Gönderen Konu: Eskişehir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri  (Okunma sayısı 12224 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle

<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4315257713754753397" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4315257713754753397</a>


Eskişehir İli Tanıtım Videosu

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eskişehir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #1 : Ekim 22, 2009, 12:45:00 ÖS »
<a href="http://www.dailymotion.com/swf/x95ixu" target="_blank" class="new_win">http://www.dailymotion.com/swf/x95ixu</a>



Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eskişehir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #2 : Kasım 09, 2009, 09:06:26 ÖS »
GENEL BİLGİLER

İsa'dan önce birinci bin yılda Porsuk Nehri kıyılarında Frigyalılar tarafından kurulan Eskişehir Türkiye'nin en önemli yol kavşaklarından birisidir.

Yunus Emre, Nasrettin Hoca gibi tarihi kişileri yetiştiren Eskişehir Lületaşı, çeşitli haslıklara iyi gelen sıcak su kaynakları ile de ünlüdür.

Eskişehir kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, mutfağı ve alışveriş olanakları ile önemli bir turizm çekim merkezi olmayı hedeflemektedir.

İLÇELER:

Eskişehir ilinin ilçeleri; Alpu, Beylikova, Çifteler, Günyüzü, Han, İnönü, Mahmudiye, Mihalgazi, Mihalıççık, Seyitgazi ve Sivrihisar'dır.

Seyitgazi: Zengin bir tarihi olan Seyitgazi'nin 18 km. güneydoğusunda, Bardakçı köyünde, güneye inen antik yol üzerinde Roma Çağı'nda kurulmuş, Bizans Çağı'nda da önemini korumuş bir dini merkezi olan Santabaris antik kenti bulunmaktadır.

İlçenin Üçler tepesinin doğuya bakan yamaçları üzerinde 150 m. yüksekliğindeki 1207-1208 tarihlerinde 1.Alaattin Keykubad'ın annesi Ümmühan Hatun tarafından yaptırılan Seyyit Battal Gazi Külliyesi (cami, türbe ve imarethaneler) yer almaktadır. 1511-1517 tarihleri arasında Osmanlılar tarafından eklenen medrese binaları ilçenin tarihi dokusunu zenginleştirmiştir. İlçeye 7 km. uzaklıktaki Arslanbeyli Köyü'nde yer alan Sücaeddin - i Veli Türbesi, İki Çeşme mahallesinde Selçuklu Hamamı'nı önemli tarihi eserler arasında saymak mümkündür.

Han: Eskişehir'e 86 km. uzaklıkta antik yol üzerinde bulunan ilçe Romalılar tarafından kurulmuştur. Bizans Çağı'nda dini bir yerleşme alanı olan ilçede toprak altındaki yumuşak kaya mezarları bulunmuştur.

Sivrihisar: Zengin bir tarihi olan ilçe Hitit, Frig, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu dönemlerinin önemli merkezlerinden birisi olmuştur. Anadolu Selçukluları döneminde bir uç beyliği olan ve önemli bayındırlık çalışmalarının yapıldığı kentte o dönemde yapılan eserlerden (8 cami,16 mescit, 5 hamam,1 kervansaray, 2 kümbet, 8 çeşme ve 1 sübyan mektebi) pek azı günümüze ulaşmıştır.

İlçenin en önemli tarihi eserlerinden birisi olan Haznedar Cami ilçe merkezindedir. Anadolu Selçuklularından Hazinedar (Maliye Nazırı) olan Necibiddin Mustafa'nın kendi adına yaptırdığı caminin içerisi minyatürlerle doludur. Merkezde yer alan diğer bir önemli camide Selçuklu mescidi yıkılarak Hicri 898 yılında Şeyh Baba Yusuf tarafından yaptırılan Kurşunlu Camisi'dir. Caminin zarif bir minaresi ve önünde çeşmesi vardır.

Sivrihisar'ın 16 km. doğusunda Ballıhisar köyünde yer alan Pessinus Şehri bir Frig yerleşmesidir. Kent Romalılar döneminde de önemini korumuştur. Çağında büyük ve tanınmış bir şehir olan Pessinus ticaretin yanında tanrıça Kybele ve Attis için yapılan ayinleri ile de ünlüydü.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Otogar şehir merkezine yaklaşık 2 km. uzaklıktadır. Bütün Belediye Otobüsleri ile şehrin her semtinden Otogara ulaşılabilmektedir. Ayrıca firmaların özel servisleri de bulunmaktadır.

Otogar Tel: (+90-222) 227 88 00 - 227 88 01

Demiryolu: Eskişehir'in demiryolu ulaşımı'da vardır.

