Gönderen Konu: Mülakat ile röportaj arasında ne fark var?  (Okunma sayısı 15593 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ser-mest

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 987
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Mülakat ile röportaj arasında ne fark var?
« : Mart 31, 2009, 01:36:18 ÖS »

Arkadaşlar mülakat ayrı bir tür mü yoksa bir röportaj şekli midir?
Bir de gezi yazısı ile röportajın ne benzerliği var?
"Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin"
 (Sezai Karakoç)

Çevrimdışı meryemozcan

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 7539
  • Cinsiyet: Bayan
  • Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mülakat ile röportaj arasında ne fark var?
« Yanıtla #1 : Mart 31, 2009, 02:01:12 ÖS »
Benim bildiğim tek fark mülakatta yorum yok, röportajda var yani yazar röportajda kendi duygu ve düşüncelerine yer verir. Bir de şunu söyleyebiliriz. Röportajlarda öznellik ağır basarken, mülakatlarda nesnellik göze çarpar.

                                                                                                 
Gezi yazısı ile röportajın benzer yönleri

1-  Her iki tür de bilgilendirme amaçlıdır.

2-  Her iki tür de haber yazısıdır.

3-  İkisinde de gözlem önemlidir.


Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...

Çevrimdışı ser-mest

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 987
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mülakat ile röportaj arasında ne fark var?
« Yanıtla #2 : Nisan 19, 2009, 08:38:28 ÖS »
Arkadaşlar, ne yazık ki günümüzde röportaj ile mülakat-söyleşi kavramları hep birbirleriyle karıştırılmakata. Bu konuyla ilgili güzel bir makale buldum:Prof. Dr. Attila GİRGİN yazmış, iyi ki de yazmış.

Okuru alın, sizinle omuzunuzun üstünden bakmasını sağlayın. (Hans-Joachim Schlüter)

Giriş
Kavram olarak, röportajın tanımlanması güç görünmektedir. Günümüzde, röportaj denilince, gazete için toplanan haberler ya da bu haberleri anlatan yazı kastedilmemelidir; çünkü röportaj haber toplamanın ötesinde bir uğraş gerektirmektedir.(1)
Türkiye’de röportajın tarihçesine ilişkin bir makale yazmış olan Adnan Binyazar, röportajın, başlarda “mülakat” kavramının dar sınırları içinde düşünüldüğünü hatırlatarak, bugün de bu yöntemin geçerliliğini yitirmediğini, röportajın bu mülakat özelliğinden yararlanıldığını bildirmiştir. Ancak Binyazar, asıl röportajın daha çok araştırmaya, incelemeye, soruşturmaya dayanan birtakım gerçeklerin belirmesine çalışan çok yönlü bir gazetecilik olduğunu kaydetmiştir.
Binyazar, “Kişilerle yapılan mülakatlara ‘röportaj’ dediğimiz gibi, kimi durumlarda gezi izlenimlerini de bu tür içinde düşündüğümüz oluyor.” değerlendirmesini yaptıktan sonra, gezide amacın araştırma, inceleme, soruşturma olduğunu, bunlardan çıkan sonuca göre de bir “rapor” hazırlandığını, aslında röportajın kökeninin bu “report, reporting”e dayandığını ileri sürmüştür.(2)

Röportajın Tanımı
Bir tanıma göre röportaj, “Bir olayın yakınına gidilerek olan-bitenin anlatılmasının, habercinin izlenimlerinin aktarılmasının yanı sıra çevrenin, ortamın betimlenmesiyle gerçekleştirilen bir tanıklık”tır. Aynı tanıma göre, röportajın yeni bir yazın türü olduğu ileri sürülerek, 19. Yüzyıl’dan itibaren modern gazetecilikteki yerini bulduğu ifade edilmektedir.(3)

