Gönderen Konu: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri  (Okunma sayısı 34020 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« : Kasım 17, 2009, 09:52:46 ÖS »


<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4767917655974747174" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4767917655974747174</a>


İzmir İli Tanıtım Videosu

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #1 : Kasım 17, 2009, 09:54:40 ÖS »
<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3325279870448977646" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3325279870448977646</a>


Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #2 : Kasım 17, 2009, 09:58:29 ÖS »
<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6762367221384448196" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6762367221384448196</a>


Farid Farjad ve İzmir

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #3 : Kasım 17, 2009, 10:03:54 ÖS »
İZMİR Genel Bilgiler

Melekler Mekanı - İzmir Şehir Tanıtımı Türkiye'nin üçüncü büyük metropolü olan fuarlar ve kongreler merkezi İzmir, ticaret ve sanayi ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. İzmir'in batısında renkli denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma İmparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, Uluslararası Sanat Festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

Yüzölçümü: 12.012 km²
İzmir Valiliği: www.izmir.gov.tr
Nüfus: 3.500.000 (2005)
İzmir Büyükşehir Belediyesi: www.izmir.bel.tr
Rakım: 25m
İzmir Enternasyonal Fuarı: www.izfas.com.tr
Plaka Kodu: 35
İzmir İl Kültür ve Turizm Müd.: www.izmirturizm.gov.tr
Posta Kodu: 35XXX

İzmir'in İlçeleri:

• Aliağa • Buca • Karşıyaka • Menderes • Tire
• Bayındır • Çeşme • Kemalpaşa • Menemen • Torbalı
• Bergama • Dikili • Kınık • Ödemiş • Urla
• Beydağ • Foça • Kiraz • Seferihisar
• Bornova • Karaburun • Konak • Selçuk

İKLİM:

İzmir'de genel olarak Akdeniz ikliminin Kıyı Ege alt tipi görülür. Yani, yazları Akdeniz kıyı şeridiyle aynı sıcaklıkta ve kurak, kışları ılık ve Batı Akdeniz'den daha az yağışlıdır. İzmir ilinde kar yağışı en ender görülen yağış türüdür. Ancak, ili çevreleyen dağlarda kış aylarında kar örtüsü gözlemlenir. İzmir'de her mevsimde görülen nem, hava sıcaklığının yazın bunaltıcı, kışın dondurucu hissedilmesine nedenolur.

GÖLLER:İzmir ili içinde büyük bir göle rastlanmaz. Var olanların en önemlileri arasındaa Gölcük, Belevi Göl, Çakalboğazı Gölleri ve Karagölü olarak sayılabilir.

AKARSULAR:İzmir ili içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Diğerleri sel karakterli akar sulardır.

YAYLALAR:İzmir-Ödemiş (Gölcük, Bozdağ) (Tatil ve Dinlenme Amacı ile Kullanılan Yayla Yerlerinden)
İzmir (Kozak) (Hem Tatil, Hem Hayvancılık Amacıyla Kullanılan Yayla Yerlerinden)

BİTKİ ÖRTÜSÜ

Akdeniz ikliminin etkisi altındaki ilimizde maki florası egemendir. Bu floraya ardıç, yabani zeytin, çitlenbik, sakız ve katır tırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Makiler, denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır. Dağlık bölgelerin büyük bir kısmı ormanlıktır. Ormanlar İl içerisinde 490.692 hektarlık bir alanı kaplar. Kültür bitkilerinden biri olan zeytinlik ve üzüm bağları geniş bir alanı kapsamaktadır.

Çevrimdışı LEO

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2316
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #4 : Kasım 17, 2009, 10:21:30 ÖS »
ÇOK TATLISIN HARİKASIN TEŞEKKÜRLER  :-*

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #5 : Kasım 17, 2009, 10:29:00 ÖS »
Rica ederim canım... :-*

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #6 : Kasım 17, 2009, 10:29:16 ÖS »
Türkiye'nin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret merkezidir. Cıvıl cıvıl olan alışveriş merkezinde dolaşmak oldukça  
keyiflidir. İzmir'in batısında nefis renkli denizi, plajlari ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.

