir.

Veliahd-Şehzede Mustafa’nın sancağı,1541’de Manisa-Aydın’dan Amasya’ya nakledilmiştir.(Hammer,V,328).Uzun yıllardan beri,Amasya’da bulunuyordu.

Rüstem Paşa,sahte vesikalarını öyle acemice hazırlamış değildi.Önce Veliahd’in mührünü elde edip bir örneğini kazdırmış ve bu mühürle mühürlenmiş mektupları Şah Tahmasb’a yollamıştır.Bu sahte mektupta Şehzade Mustafa,Şah’tan babası alyhine yardım istiyor ve işin son derece gizli tutulmasını rica ediyordu.Öyle ki,Şah bile mektubun Osmanlı Veliahd’inden geldiğine şüphe etmemiş ve onu destekleyen gizli bir mektup göndermiştir.Şah’ın mektubu,Rüstem’in adamları tarafından ,Şehzade’nin eline geçmeden,yolda elde edilmiştir.Bu suretle Kanuni’ye sunulan vesikalar,Türkiye Hakanı’nı,oğlunun vatan haini olduğuna ikna etmiştir(bu mehtup Topkapı Sarayı Arşivi’nde bulunmaktadır:E.5.103).

Diğer taraftan Şehzade Mustafa,üvey anasının ve kardeşlerinin aleyhindeki tezviratından habersiz değildir.Fakat babasının kanuna,nizama ve devlet menfaatlerine olan bağlılığının derecesini bildiği,tek kelimeyle karekterinden emin olduğu için,meşru saltanat hakkını kaybedeceğini düşünememiştir.Çünki devletin bütün kuvvetleri,Veliahd-Şehzade Mustafa’dan başka bir şehzadenin Kanuni’ye halef olacağını düşünemiyorlardı.Şehzade Mustafa,Erzurum beylerbeysi Vezir Ayas Paşa’ya yazdığı bir mektupta,kardeşleri Selim ve Beyazıd’in aleyhindeki tezvirlerini bildiğini,fakat bu gençlerin ehliyet ve istibdat bakımından saltanat makamını dolduramayacaklarını yazmış,açıkça babasına layık halef olarak kendisinden başka kimseyi görmediğini bildirmişti.

Kanuni,1553 yılının 28 ağustosunda İstanbul’dan hareket etti.8 eylülde Bursa Yenişehri’ne ,21 eylülde Bolvadin’e geldi.Karaman sancakbeyi olan Şehzade Beyazid,Yenişehir’de babası ile buluştu.”Taht Muhafızı”adıyla saltanat naibi olarak Edirne’ye gitti.İran seferinin sonuna kadar Avrupa’da babasına vekalet etti.Önceki 2.İran seferinde bu göreve Şehzade Selim getirilmişti.Bu sıralarda Şehzade Mustafa 38,Selim 29,Bayezid 27 yaşlarında idiler.Şehzade Selim,Manisa’dan Bolvadin’e geldi ve babası ile buluştu.Sefer boyunca babasına refakat edecek ve ağabeyi Mustafa’nın yok edilmesinden sonra,veliahd olacaktı.5 ekimde Kanuni,Orduy-ı Humâyûn ile beraber Konya Ereğlisi yakınlarında Aktepe mevkiine geldi.Burada otağ-ı hümâyûn kuruldu.Padişah’ın İstanbul’dan ayrıldığı 1 ay,8 gün olmuştu.Ertesi gün,büyük trajedinin son perdesi oynanacaktı."

Lâle:
"Veliahd-Şehzâde Mustafa, Anadolu tımarlı sipahilerinden meteşekkil büyük bir ordu ile buluşmak üzere Amasya’dan hareket etti.6 Ekim sabahı erkenden,Orduy-ı Hümâyûn’un konakladığı Aktepe’ye geldi.Otağını,babasınınkine yakın bir yere kurdurdu.2. Vezir Dâmâd Kara Ahmed Paşa-ki Kanuni’nin kızkardeşlerinden biri ile evli olduğu için hükümdarın ve Veliahd’in eniştesi idi-olayların takiyb ettiği seyri kavramıştı.Rivayete göre Veliahd’e Amasya’ya haber gönderip aleyhindeki suikasdi ihbar etmiştir.Fakat Şehzâde Mustafa,kulak asmadı.

Ordu,Şehzâde Mustafa safların önünden geçerken büyük tezahürat yaptı.Vezirler ve beylerbeyiler gelip,protokol sırasiyle Veliahd’in elini öptüler.38 yaşındaki Şehzâde,tam 27 yıldan beri veliahd idi.Bütün imparatorluk,kendisine ikinci bir padişah,Kanuni’nin-ki 58,5 yaşında idi- yakın halefi gözüyle bakıyordu.