İstasyon Tel: (+90-222) 225 55 55

GEZİLECEK YERLER

Geleneksel Eskişehir Evi

Nasrettin Hocanın Evi: Dünya mizah edebiyatında önemli bir yer tutan fıkralara sahip Nasrettin Hoca 1208 yılında, Sivrihisar'ın Hortu Köyü'nde doğmuştur. Eskişehir' in Sivrihisar İlçesi ve Hortu Köyü'nde her yıl Nasrettin Hoca'yı anma şenlikleri ve adına halk edebiyatı seminerleri düzenlenmektedir.

Müzeler

Eskişehir Arkeoloji Müzesi

Adres: Akarbaşı Mahallesi
Hasan Polatkan Bulvarı No: 86
Tel : (+90-222) 230 13 71
Faks : (+90-222) 230 17 49

Atatürk ve Kültür Müzesi

Osmanlı Evi Müzesi

Yunus Emre Müzesi

Adres: Mihalcık İlçesi Yunus Emre Beldesi
Yunus Emre Mezar ve Külliyesi
Tel/Faks : (+90-222) 647 50 31

Seyitgazi Müzesi

Adres: Seyyid Battalgazi Külliyesi
Seyidgazi - Eskişehir
Tel: (+90-222)671 30 82 - 671 30 38
Fax: (+90-222) 230 30 17

Eskişehir Valiliği Lületaşı Müzesi:

Müzede pipoların yanı sıra lületaşından işlenerek yapılan takılar, hatıra ve kullanım eşyaları ile ulusal ve uluslar arası yarışmalara katılan heykelcikler yer almaktadır. Müzede ellinin üzerinde sanatçıya ait dört yüz eser sergilenmektedir.

Tel: (+90-222) 233 05 82

Örenyerleri

Frig Vadisi: Antik kent Eskişehir'e 90 km. uzaklıkta Han ilçesine bağlı olan Yazılıkaya Köyü bitişiğinde yer almaktadır. Vadide Frig Krallığı, Lidya Krallığı ve Pers İmparatorluk döneminde üç ayrı yerleşme evresinin bulunduğuna ilişkin birçok temel ve yapı kalıntısına rastlanmıştır. Diğer yandan, Midas Anıtı'nın çevresinde akropol üzerinde bir kentin varlığına ilişkiler bulgular saptanmıştır.

Kayalık bir platform üzerine kurulmuş ve Erken Tunç Çağlarında yerleşim görmüş olan Midas (Yazılıkaya) Friglerin dini merkezi olmuştur. Antik şehirde Hitit kültürüne ait kendi stilleri ile yaptıkları kaya kabartmalarına rastlanmıştır. Hititlerden sonra Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya'da Frig kültürüne ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları, sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik yollar olmak üzere 33 adet eser bulunmaktadır. Bunlar doğa koşullarından dolayı yıpranmış olsalar da günümüze ulaşabilmişlerdir. Roma ve Bizans çağlarında Frig yapıtlarının çoğu dini amaçlarla tahrip edilmiş, yerlerine kaya barınakları ve kaya mezarları yapılmıştır. Kaya yüzeyine bir tapınağın cephesi biçiminde işlenen Frig kaya anıtları, sembolü, kutsal hayvanı aslan olan Frig dini, tek tanrısı ana tanrıça Kybele'ye adanmıştır. Vadinin ormanlık kısmında, Çukurca Köyü'nden Kümbet Köyü'ne kadar uzanan bölgede 25'e varan anıt, kült anıtları, açık hava ve doğa tapınakları, kale, mezar ve diğer eserler bulunmaktadır.

Pessinus: Ana tanrıça Kybele'ye ithafen Sivrihisar İlçesi'nin Ballıhisar Köyü'nde kurulmuş bir şehirdir. Tapınak kenti olarak bilinen Pessinus Romalılar döneminde de kutsallığını ve önemini korumuştur. Bugün kente ait stadyum, tiyatro, tapınak, su kanalı ve nekropola ait kalıntılar bulunmaktadır. Antik kentte 1967 yılından beri arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Kazıdan çıkan eserler Ballıhisar'daki müzede sergilenmektedir.