Türkçe'de ''Güzel İzmir'' olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadir. Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı İstanbul'dan sonra ikinci büyük limandır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararasi Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

İLÇELER

İzmir ilinin ilçeleri; Balçova, Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka, Konak, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çesme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kinik, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlibahçe, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urla'dır.

Selçuk

Bergama

Çeşme

Foça

Aliağa : İzmir'in 60 km. kuzeyindeki Aliaga, Izmir ve Bergama uygarliklarindan izler tasimaktadir. Ege kiyilarinda sayilari 30'u asan Aiol kentleri arasinda en büyük ve önemlilerini olusturan 12 kentten 4'ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sinirlari içerisinde bulunmaktadir.

Dikili : Izmir'in kuzeyinde 120 km. uzakliktadir. Yerli ve yabanci turistlerin ilgisini çeken sirin bir ilçedir. Hem tarihi hem de olaganüstü güzellikleri olan turistik Çandarli beldesi Dikili'ye baglidir. Dogal güzellikleri arasinda Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtas ve Deliktas Köylerinde de çamlik ve tarihi magaralar bulunmaktadir. Dikili ilçesi ilicalari ile de oldukça ünlüdür. Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sicak su ilicalari vardir. Ilçede karayolunun disinda deniz ulasiminda da Dikili Limani, üç yolcu gemisinin yanasabilecegi kapasiteyle hizmet vermektedir.

Seferihisar : Yerlesim tarihi M.Ö. 1000 yillarina uzanan ilçenin Sigacik mevkiinde Teos antik kenti, Doganbey-Gerenalani mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sigacik' ta Osmanlilar tarafindan insa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerlesim alani, ilçe merkezinde Selçuklu ve Osmanli Dönemi'ne ait anitsal yapilar, yörenin arkeolojik ve tarihi kaynak potansiyelini olusturmaktadir. Seferihisar 27 km.lik sahil seridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.

Menderes : Satsumasiyla, güzel koylariyla, tarihi degerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin Izmir'e uzakligi 20 km'dir. Ilçenin batisinda Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadir. Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakin konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalintilar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarini olusturmaktadir. Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanin yetistirici bölgesidir. Özdere, Ege'deki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yani sira amatör balikçilarin avlanabildigi turistik bir beldedir. Menderes'in Görece Köyü'nde de halkin evlerde imal ettigi degisik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabanci turistin oldukça dikkatini çekmektedir.

Karaburun : Karaburun, Urla Yarimadasi'nin kuzeyinde kurulmustur. Izmir Körfezi boyunca kuzey ve bati kiyilari güzel koylariyla bir serit halinde uzanir. Ilçenin yerlesimi tas devrine kadar uzanir. Çakmaktepe mevkiinde yapilan kazilarda elde edilen buluntulardan Hititler Dönemi'nde buranin ileri bir kültür merkezi oldugu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarliklari döneminde kültür ve ticaret merkezi olarak gelistigi bilinmektedir.

Urla : Ege Bölgesi'nin tüm özelliklerini tasiyan Urla, Izmir'in batisinda 38 km. uzaklikta kendi adini tasiyan yarimadanin orta kisminda yer alir. Urla tarih boyunca bir kültür merkezi olmustur. Yapilan kazilarda ele geçen eserler arasinda Hititlere ait Gaga agizli sürahi çikarilmistir. Limantepe Höyügü kazilarinda ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limaninin dünyanin en eski ve düzenli limani oldugu ortaya çikmistir. Klazomenai' de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile Izmir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.

Torbali : Izmir'in 45 km. dogusunda yer alan Torbali'nin ilk yerlesim alani, Torbali Ovasi'nin batisinda Yeniköy ile Özbey köyleri arasinda bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir. Bir Ion kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumus, daha sonra terk edilmistir. Saraplari ile ünlü kent ayni zamanda bir piskoposluk merkeziydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Dönem'e ait tiyatroda Roma Imparotoru Augustus ve evlatligi Germanikus'a adanan üç mermer sunak bulunmaktadir. Kazilarda bulunan eserler Izmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.