Bir başka tanımda da, “olaylarla ve insanlarla temas” olarak değerlendirilen röportaj, “sanatsal bir biçimde kurgulanırken, canlılık katılmış, renklendirilmiş, insancıl duygularla bezenmiş, doğrudan tanıklık” olarak betimlenmektedir.(4)
Fransızca “reporter” fiilinden türeyerek (reportage) Türkçe’ye geçmiş röportaj sözcüğüne, sözcüğün kavramsal tarihi açısından bakılırsa o, modern gazetecilikle ilgili olan, bu vadide serpilen, çekirdeğini tanıklıktan alan bir yazı türü olarak görülebilir.(5)
Oysa kimi ülkelerin gazete yazı türleri içinde,”röportaj” kavramına rastlanmamaktadır. Örneğin, dünyadaki basın kuram ve kavramlarına önemli katkılarda bulunan ABD’de, röportaj terimi kullanılmamaktadır. Bu ülkede röportaja yakın olarak, “special”, “feature”, “article” çerçevesinde özellikle “personal experience story” türü gösterilebilir.(6)
Röportajın yapısına daima öznellik hakimdir. Bu öznellik, bütünüyle gerçeklere odaklı basit (sade, kuru, çıplak) haberin ve de hemen hemen aynı derecede yalın biçimlendirilmiş karmaşık haberin (renkli haber) aksine, aranan ve de beklenen bir özelliktir.
Röportaj Kavramı Üzerine Görüşler
Emin Özdemir, röportajın gazeteciliğin önemli bir dalı olduğunu vurgulayarak, “Röportajın bir doğruyu, bir gerçeği, araştırma, inceleme, gezip görme yoluyla ya da soruşturma yöntemiyle yansıttığını” belirtmiştir.
Özdemir de, “mülakat biçimindeki röportajcılığın” bugün de varlığını sürdürdüğüne dikkat çekerek, “röportajın öykülemeyle birlikte açıklamaya, açıklamayla birlikte betimlemeye yer verdiğini” vurgulamıştır.(27)
Prof. Dr. Oya Tokgöz, röportajı “magazin gazeteciliği” çerçevesinde ele almış, magazin gazetelerinin amaçlarını, “eğlendirirken bilgi vermek” biçiminde değerlendirerek şu görüşü savunmuştur:
“Haber olabilecek her konu, haber yapılarak yayımlanır. Başarılı olurlar da olmazlar da. Bu yönden insanoğlunun hoşuna giden, onları düşünceye yöneltmeyen haberler yanında, çoğu kez yapay haberler de verilir. Günlük haber bütçelerini ‘fantazyaya’ (kurmaca) dönük, tatlı haberler oluşturur.”(28)
Prof. Dr. Tokgöz, magazin gazetelerinde yer alan haberlerin hepsinin renkli haber biçiminde kaleme alındığını, öteki düz haberlere oranla renkli haberlerin çoğunun kişisel olduğunu, renkli haberi yazanın, haberinde kendi düşüncelerini ifade fırsatını bulduğunu bildirmiştir.
Renkli haberin, çoğu kez “röportaj” diye adlandırıldığını öne süren Prof. Dr. Tokgöz, röportajı şöyle tanımlamıştır:
“Bir gazetede yer alan renkli haber, düz haberin temelini oluşturan, cilasız, kim, ne, nerede, ne zaman, neden, nasıl sorularının ötesinde ve dışında kalanları da içine alan bir yazı türüdür.”
Prof. Dr. Tokgöz, renkli haber yazımı için, en uygun yolun “normal piramit kuralı” olduğunu da belirterek şunları ifade etmiştir:
“Renkli haber, önemsiz bir ayrıntıyla başlar, en önemliye ise haberin sonunda ulaşır. Yalnız, renkli haberin girişi gibi diğer bölümleri de canlı ve hareketli olmalıdır. Renkli haber yazarı da, haberciliğin temel ilkeleri ve gereklerine uymak zorundadır. Kesinlik, açıklık, doğruluk, okunabilirlik, sadelik, zevkli bir ifadeye devamlı olarak uyar. Ancak bu şekilde kendi fikirlerini ifade etme fırsatını bulur...
Süre öğesi, renkli haberde önemli olmakla beraber, okuyucunun ilgisi üzerinde katkısı olmadığından, fazla önemsenmez. Bu yüzden renkli haberini yazarken gazeteci, süre öğesini olayın akışı içinde düzenler. Cümlelerini, paragraflarını, hayal gücünü kullanarak, renk, yorum, açıklama katarak bütün haline getirir.”(29)
Öte yandan, Türkiye’de 1950’li yıllarda Yaşar Kemal ve Fikret Otyam ile başlayan ve toplumsal sorunları röportajla ülke gündemine getiren önemli röportajcılar, röportajı kesinlikle edebiyatın içinde görmektedirler. Onlara göre, röportaj, bir gazete yazı türü olarak edebiyatın olanaklarından yararlanmaz; röportaj “bizatihi edebiyat içindedir”.(30)