Doryleaum: Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarını yaşamış Höyük kentin kuzey bitişiğinde ve Muttalip Köyü'nün doğusunda yer almaktadır. Höyüğe ve eteklerinde yer alan temel hafriyat sırasında çıkarılan Helenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait eserler Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Karacaşehir: Roma ve sonra Bizans Çağı'nda yapılmış, Osmanlılar tarafından takviye edilmiş kale kenti olarak anılan Antik Kent Eskişehir'e 6 km. uzaklıkta, Karacaşehir Köyü'nün güneybatısında yer almaktadır. Günümüzde, kentin müdafaa surları tamamen yıkılmış, yalnızca doğu ve batı girişindeki kulelerden küçük parçalar kalmıştır. Kalenin içerisinde karargah binaları, sarnıç ve sokaklar, ev harabeleri görülmektedir.

Midas Anıtı: Yazılıkaya platformunun kuzeydoğu yamacında doğuya bakan cephede yer alan anıt bazılarınca Yazılıkaya, bazılarınca da Midas Anıtı olarak adlandırılmıştır. Antik kent adını bu anıttan almıştır. Kentin en önemli yapıtı olan anıt, Frig kaya anıtlarının en görkemlisi, bölgenin ve dünyanın en önemli eşsiz yapıtlarındandır.

Külliye ve Türbeler

Kurşunlu Camisi'nin batısında yer alan Şeyh Şahabattin Türbesi ve Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in kayınpederine ait Şeyh Edebalı Türbesi Eskişehir'in önemli türbeleridir.

Yunus Emre Külliyesi ve Türbesi: Eskişehir Mihalıcçık İlçesi Yunus Emre Beldesi'nde (Sarıköy) dir. Eskişehir-Ankara demiryolu yakınından geçmektedir.

Yunus Emre bu dünyada yaşayan insanları sevgiye, birlik ve beraberliğe çağıran bir halk aşığıdır. Mezar taşının ön cephesinde yazılı olan "gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz." sözlerinde Yunus Emre'nin yaşam felsefesi özetlenmektedir.

Seyit Battal Külliyesi: Seyitgazi İlçesinde, 150 metre yüksekliğinde Üçler Tepesi'nin doğuya bakan yamaçları üzerindedir. Bu külliye Seyyit Battal Gazi' ye ithafen yaptırılmıştır (1207 - 1209).

Korunan Alanlar

Geyik Alanı
Yeri: Eskişehir

Özelliği: 200-400 yaşlarında ve 38-45 m boylarında, düzgün ve dolgun yapıdaki sarıçam ağaçlarından oluşmuş 10,5 hektarlık alan.

Tesis Tarihi: 03.11.2000

Mağaralar

Sarıkaya Mağarası

Yeri: Eskişehir, Mihalıççık İlçesi, Yalınkaya Köyü

Eskişehir Mihalıççık yolundan ayrılan Büyüdüz-Sasa-Yalınkaya yönüne gidilerek Yalımkaya köyüne ulaşılır. Yalınkaya'dan Domya deresinin derin kanyonu içerisinden bir saatlik yürüyüşle gidilir.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 591 m. olan mağaranın iki girişi vardır. Birbirine bağlı üç kattan oluşur. Tabanında kum, çakıl ve molozlar bulunan mağaranın alt katı nemli olduğundan damlataşlarca zengindir. Oluşumları devam eden bu damlataşlar sarkıt, dikit, sütün, duvar ve perde damlataşı, damlataş havuzları çoğunlukla siyah ve kahve renklidir. Üst katlar fosil şekildedir. Damlataş yönünden fakirdir.

Mağaranın soğuk ve nemli bir havası vardır. Üst kat 13ºC, yüzde 80 neme, alt kat 10ºC, yüzde 90 neme sahiptir.

Mağara, Prehistorik ve tarihi dönemlerde insanlar tarafından kullanıldığını gösteren Çakmaktaşı yongaları seramik ve tuğla parçaları ve insan kemikleri gibi buluntu ve şekillere sahiptir.

Yelinüstü Mağarası

Yeri: Eskişehir, Günyüzü İlçesi, Kayakent Beldesi

Sivrihisar ile Günyüzü Sakarya Nehri arasında uzanan Sivrihisar Dağlarının güneydoğusunda yer alır. Ankara-Eskişehir veya Ankara-Polatlı-Yunak kara yolların Kayakent Beldesine gidilebilir. Mağara Kayakent Beldesinin hemen yakınındadır.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 420 m. olan mağaranın girişe göre son noktanın derinliği -90 m.dir. Mağaranın giriş bölümünün sağ tarafından ayrılan küçük inişleri olan dar bir galeri ile ikinci bölüme geçilir. İri bloklarla kaplı salonun içinde değişik damlataş oluşumları bulunmaktadır. Bu salondan aynı oluşumlara sahip diğer iki faklı salona açılır.