Ödemiş : Izmir'in 113 km. dogusunda yer alan Ödemis'in kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalintilari yörenin yerlesim tarihinin ilk çaglara uzandigini göstermektedir. Ödemis yöresinin tarihsel önemi Birgi'nin Aydinogullari döneminde baskent olmasiyla baslamistir. Birgi'de büyük ölçüde özgünlügünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanli mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyil sivil mimarlik yapilarinin olusturdugu kültürel birikim ve mimari çevre zenginligi ile dogal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadir. "Dünya Kültür Mirasi" listesine giren Birgi, 1994 yilinda inanç turizmi kapsamina alinmistir. Çakiraga Konagi, Imam-i Birgivi Medresesi, Sultan Sah Türbesi görülmeye deger eserlerdendir.

Tire : Izmir'in büyük ilçelerinden biri olan Tire, sehir merkezine 82 km uzakliktadir. Aydin Daglarinin kuzey eteklerinde kurulmustur. Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yasayan Tire zengin bir kültür mirasina sahiptir. Beylikler ve Osmanli döneminde ekonomik açidan büyük gelisme saglanmis ve mimarlik tarihi açisindan da zengin örnekler ortaya çikmistir.

Kemalpaşa : Izmir'in 29 km dogusunda yer alan Kemalpasa'nin tarihi geçmisi I.Ö. 1300'lere dayanmaktadir. Akadlar ve Hititlerden baslayarak Selçuklu ve Osmanli dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpasa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve Ion kentleri arasinda kervan yollarinin ugrak yeri olmustur. Antik adi Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpasa ilçesi, Nif dagi eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmustur. Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalan tek örnegi olan Karabel Kabartmasi ilçe sinirlari içerisindedir. Kemalpasa, dünyaca ünlü kirazi ve çam ormanlariyla taninir.


NE YENİR?

İzmir ve yöresinin yemekleri çeşit açısından son derece zengin olup, Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir bileşimidir. Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da bu oluşumda etkendir.

Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

NE ALINIR?

İzmir'in en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar  

Caddesi'nin sağında ve solunda yer alan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında, eski kiremitlerinde taşıyan Kemeraltı Sokaklarıdır. Eski görüntü tamamen olmasa da hala işportacıların bağrışmaları bakırcılar çarşısının kendine has sesleri Şadırvan Cami yanındaki Sebil'in şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltı'nın pek değişmediğini gösteren belirtileridir.

Urgancılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, basmacılar, ayakkabıcılar hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler. Bunların yanı sıra en iyi ve modern alışveriş merkezleri Alsancak'taki Kordon Boyu'nda, Karşıyaka ve Cumhuriyet Caddesi'nde bulunur.

İzmir'de en önemli alışveriş merkezi olan Kemeraltı'na komşu Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların yer aldığı Alsancak'a ulaşıp alışveriş yapabilir, Karşıyaka'da da aynı olanakları bulabilirsiniz.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #7 : Kasım 17, 2009, 10:38:51 ÖS »
Neolitik-TunçÇağları ( M.Ö. 6500-1050)