Şehzade Mustafa,babasının elini öpmek üzere Otağ-ı Hümâyun’a girince çadırı boş gördü.Birden karşısına çıkan 7 dilsiz cellat,silahsız olan Şehzade’yi kement atmak suretiyle boğdular.Babasının çadırına giderken Ordu’nun yaptığı tezahürat,Şahzade’nin hâlâ kulaklarında çınlıyordu(Hammer,VI,56).Kanuni’nin 46 yıllık saltanatının en uğursuz günüydü.Büyük hükümdar,hayatının en mühim hatasını irtikâp etmişti."

Lâle:
Aynı kitaptan Şehzadenin şehit edilmesi üzerine ordunun acısı şöyle ifade edilir:

“Ordu tabiatıyle,safları ortasında işlenen bu cinayeti,birkaç dakika sonra haber aldı.Avrupalı seyyah ve elçilerin disiplin ve sessizliğini öve öve bitiremedikleri dünyanın birinci vurucu kuvveti,karmakarışık oldu.Her kafadan ayrı ses çıkıyor,Rüstem Paşa hakkında küfürler yükseliyor,arada bir terbiyeli şekilde padişahın alyhinde bulunanlar da işitiliyordu.Asker,mâtem alâmeti olarak öğle yemeğini yemedi.Şehzadenin yakınları tabiatiyle ümitsiz,fakat güçlü şekilde harekete geçtiler.Rüstem’in hayatı tehlikeye girdi.Bulunduğu yerde parçalanacağı muhakkakken,Rüstem ve Şehzade Mustafa’nın ateşli taraftarı olarak bilinen 3.Vezir Haydar Paşalar’ın azledildiğine,sadarete Ordu tarafından çok sevilen ve büyük bir asker olan 2.Vezir Dâmâd Kara Ahmed Paşa’nın tayin olduğuna dair padişah iradesi Ordu’ya tebliğ edildi.Bu suretle Kanuni damadının hayatını kurtarmış oluyordu(Peçevi,I,303)

Asker,Rüstem Paşa’yı öldürmek için otağına gitmiş,fakat Paşa’yı bulamamıştır.Otağı yıkılmış ve tahrib edilmiştir.Rüstem,kıyafet değiştirerek İstanbul’a kaçmış ve kaynanası Hurrem’e sığınmıştır.Sonradan Rüstem,Venedik balyosu Domenico Trevisano’ya,Veliahd-Şehzâde’nin katlinin kendi eseri olduğunu söylemekten çekinmemiştir.”

Halkın acısı da ordunun acısına eşdeğerdedir.

“Şehzade’nin ölümü,kendisini candan seven Anadolu halkını yaraladığı gibi,nimetleriyle perverde olan yüzlerce bilgin,şair,san’atkâr ve şeyh de bu beklenmedik ölüme ağladı(Hammmer,VI,58)”

"Kanuni’nin süt kardeşi olan Mehmet Çelebi,olaydan iki sene sonra,padişah İran seferinden İstanbul’a dönünce,Şehzade Mustafa’ya kıydığı için yüzüne karşı ağır sözler söylemiş ve bu kavgadan sonra bu iki zâtın araları açılarak bir daha görüşmemişlerdir.Şehzade’nin iftiraya kurban gittiği kanaati,bütün imparatorlukta,hatta dünyada hâkim olmuştur.(Öztuna,IV,189)"

Şehzade Mustafa’nın şehit edilmesi üzerine pek çok şair halkın duygularına tercüman olarak acılarını şiirlere dökmüşlerdir.İşte bunlardan bazıları:

"Şehzade Mustafa üzerine söylenen mersiyeelrden en meşhuru Taşlıcalı Yahya’nınkidir.Birkaç beyti şöyledir:

Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı
Ecel cellatları aldı Mustafa Hânı

Tolundu mihr-i cemâli bozuldu divânı
Vebâle koydular al ile Osman’ı

......

Yalancının kuru bühtânı buğz-ı pinhânı
Akıttı yaşımızı yakın nâr-ı cihânı

(Osmanlı Ansiklopedisi,III,14)"

Lâle:
Şair Sami’nin mersiyesi,Yahya Bey’inkini gölgede bırakmaktadır,çünki pek ağır olan hücumlar daha fazla bizzat Kanuni’nin şahsına tevcih edilmiştir.

....
Gün gibi zahir idi zerre günahı yok idi
Eşiğinden dahi bir özge penahi yok idi
Sana ol doğru idi eğri nigâhi yok idi
Hakk anâ şâhid idi gayri günahî yok idi
Bende idi sana ol bir dahi şâhi yok idi
Hakbilir gayri yere varmağa rahî yok idi
“Ceng eder geldi” desen iki sipahi yok idi
Hançer urdun da anın cismine ahî yok idi
Yok idi cürmü bu Sami der ilahi yok idi
Mustafa n’oldu hani n’eyledin a Padşehim


İran ve Venedik,Cihan İmparatorluğu'nun müstakbel sahibinin beklenmeyen ölümüyle çalkalanmış,Şah Tahmasb bile bu olay hakkında "na-mâ'kuul!" demiştir.

(Öztuna,IV,193)

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git