Yağışlı dönemlerde tavandan damlayan dönemler dışında bütün mevsimlerde kurudur. Eski dönemlerde, bu suları toplamak amaçlı sarnıç ve havuzlar yapılmıştır. İçeride sıcaklık ortalama 20ºC, nem yüzde 70'dir.

Yelini Mağarası ile benzer özellikler gösteren bu mağarada da uzun dönemler insanlar tarafından kullanıldığını gösteren şekil ve kalıntılar mevcuttur.

Yelini Mağarası

Yeri: Eskişehir, Günyüzü İlçesi, Kayakent Beldesi

Yelinüstü Mağarasının güneyinde yeralan Mağara Sivrihisar ile Günyüzü Sakarya Nehri arasında uzanan Sivrihisar Dağılarının güneydoğusundadır. Mağaraya, Ankara-Eskişehir veya Ankara-Polatlı-Yunak Karayollarından gidilebilir.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 271 m. olan Mağaranın en derin noktası, girişe göre -26 metredir. Damlataş ve tavan düşen iri bloklarla bir çok salon ve odaya bölünen mağara, görünümleri son derece güzel damlataşlar ile kaplıdır. Genel olarak girişten sona doğru sıcaklık azalarak nem artmaktadır. Girişte sıcaklık 25.5ºC, yüzde 45 nem, son salonda 16.1ºC sıcaklık, yüzde 79.5 nem oranına sahiptir.

Yelinüstü Mağarası ile benzer özellikler gösteren bu mağarada uzun dönemler insanlar tarafından kullanıldığını gösteren şekil ve kalıntılar mevcuttur. Mağara önünde, yamaç ve tarlalarda çakmak taşı, yonga, balta, mızrak uçları bulunmuştur. Girişte toprakta değişik alet, kemik, çanak çömlek parçaları bulunmuştur. Salonda ise tuğladan yapılmış derinliği 2 metreyi geçen havuzlar ve sarnıçlar bulunmaktadır.

Kaplıcalar

Sarıcakaya - Sakarılıca Termal Turizm Merkezi

Yeri: İç Anadolu Bölgesinde Eskişehir İli Mihalgazi ilçesindedir.

Ulaşım: Eskişehir'e 33 km. uzaklıktadır.

Suyun Isısı: 56°C

PH Değeri: 7,6

Özellikleri: Hipertermal, hipotonik bir maden suyudur. Bikarbonat, sodyum, magnezyum, kalsiyum, sülfat, nitrat

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Diabet, şişmanlık, gut gibi hastalıklarda kanda birikmiş unsurları, bu arada şeker ve yağları temizler, asit ürik fazlalığının idrarla atılmasını sağlar, böbrek taşlarının büyümesine engel olur.

Konaklama Tesisleri: Belediye Tesisleri (150 oda, 400 yatak), Aytaç Turistik Tesisleri ( 20 Oda, 40 Yatak)

Hava Sporları

Türk Hava Kurumu Eğitim Merkezi' nin bulunduğu bu kampta dünya standartlarında eğitici ve öğreticilerinin eşliğinde her türlü hava sporunu yapılabilmektedir.

Kuş Gözlem Alanı

Türkmenbaba Dağı,Aliken,Balıkdamı,Sarıyar Barajı ve Hamam Dağı Kuş Alanları Eskişehir ilde bulunmaktadır.

Sakarya Havzası

COĞRAFYA

Eskişehir'in topografik yapısını, Sakarya ve Porsuk havzalarındaki düzlükler ile bunları çevreleyen dağlar oluşturur. Havza düzlüklerini kuzeyden Bozdağ, Sündiken sıradağları, batı ve güneyden ise İç Batı Anadolu eşiğinin doğu kenarında yer alan Türkmen Dağı,Yazılıkaya Yaylası ve Emirdağ kuşatır.

İlin dörtte birini çam, meşe, gürgen, ardıç, katran ve köknar ağaçlarının oluşturduğu ormanlar teşkil eder. Orman olmayan arazilerde, su kenarlarında söğüt,ahlat ve kavak ağaçlarına rastlanmaktadır.

Eskişehir, İç Anadolu Bölgesi'nde olduğundan karasal iklime sahiptir. Yazları sıcak ve kurak,kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir.

TARİHÇE

Eskişehir'de (Doryleaum) ilk yerleşim M.Ö.3500 yıllarına dayanır. Şehir Hititlerin, Friglerin, Perslerin, Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların ve Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir.

NE YENİR?

Göceli Tarhana, harşıl, çerkez sofrası, çiğ börek, katlama böreğini yerel yemek çeşitleri arasında sayabiliriz.

NE ALINIR?