En eski İzmir'in yerleşimi Bornova ilçesindeki Yeşilova Höyüğü'nde 2005 yılında yapılan kazılarda keşfedilmiş, İzmir kenti tarihinde bilinenden 3 bin yıldan daha eskiye M.Ö. 6500 yıllarına kadar gidilmiştir.Yeşilova buluntularıİzmir'deki ilk yerleşimin Neolitik Çağda Bornova Ovası'nda başladığını , yerleşim sayısının Kalkolitik ve TunçÇağlar süresince artarak devam ettiğini göstermiştir. Symrna kazılarından elde edilen bilgiler ışığında TunçÇağ evlerini höyüğün en üst düzeyinde denizden 3 ile 5 metre yukarıdaki kayalar üzerine oturtmuşlardır. Bu yerleşme Eski TunçÇağı dönemine aittir. Bulunan çanak ve çömlekler Troya dönemi ve kültürüyle (M.Ö.3000-2500) benzerlikler göstermektedir. Birinci yerleşim tabakasının üstünde Orta TunçÇağı dönemi yer alıyordu. Burada bulunan keramik eserler Troya II kentinde ortaya konulan sanatsal eserlerle hemen hemen özdeştir (M.Ö. 2500-2000). Üçüncü yerleşme katı Troya VI ve Hitit dönemi ile çağdaştır (M.Ö.1800-1ü50). Bu katta elde edilen büyük ve sağlam bir vazo, Afyon ve Uşak kentlerinin güneyindeki Beyce Sultan kazılarında elde edilen kapların çeşidindendir. Ayrıca birçok kap biçimi Orta Anadolu ile olduğu ölçüde Troya VI kap kaçağı ile de benzerlikler taşımaktadır. Bundan başka yine Troya VI'da gün ışığına çıkan `Minyas' tipi vazolar Bayraklı'da da ele geçmiş, bir de 4-5 Myken seramik parçasına rastlanmıştır. Açılan sondajlar küçük olduğundan evler hakkında geniş bilgi elde edilememiştir. TunçÇağı'nda İzmir `de yaşayan yerli halkın dili konusunda herhangi bir fikir elde edilmesi mümkün olmamıştır. `Minyas' türü keramiğin ele geçmesi birçok Anadolu kentinde olduğu gibi, burada da 2. Binde Akalılâra (Achaioi: Myken) ait bir ticaret kolonisinin bulunduğuna ilişkin ipuçları verebilir.

Demir Çağı

Hititler Çağı'nda {M,Ö. 1800-1200) Anadolu'da yazı kullanılıyordu ve bundan ötürü o dönemde tarih çağına ulaşılmış bulunuluyordu. Ancak M.Ö. 1200'lerde Troya Vll ve Hitit başkenti Hattuşaş'ın Balkanlardan gelen kavimlerce yıkılmasından sonra Orta ve Batı Anadolu yeniden yazısız ve karanlık bir çağa, Demir Çağı'na girdi. Demir Çağı, Anadolu'da yazının yeniden kullanılması ile Frigya Krallığı'nda M.Ö.730, geri kalan Orta ve Batı Anadolu'da ise M.Ö. 650 yıllarına kadar sürmüştür,
Kazılarda fazla miktarda çıkarılan keramik ürünlerden anlaşıldığına göre, Demir Çağı boyunca Eski İzmir'de Hellas'tan göç eden, Aiolller ve İonlar yaşıyordu. Yarımadada yerli halkın yaşadığına dair herhangi bir bulguya ise rastlanmamıştır. Bayraklı Höyüğü'nün M.Ö. 1050 yıllarında kurulmaya başlayan yerleşmesinin Hellas kökenli olduğu anlaşılmaktadır.
400 yıl devam eden bu ilkel dönem boyunca başlıca beş yerleşme katı saptanmıştır.
Bunlar:
I. Aiol yerleşmesi (M.Ö. 1050-M.Ö.1000)
II. Erken, Orta ve Geç Protogeometrik yerleşme (M.Ö. 1000-M.Ö. 875)
III. Erken ve Orta Geometrik yerleşme (M.Ö. 875- M.Ö. 750)
IV. Geç Geometrik yerleşme (M.Ö. 750-M.Ö. 675)
V. Subgeometrik yerleşme (M.Ö. 675-M.Ö. 650)
Söz konusu beş tabaka denizden 6,40 metre yükseklikte başlamakta ve 9,50 metrede son bularak 3 metre kalınlığında bir tabaka oluşturmaktadır. Kazılarda elde edilen Aiol keramiği Submyken orijinlidir. Protogeometrik ve Geometrik stildeki kap-kaçak ise genelde Attika vazoculuğunun bir devamıdır diyebiliriz.
Demir Çağı boyunca İzmir evleri, büyüklü küçüklü tek odalı yapılardan oluşmakta idi. Gün yüzüne çıkarılan en eski ev M.Ö. 925 ile M.Ö. 900'e tarihlenmektedir. İyi korunmuş halde ortaya çıkarılan bu tek odalı evin (2,45 x 4 m.) duvarları kerpiçten, damı ise sazdan yapılmıştı. Erken Geometrik dönemden itibaren (M.Ö. 875'ler) bu tek odalı evler at nalı biçimli bir avlunun üç bir yanınıçevirmekte idiler.
Eski İzmir'liler kentlerini M.Ö. 850'lerde kerpiçten yapılmış kalın bir surla korumaya başladılar. Bu tarihten itibaren Eski İzmir'in bir kent devlet kimliği kazanmış olduğu söylenebilir. Kenti 'Basileus' adı verilen bir beyin idare ettiği olasıdır. Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu. Kent duvarları içinde yaşayan nüfus olasılıkla bin kişi civarındaydı. Geç Geometrik ve Subgeometrik seramikle açıklanan dönemde (M.Ö.750-650) ise yarımadanın nüfusu daha kalabalık olup belki de 1500 kişiyi aşıyordu. Kent devlete ait halkın büyük bir bölümü civar köylerde yaşıyordu. Bu köylerde, bu çağdaki Eski İzmir'in tarlaları, zeytin ağaçları, bağları, çömlekçi ve taşçı işlikleri yer alıyordu. Geçimi tarım ve balıkçılıkla sağlanıyordu.
Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi. Bu tapınağın günümüze değin korunan en eski kalıntısı M.Ö. 725-700 yılları arasına tarihlenmektedir. Daha önceki dört dönemde (M.Ö. 1050- 750), büyük bit olasılıkla yine Tanrıça Athena'ya tapınılıyordu, ancak o tarihlerde kadın tanrıçanın heykeli herhalde küçük bir niş (naiskos) içinde bulunuyordu. Bilindiği gibi Homeros'un destanıİlias, Aiol ve İon lehçelerinin karışık olduğu bir dille yazılmıştır. Bu nedenle dünya tarihinin bu çok önemli destansı yapıtı büyük olasılıkla bu iki lehçenin konuşulduğu sınır bölgesi olan İzmir'de oluşturulmuştur. Nitekim Hellenistik dönem İzmirlileri Homeros için 'Homeraion' adlı bir yapı inşa etmişlerdir.

