Tartışma > Edebiyat

Bildiğimiz Şiirler ve Söz Sanatları

<< < (3/7) > >>

sozedebiyattan:
"Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."

                                            (Mehmet Akif Ersoy - Çanakkale Şehitlerine)


a) Telmih:
Söz arasında, herkesçe bilinen geçmişteki bir olayı, bir durumu hatırlatma sanatına telmih denir.

b) İstiâre:
Benzeyen ile kendisine benzetilenden sadece biriyle yapılan benzetmeye istiâre denir.

Sadece benzetilenin yer aldığı benzetmeye açık istiâre, sadece benzeyenin yer aldığı benzetmeye de kapalı istiâre denir.

"Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi."

Bedir sözcüğü ile Bedir Savaşı hatırlatılmış, dolayısıyla telmih sanatı yapılmıştır.

Ayrıca, Bedir Savaşı'ndaki askerler de bir aslana benzetilmiş, benzeyen kullanılmamış, dolayısıyla açık istiâre sanatı yapılmıştır.

sozedebiyattan:
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.

                                      (Cahit Sıtkı Tarancı - Otuz Beş Yaş)

Telmih:
Söz arasında, herkesçe bilinen geçmişteki bir olayı, bir durumu, bir kişiyi hatırlatma sanatına telmih denir.

Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.

Dizelerde, İtalyan şair Dante hatırlatılmış, dolayısıyla telmih sanatı yapılmıştır.

sozedebiyattan:
Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi,
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi,

                                          (Aşık Veysel)

Tenâsüp:
Aralarında anlamca bir ilgi bulunan en az iki sözcüğü bir arada kullanma sanatına tenâsüp denir.

Koyun verdi, kuzu verdi, süt verdi,
Yemek verdi, ekmek verdi, et verdi,

Yukarıdaki dizelerde koyun, kuzu, süt, et ile yemek ve ekmek anlamca birbiriyle ilgili sözcüklerdir, dolayısıyla tenâsüp sanatı yapılmıştır.

sozedebiyattan:
Her nefeste eyledik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiçbir gün ah

                             (Süleyman Çelebi)


Cinas:
Sesleri aynı, anlamları farklı sözcükleri bir arada kullanma sanatına cinas denir.

Her nefeste eyledik yüz bin günah
Bir günaha etmedik hiçbir gün ah

Dizelerdeki günah sözcüğünün sesleri aynı, anlamları farklıdır, dolayısıyla cinas sanatı yapılmıştır.

sozedebiyattan:
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

                                   (Faruk Nafiz Çamlıbel - Çoban Çeşmesi)

a) Telmih:
Söz arasında, herkesçe bilinen geçmişteki bir olayı, bir durumu, bir kişiyi hatırlatma sanatına telmih denir.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

İlk dizede Leyla ile Mecnun aşk hikayesi hatırlatılmış, dolayısıyla telmih sanatı yapılmıştır.

b) Hüsn-i Ta'lil:
Herhangi bir durumu gerçek nedeni dışında, daha güzel ve bir başka hayalî nedene bağlama sanatına hüsn-i ta'lil denir.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

Üçüncü ve dördüncü dizelerde çoban çeşmesinin gezmesinin nedeni, gerçek sebebi dışında, kırmızı bir gül aramasına bağlanarak hüsn-i ta'lil sanatı yapılmıştır.

c) Teşhis:
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara insan kişiliği verilmesine teşhis denir.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda;
Ateşten kızaran bir gül arar da,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.

Çoban çeşmesi bir insan gibi düşünülerek insana ait olan gezmek, aramak eylemleri insan dışındaki bir varlığa - çoban çeşmesine - verilmiş, dolayısıyla teşhsis sanatı yapılmıştır.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git