Lüle taşından yapılan eserler, pipo, takılar yöreden alınabilecek en güzel hatıralık eşyalardır.

YAPMADAN DÖNME

Yazılıkaya'yı (Midas Anıtı) gezmeden,

Sakarıılıca Termal Turizm merkezini ziyaret etmeden,

Şehrin en ünlü yemeği olan çiğböreğinin tadına bakmadan,

Lületaşı eserlerinden satın almadan...

Dönmeyin.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eskişehir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #3 : Kasım 13, 2009, 09:20:46 ÖS »

Kültürel Özellikler

Hayatın Dönüm Noktaları

 
    Eskişehir ve yöresinde çeşitli dönemlerdeki göçler nedeniyle çok değişik geleneklerin yerleştiği bilinmektedir. Yerleşimin ilk dönemlerinden bu yana varlığını sürdüren Merkez ilçe, Odunpazarı, Muttalıp köyü, Aşağı söğütönü, Yukarı söğütönü, Sultandere, Çukurhisar, Keskin, İnönü gibi bölgelerin ortak kültürel özellikleri Eskişehir’in gelenek ve göreneklerini oluşturmuştur.

DOĞUM GELENEKLERİ 

       Doğum bir şenlik, sevinç nedeni olarak karşılanır. Kırsal kesimlerde doğumlar genellikle evde olur. Doğumu ebe yaptırır. Doğum sırasında, ebeye yaşlı kadınlar yardımcı olur. Doğum evlerde yaptırıldığından oğlan olunca göbek bağı kesilerek cami avlusuna gömülürse “ okuyup adam olacağına”, kız olunca evin bir köşesine gömülürse “ evcimen” olacağına inanılır. Doğum sonrasında al basmaması için anneyi yalnız bırakmazlar. Başına “ al yazma” veya kırmızı kurdele bağlarlar, nazarlık takarlar. Kırkıncı gün kaynamış suya altın batırarak bu suyla anne ve çocuğu yıkarlar. Buna “ “kırklama” denir, “kırkı çıkmış” olur. Ertesi gün sabah çocuk ve annesi bir akrabaya gezmeye ya da pikniğe götürülürler. Bu arada iki yeni doğum yapmış kadının birbirlerini görmemeleri gerekir. Yoksa “kırk basmasına” uğrayacağına inanılır. Eğer yinede karşılaşırlarsa, kırk basmaması için öpüşüp kucaklaşarak iğne değişmeleri gerekir.

SÜNNET GELENEKLERİ

      Sünnet günü geldiğinde bir at temin edilir, ayrıca yeter sayıda fayton bulunur ve sünnet çocuğu ata sünnet kıyafeti ile bindirilir. Şapkanın üzeri altınlarla ve ailenin durumuna göre daha değişik mücevherlerle süslenir. Çocuk atın üzerine bindirildikten sonra akrabadan bir delikanlı atın başını tutar ve arkadaki faytonlarda çocuğun arkadaşları, akraba çocukları olduğu halde yola çıkarlar. Atın arkasındaki faytonda çalgıcılar (davul- zurna ya da cümbüş, keman, klarnet, darbukadan oluşan ince saz) ve zeybekler bulunur. Şehir gezisi bitip eve dönülürken faytonlardaki çocuklar “ beş dakika kaldı, Ahmet fitili aldı” diye hep bir ağızdan bağırırlar. Sünnet alayı eve gelir. Bu sırada evde okunan mevlit bitmiştir. Baba, anne ve akrabalar kapının önüne çıkarak çocuklarını karşılarlar. Çocuk babasından büyükçe bir hediye almadan attan inmez. Diğer akraba ve yakınları da çocuk attan inmeden önce bir takım hediyeler, altın ve para verirler. Paralar ve altınlar genellikle çocuğun elbisesine iğnelenir. Bu törenler sırasında çalgılar sürekli çalarlar. Çocuk attan iner, babası ve diğer akrabaları ile oynar, zeybekler gösteri yaparlar, çocuğu oynatırlar. Çocuk anne ve babası ile diğer akrabalarının ellerini öptükten sonra kirve tarafından kucaklanan çocuk içeriye alınır. Tekbirler eşliğinde sünnet edilir. Gelen misafirlere ve yoksul kişilere ikram olarak toğga çorbası ve sünnet pilavı verilir. Konuklar dağılana kadar eğlence devam eder.

EVLENME GELENEKLERİ

 Önceki yıllarda evlenmek isteyen kız ve erkek bunu anne ve babasına söyleyemezdi ve evlilikler genellikle görücü usulü ile olurdu. Şimdi ise gençler kendi eşlerini kendileri seçmektedir. Görücü usulü bile olsa gençler birbirlerini tanıdıktan sonra evlenmeye karar vermektedir.