Tanımların ve Görüşlerin Değerlendirilmesi
Tanımı konusunda gerçekleştirilen bu özet araştırma, röportajın Türkçe’deki kavramsal karşılığının net olmadığını ortaya çıkarmıştır. Basında da, uygulamalardan görüldüğü kadarıyla röportajın kuramsal ve işlevsel sınırları pek konulamamıştır. Bu kelimenin, yanlış anlamlandırılması ve yanlış kullanımı söz konusudur. Bu bağlamda, mülakatla röportaj yazıları genelde birbirine karıştırılmaktadır. Oysa ikisi arasında önemli farklar bulunmaktadır:
Mülakat yöntemi, aslında bir kişiyle konuşma, konunun aydınlanması için sorulan sorular ve alınan yanıtlardır. Kişinin tutumunu ve fikirlerini öğrenmek amacıyla sorulan sorular ve alınan yanıtlarla konuyu aydınlığa çıkarmak, mülakatın özünü oluşturmaktadır. Röportaj daha geniş bir anlam taşımakta, içinde mülakat da yer almaktadır. Oysa, mülakatın kapsamında röportaj bulunmamaktadır.
Mülakatta mümkün olduğu kadar görüşme yapılan kişi ve konuşulanların dışına çıkılmamakta, özel görüş, duygu ve yorumlara yer verilmemektedir.
Röportajda, herhangi biriyle görüşme zorunluluğu da yoktur. Hatta bazen, hiç görüşme yapmadan da röportaj yazılabilmektedir. Ya da ele alınan konuyla ilgili olarak, gerektiğinde birden fazla kişiyle de görüşülmekte ve ayrıntılara yer verilmektedir.
Röportaj yazarı, okuyucunun ilgisini çekmek için süslü bir üslup kullanabildiği ve ayrıntılara girdiği halde, mülakat yazısı kısa yoldan açık bir anlatımla sadece konuşulanları ortaya koymaktadır.(31)
Öte yandan, TDK’nın Türkçe Sözlük’ünde ısrarla yer alan, “konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı” açıklaması, röportajı tanımlamaktan uzaktır. Çünkü soruşturma ve araştırma, kendi başlarına röportajın asal öğeleri olamazlar. Bir röportaj için soruşturma ve araştırma yapılabilir; ancak bu çalışmalar bir haber yazısı için de gerçekleştirilir.
Araştırma, bir olayın çatısını çatmak, olay içindeki katılımcıların rollerini, sorumlulukları, yetkilileri, nedensel bağlantıları ortaya koymak için yapılan çalışmadır. Buradan elde edilecek sonuçlar doğaldır ki, bir röportajda kullanılabilir.(32)
Ancak bu aşamada, “Acaba bir röportaj, soruşturmasız, araştırmasız yapılamaz mı?” sorusunu yöneltmek gerekir. Yanıt, “Yapılabilir.” olacaktır. Bir uçak kazası sonrasına tanıklık edilerek, röportajın yapısal öğeleri kullanılarak kaleme alınmış yazı, röportaj sayılmayacak mıdır? Tabii ki sayılacaktır.
Bunun yanı sıra, bir röportaj yazmak için her zaman Himalaya Dağları’na yapılan bir keşif gezisinin kampında bulunmak gerekmez. Kentin herhangi bir caddesinde, köşeyi dönünce de bir konu yakalanabilir. Gözleri dört açıp bir olaya bakmak ve onu bir fotoğraf makinesi gibi saptadıktan sonra da, katıksız ve doğrudan anlatmak; röportaj için en uygun yöntem budur.(33)
Röportajın, açık olarak dillendirilmiş bir savı yoktur; röportajı okuyan kişi değişik yargılara varabilir. Bu çerçevede röportaj, büyük soruşturmalar, araştırmalar sonucu, baştan belirlenmiş bir sav çerçevesinde kaleme alınan gazete yazı türü olarak görülmemelidir.
Soruşturmaya, araştırmaya dayanan yazıda, bir “kanıtlama mantığı” vardır. Araştırmadaki varsayım, elde edilen malzemeyle kanıtlanmalıdır. Böyle bir yazıda, soruşturma, araştırma sonucu sağlanan bilgiler inandırıcı bir biçimde sıralanmalı ve sunulmalıdır. Okur yazıyı okurken, kaleme alanla aynı kanılara varma sürecinden geçmelidir. Okur yazıyı okuduktan sonra da, yazarın sonuçta yaptığı değerlendirmelere katılmalıdır.(34)
Okur, gazeteciden olayı sadece aktarmasını beklemez; olanaklar ölçüsünde, bu kez de kendisini olayların tanığı yapmasını ister. Gazeteci de, olayların basit bir çözümlemesini aktarmakla yetinemez; tanıklık yaptığı olguların anlamını ortaya çıkaracak, kendi gözlem ve değerlendirmelerini de katacağı bir metin kaleme olmak zorundadır. Sonuçta, röportaj olaya sadık ve tam bir tanıklıktır.(35)
Röportaj, insanlarla ve olaylarla temastır. Röportajcı da, bir kalemin üzerine tutturulmuş bir göz, bir burun ve bir kulaktır. Çünkü röportaj için, görmek, işitmek, hissetmek, yaşamak ve dokunmak gerekir.(36)
Haber ve röportajın asal amaçları, okurları bilgilendirmektir. Ne var ki haberin ve röportajın, gazete yazı türleri içinde farklı işlevleri vardır. Haber, güncele ilişkin tartışmasız bilgiler verme işlevini üstlenmiştir ve zamana bağımlıdır. Röportajın asal işlevi, gerçekten meydana gelmiş bir olayın, tanıklık edilerek okura ulaştırılması, okurla paylaşılmasıdır.
Haber yazısında, verilen bilgilerin gerçek ve kanıtlanır olması gerekir. Haberi yazan gazeteci, bir olayı, olguyu nesnellik kurallarına uygun olarak kaleme almak, betimlemelerde tarafsız davranmak zorundadır. Haber en nesnel olmaya soyunmuş gazete yazı türüdür.(37)
Buna karşılık röportajda, gazetecinin bir kereye özgü yaptığı tanıklık ya da olayı yaşaması söz konusudur. Dolayısıyla kanıtlanabilmesi hayli güçtür. Röportaj öznel bir gazete yazı türüdür. Gazeteci tanıklıklarını yazar, okur ona inanmak durumundadır. Ancak röportaj öznel bir gazete yazı türü olmasına karşın, gazetecinin yorum yapabileceği bir alan da değildir. Gazeteci belki bir röportaj konusuna, gizliden gizliye daha sıcak bakabilir; ama açık açık bir yorum yapılması, röportajda söz konusu olamaz.(38)
Röportaj anarşi yaratmanın karşıtıdır. Öznellik, görüşlerin gem vurulmadan ortaya dökülmesi anlamına gelmez. Öznellik, yazarın röportajında kullanmak üzere, bizzat yaşadığı olaylardan yaptığı bir derlemedir.”(39)