Dünür gitme, kız İsteme : Oğlan evinden oğlanın annesi, babası, amcası, dayısı, yakın akrabaları beş altı kişi toplanır bir kutu şeker, yemiş alır giderler. “Allahın emri, peygamberin kavli ile” kızı ister ve bir “mendil günü” tayin ederek ayrılırlar.

Söz kesme, söz mendili, mendil günü :  Mendil gününde oğlan tarafının akrabaları toplanır, kız tarafına mendil almaya gidilir. Kız tarafında da toplanılır, gelen konuklar karşılanır, ağırlanır. Yemek yenilip eğlenildikten sonra, oğlan babası “ şu bizim emaneti verinde gidelim” der. Kız tarafından damada hazırlanan, gömlek, kravat, iç çamaşırı ve söz mendili ( bu mendil pullu, sim işlemeli, büyükçe bir mendildir.) bir bohçaya konur, ayrıca büyük bir tepsi içinde de gelen konuklar sayısınca mendil konularak oğlan babasının önüne getirilir. Oğlan babası tepsinin içine para atarak bir mendil alır ve bütün konuklara tepsi, sıra ile dolaştırılır. Mendili alan tepsiye bir miktar para atar. Bu iş bittikten sonra nişan günü tayin edilerek kız evinden ayrılınır.

Nişan : Kız ve oğlan anneleri nişan gününe kadar kızın takılarını alır. Nişan günü, oğlan evi kız evine nişan için “davet harcı” gönderir. Bu harçta bulgur, nohut, yağ, şeker,un ve bir de koyun bulunur. Davet harcının yanında bir de yemek pişirecek aşçı gönderilir. Kız evi davet yemeği olarak nohutlu bulgur pilavı, un helvası, yufka ekmeği yapar. Oğlan evi tüm yakınlarını nişana davet eder, hediyelerini sandıkla getirir, ortaya koyar. Kızla oğlan gelir, nişan yüzükleri oğlan evinin en yaşlısı tarafından takılır. Oğlan babası kıza takacaklarını takar, elini öptürür. Sonra kız oradaki herkesin elini sırayla öper. Eli öpülen hediyesini takar. Sonra erkekler evi terk eder, eğlenmeye giderler. Kaynana sandığı açar, oğlan evinden iki yenge hediyeleri gösterir. Kız evinden bir yenge de “bu sarkası, bu gelinliği, bu ayakkabısı, bu havlusu, bu divan örtüsü” diye bağırarak gösterilenleri söyler. Sonra kız tarafı takacaklarını takar ve nişan sona erer. Nişandan on gün sonra kız tarafı oğlan tarafına nişan karşılığı götürür. Nişan karşılığında başta damat  olmak üzere yakın akrabalara nişan bohçası ve bir iki tepsi baklava getirir. Oğlan evi bunları taşıyanlara bahşiş verir.

Düğün Töreni:  Oğlanın anne ve babası, akrabaları, kız evine gelip ağırlık (başlık) konusunu görüşürler. Pazarlık yapılır. Evin diğer eşyaları kararlaştırılır. Resmi nikah kıyılır. Daha sonra düğün günü saptanır. Düğün gününden bir hafta önce kız evinden kardeş kızları, oğlan evinden de arkadaşları tarafından bir tepsiye şeker, fındık, fıstık, leblebi, üzüm vb. çerez doldurularak ev ev dolaştırılır, dağıtılır. Düğün günü haber verilir, köy davet edilir. Buna “ Oku dağıtma” denir. Oku dağıtıldığı gece kardeş kızları kız evinde toplanır, yemek yer eğlenirler. Birkaç gece sonra kına gecesi için bütün konu-komşu akraba kadınları toplanır. Kızın başına kına yakılır. Kına türküsü söylerler, yas tutar, ağlaşırlar. Kına yakılırken oynayan kızların kollarına yazma bağlanır. En çok bilinen kına türküsü:

         “Ağlama koyun, meleme de vazgeç kuzundan

          Çok anneler ayrı düşer kızından”

Kına gecesinden sonraki günlerde akrabaları kızı sırasıyla yemeğe çağırırlar. Kardeş kızları düğünden üç gün önceden komşuları, akraba kadınları, kızlarını”…şu gün hamamımız var” diye davet ederler. O gün oğlan tarafı hamamda yemek verir, eğlenilir. Kardeş kızları ertesi akşam yine”.. bu gece çeniz sercez, çeniz görme gelin” diye komşuları dolaşırlar. Kız evinde çeyiz odası hazırlanır, gösterilir. Ertesi günde çeyiz oğlan evine götürülerek orada serilir. Oğlan evinde de oğlanın “Oku”su dağıtılınca, düğünden üç gün önce akraba ve komşulara “ danışık yemeği” verilir. Danışık yemeğine gelenlere oğlan babası düğün gününü hatırlatarak, dışardan çağrılan konukları herkese paylaştırır. Her ev kendine düşen konuğu düğün süresince ağırlar. Çeyiz serildikten hemen sonraki gün kardeş kızları”.. bu akşam gelini görme gelin” diye gezerler. Gelin alıcılar gelmeden bir gün önce kardeş kızları gezerek akşama kız kınasına çağırırlar. Oğlan tarafıda çağrılır. Kınayı kocasıyla en iyi geçinen yengelerden biri hazırlar. Gelin kıbleye döndürülür, abdest alır. Türkü eşliğinde gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılır. Kına günü sabah ezanı ile birlikte gelin suya götürülür, iyi olsun diye türkü söyletilir. Danışık yemeğinden bir gün sonra oğlan evinin üstüne davullu zurnalı, çalgılı bir törenle bayrak dikilir ve kurban kesilir. Bu, düğünün başladığının işaretidir. Gelin alma günü oğlan tarafı çalgıcıları getirir, konuklar gelir, eğlenmeye başlarlar. İki gün eğlenildikten sonra Pazar günü üstü kilim örtülü bir araba ile kafile halinde gelin almaya gidilir. Arabalara ve oğlan sağdıçlarına basma yemeni ve havlu bağlanır. Gelin evden çıkarılırken kardeş kızları önüne dikilirler, hediye almadan gelini vermezler. Dua edilir, gelin arabasının üstüne yemiş, bozuk para atılır, arkasından su dökülür, üç defa mezarlık dolaştırılarak oğlan evine yollanır. Gelin oğlan evine gelince içeriye girmeden önce ayağı kazana bastırılır. İçerde üç kez döndürülür. Bu arada türküler söylenir:

“Durnam gelir gona gakla

 Ganadında gümüş halka

 İşte geldim gidiyorum

 Durnalar hey…”


Daha sonra koltuğunda üç kere ekmek çevrilir. Akrabalarına yarımşar dilim verilir. İkindiden sonra imam nikahı kıyılır. Akşamüzeri damat imam nezaretinde dua ile giydirilerek, sağdıcı ve arkadaşları ile yatsı namazını kılmak üzere camiye gider. Camiden dönüşte bütün cemaat, oğlan evine otuz-kırk adım kala tekbir getirmeye başlarlar. Cemaatle birlikte kapıya gelindiğinde hoca dua eder. Sonra arkadaşları, damadın sırtını yumruklayarak içeri iterler. İçeriye girerken ip gerilir, bir tas su konur. Damat ipi koparıp, tası devirerek içeriye girer. İçeride oğlan yengesi vardır, damatla gelini  el ele tutuşturur çıkar. Birkaç gün sonra gelin, kaynanası ve evin diğer gelinleriyle oğlan akrabalarının elini öpmeye, tanışmaya çıkar. Gelin oğlan evine geldikten birkaç gün sonra su almaya götürülür. O gitmeden önce iki yenge suyun kenarına tarak ve bıçak bırakırlar. Gelin tarağı bulursa kızı, bıçağı bulursa oğlu olacağına inanılır. Suya gidenler eğlenirler, geline arpa, buğday saçtırılır. Herkes eve bereket getirsin diye toplar. Sonra eve dönülür ve gelinin çeyizinden birer hediye alınır.

ASKERLİK:

Askere gidecek gençler, gitmelerine az bir süre kala yakınları tarafından yemeğe davet edilir. Gencin cebine harçlık koyup, hediyeler verirler. Arkadaşları ile birlikte eğlenceler düzenlerler. Gideceği gün akraba ve komşularını gezerek helalleşir. Aynı gün tüm akraba ve arkadaşları tarafından davul ve zurna eşliğinde asker ocağına uğurlanır. Gencin akrabaları vedalaşma sırasında harçlık olusun diye cebine para koyarlar. 

ÖLÜM GELENEKLERİ

       Komşuların karşılıklı dayanışmasını ortaya çıkaran bir olaydır. Böyle durumlarda, genellikle ölenin yakınlarına hiçbir iş yaptırılmaz. Ölü evinde üç gün yemek pişmez. Cenaze alayı çok kalabalık olur. Duyan herkes cenaze namazına katılmayı sevap ve ödev sayar. Kabristandan gelen halka lokma ve helva ikram edilir. Kadınlar yedi gün boyunca ölü evinde Tebareke Sûresini okurlar. Evde veya camide kırkıncı ve elli ikinci günüde mevlit okunur.