Mülakat
Öte yandan, birçok sözlükte, İngilizce “interwiew” kelimesinin karşılığı olarak, ne yazık ki “mülakat”, “görüşme” ve “röportaj” kelimeleri birlikte sıralanmaktadır. (Fransızca entrevue: 1. [Kararlaştırılmış] Buluşma.(1) 2. Görüşme, mülakat.)(2)
Şimdilerde yerini, “söyleşi” kelimesine bırakmakta olan mülakat, (“Bihter’le bir mülakatın müşkilatından kaçarken, bu dakikada bilakis onunla mülakata lüzum gördü.” - Uşaklıgil) Arapça “likaa” (buluşma, kavuşma) kelimesinden türetilmiştir ve “buluşma, birleşme, görüşme” anlamlarına gelmektedir. (Mülaki: buluşan, kavuşan, görüşen)(3)
Gazetelerde, kuramlara uygun kaleme alınmış röportajların yanı sıra yalnızca soru-cevaba dayalı mülakatlar da “röportaj” adı altında yayımlanmaktadır. Gazetecinin bir konuda, bilgilenmek için, ilgili kişiyle yaptığı görüşme röportaj değil, mülakattır. “Mülakat diye, fikirleri havadis kıymeti arz eden bir kimseyle yapılan konuşmaya denir.”(4)
Bu, bir gazetecinin haber kaynağıyla yaptığı iş görüşmesi, yani haber görüşmesidir. Bu tür konuşma (yüz yüze görüşme) iki kişi arasında, belirli bir amacı olan, bilgi alma ya da bilgi vermeye dayalı, doğrudan ya da dolaylı olarak ilgili bir sorunu çözmeye yönelik, ya da taraflardan birine belirli bir yardım öngören, ya da taraflardan birini daha iyi tanımayı ve anlamayı amaçlayan bir görüşmedir.(5)