BAYRAM GELENEKLERİ

Bayram telaşı arife gününden başlar. Arife günü hamur yoğrulur ve yağda pişirilir. Komşulara ve fakirlere dağıtılır. Kabristan ziyareti yapılır. Bayram sabahı her ailenin erkeği bayram namazına gider. Evde çocuklar ve kadınlar giyinirler ve erkeklerin camiden çıkmasını beklerler. Ailenin reisi kapıda karşılanır. Aile içinde önce büyüklerle, sonra küçüklerle bayramlaşılır. Anne ve baba varsa dede, nine evde gelen gidenleri bekler, onlara ikramda bulunurlar. Çocuklar ve gençler akrabalara, komşulara ve tanıdıklara giderek bayramlaşırlar. Büyüklere şeker, baklava, çay, kahve; çocuklara ise çeşitli yemişlerden ikram edilir. Çocuklar da ellerinde tuttukları naylon torbalara bunları doldururlar.

HIDRELLEZ :

Eskişehir’deki hıdrellez eğlencelerinin kökü Friglere dayanır. Eskişehir ve yöresini başşehir edinmiş olan frigler pesinus (Ballıhisar) köyünde bahar tanrısını karşılamak üzere şenlik yaparlar, kırlara çıkarlar, tanrıça kibele mabetini dönerler, ateş üzerinden atlayarak günahlarının döküleceğine inanırlar, kapalı bir kaptan niyet çekerek kaderleri üzerinde tahminde bulunurlardı. Günümüzde ise yeşile olan tutkudur hıdrellez. Bu büyük halk bayramını karşılamak için daha güneş doğmadan on binlerce Eskişehirli çay ve dere kıyılarına, kırlara akın eder. Törensiz, programsız içtenlikle kutlanan bu şenliğin tarihi 6 Mayıs'tır. 5 Mayıs gecesi ateşler yakılır. Yakılan bu ateşten en az üç kez atlanılır. Ateşten atlarken dilek tutulur. Eğlenceler yapılır. Hep birlikte çalınır, söylenir, oynanır. Yapılan bu eğlenceler geç saatlere kadar sürer. Diğer eğlenceleri görmek için gruplar halinde gezintiye çıkar. 6 Mayıs sabahı erkenden çay ve dere kıyılarına gelinir ve bu sularla yüz yıkanılır. Piknik yapılır. Sabahın alaca karanlığında söğüt dalları ile birbirlerinin başına vuran gençler nasiplerinin açılmasını, muratlarının yerine gelmesini dilerler. Bahçe kapılarına yeşillikler asılır. Gençler niyetleri yazılı kağıtları porsuk çayına atarlar. Büyükler niyetlerini gül dalının altına koyarlar. Ayrıca hıdrellez dolayısıyla çeşitli oyunlar tertiplenir. Bunlardan biri "Küpten kader çekme oyunudur." Akşamdan hazırlanan içi su ve yeşillik dolu küpün içine herkes, bilezik, toka gibi madeni şeyler atar. Küp bir gül ağacının yanına konur. Sabah kır eğlencelerinden dönülünce, küpün başında toplanılır. Mani söyleyecekler hazırlanır. Küpün başındaki çocuk elini içeri uzatır. Ne denk gelirse çeker. O sırada ilk mani söylenir. Çocuğun tuttuğunu küpten çıkarmaz. Mani biter bitmez elindekini çıkarır. Böylelikle kişinin niyeti ortaya dökülür. Hıdrellez; yalnız Hızır ile İlyas'ın buluştuğu anı görebilmek için insanların kırlara koşuşması değil, biraz da yeşile özlem ümitlerinin doğuşu, kadere inanış, geleneklere bağlılıktır.

(alıntı)

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Eskişehir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #4 : Ocak 30, 2010, 02:24:40 ÖS »
<a href="http://www.musicwebtown.com/community/player/flashplayer/xspf_player.swf?autoplay=true&amp;repeat_playlist=true&amp;playlist_url=http://www.musicwebtown.com/cuneyt1/201860/201860.xspf" target="_blank" class="new_win">http://www.musicwebtown.com/community/player/flashplayer/xspf_player.swf?autoplay=true&amp;repeat_playlist=true&amp;playlist_url=http://www.musicwebtown.com/cuneyt1/201860/201860.xspf</a>