Mülakat:
Gazetecinin bütün hayatı boyunca haber toplamak bakımından yaptığı ve başvurduğu yollardan bir tanesidir.(6)
Bir konunun, haberin aydınlanması, gerekli verilerin toplanması için sorulan sorulara yanıt alınmasıdır. Haber alma yönteminin temelidir.
Haber değeri olan kişinin tutumu, durumu ve fikirlerinin, sorulan sorulara verilecek yanıtlarda aydınlığa çıkarılmasıdır.
Hedef kitlelerin merak ettiği ve ilgi duyduğu bir konu hakkında, aydınlatıcı bilgi almayı amaçlayan ve belirlenen kişiyle soru-yanıt biçiminde geçen görüşmenin yazıya dökülmesidir.
Kişilere, topluluklara sorular yönelterek, belirlenen konuyu aydınlatmak ve hedef kitlelere yansıtmaktır.
Görüldüğü gibi, gündelik dilde sık sık karıştırılsa da, röportaj ve mülakat birbirinden farklı kavramlardır. Mülakat, “Karşılıklı konuşma, görüşme yapmak” olarak tanımlanır. Röportaj ise, konuşmaları aktarmanın yanı sıra ortam, çevre tanımlamalarına ve gazetecinin izlenimlerine de yer verir.
Mülakat, gerçekler hakkında bilgi toplamak ve bir konudaki görüşlerini öğrenmek için herhangi bir kişiye sorular yöneltmektir. Araştırmalardaki vazgeçilmez yöntemdir. Bu nedenle de her türlü gazetecilik etkinliğinde vardır.(7)
W. G. Bleyer, 1920 yılında yayımladığı “Gazetecilik Kitabı”nda, mülakatla ilgili şu değerlendirmeyi yapmıştır:
“Mülakat, her şeyden önce, muhatap olan kişinin anlattıklarını, atıf yoluyla okura aktarmak olduğundan, hayat ve hareket dolu bir gazetecilik sahasıdır. Soruların akıllıca seçilmesi, verilen yanıtların başarılı bir üslupla hikaye edilmesi, mülakat tekniğine, diğer gazetecilik çalışmalarından daha çok okunma şansını kazandırmaktadır.”(8)

Söyleşi
Gerçekte, haber toplama ve yazı tekniği açısından “mülakat” terimi daha uygundur. Çünkü mülakat, belli bir ana amaç doğrultusunda, esnek sorular sorularak gerçekleştirilen görüşmedir. Söyleşi ise, daha çok “sohbet” anlamı içerir. Ancak “mülakat” eski bir terim olduğundan, artık bunun yerine “söyleşi”, gazeteciler tarafından daha çok benimsenmiştir.
Toplumda, çeşitli gruplara mensup bireylerle, gazeteci olarak konuşmak, her zaman için kolay olmamaktadır. Birçok kişi, psikolojik ortamları el vermediği, ya da kişilik yapıları uyuşmadığı vb. nedenlerle gazetecilerle görüşmekten, söyleşi yapmaktan çekinmektedir; özellikle de “büyük ve önemli kişiler.” Bu yüzden gazeteciye ön bilgi verebilecek bir yakınlarıyla temasa geçmeden, söyleşi ayarlamak için önceden telefonlar etmeye, faks ve e-mail çekmeye, hazırlıklı olmadan onları izlemeye kalkışılmamalıdır.
Bu nedenlerle söyleşiyi ayarlamak, en az konuşmak kadar diplomasi gerektiren bir iştir. Genellikle gazeteci, söyleşi yapacağı kişiyle temasa geçecek, kendisini tanıtacak, kimin için çalıştığını açıklayacak, neden görüşmek istediğini söyleyecek, görüşmenin konusunu bildirecek ve muhtemel bir tarih ve saat kararlaştırılacaktır.
Bazen de gazeteci, söyleşi yapacağı kişinin sekreteri ya da ajansı ile görüşecek, onlara iki seçenekli tarih ve saat verecek, yer önerecektir. Örneğin, dinamizm ve sertliğiyle, bazen de personeline karşı merhametsiz davranışlarıyla tanınan belediye meclisi başkanının, nadir bulunan bir güve türü koleksiyoncusu olduğunu öğrenen gazeteci, söyleşi yapmak için başkanın kendisiyle konuşmak yerine, sekreteriyle görüşecektir. Sekreter, başkanın görüşmeyi isteyip istemediğini öğrenecek; yanıt olumluysa,uygun bir zaman ayarlayacaktır.(9)


Sonuç
Özetlemek gerekirse, haber bir olayın akışı, araştırma yazısı bağlantıları, röportaj da tanıklığı üzerine kurulur. Şöyle ki: haber teknikleri dizisinde ilk sırayı basit haber alır. Haber, kişiyi bir olay hakkında kısa ve öz olarak bilgilendirir. Basit haber bütünüyle gerçeklere odaklıdır. İkinci sırada ayrıntılı, yine gerçeğe odaklı, karmaşık haber (renkli haber) vardır. Ayrıntıları ve nedenleri aktarır. Karmaşık haberde öznel ve çözümsel öğeler bir arada kullanılır. Üçüncü sırada röportaj yer alır. Bir görgü tanığı ya da olayı yaşamış kişi tarafından yazılır ve ortamın yanı sıra söz konusu kişiye ait duygu ve düşünceleri de iletir. Bu çerçevede röportajı, basit, karmaşık ve renkli haberlerden, mülakat ile söyleşiden ayıran özellikler daima göz önünde bulundurularak, kavram kargaşasına neden olmaktan kaçınılmalıdır


"Tarif edilmez güllerin yankısı gözlerin"
 (Sezai Karakoç)