Parlak Dönem (M.Ö. 650-545)

Eski İzmir'in parlak dönemi M.Ö. 650-545 yılları arasına denk düşer. Yaklaşık yüz yıl süren bu süre, bütün İyon uygarlığının en güçlü dönemini oluşturur. Bu dönemde Miletos'un liderliğinde Mısır'da, Suriye ve Lübnan'ın Batı kıyılarında, Propontis'te (Marmara Bölgesi), Pontus'ta (Karadeniz) koloniler kurulur ve Doğu Hellen dünyası kıta Yunanistan ile rekabet ederek birçok alanda ve konuda onun yerini almaya başlamıştır. Bu dönemde İzmir'in tarımcılıkla yetinmeyip Akdeniz ticaretine de ortak olduğunu görmekteyiz. Bu dönem katlarında bulunan Fenike kökenli eserler, Kıbrıs kökenli heykel ve heykelcikler, Ön Asya ya da Akdeniz orijinli fayans figürcükler bu uluslararası ticaretin günümüze kalmış eserleridir.
Parlak dönemin İzmir'deki önemli belirtilerinden biri M.Ö. 650'den beri yazının yaygınlaşmaya başlamasıdır. Kadın tanrıça Athena'ya sunulan armağanların birçoğunda sunu yazıtları bulunmaktadır. Kent halkının sayısı fazla olmasa da bir bölümü okuryazardır. Kazılarda ortaya çıkarılan Athena Tapınağı (M.Ö. 640-580), Doğu Hellen dünyasının en eski mimarlık eseridir. En eski ve en güzel sütun başlıklarışu ana kadar İzmir'de bulunmuştur. Samos, Milet, Efes, Erythrai ve Phokaia'da çıkarılan sütun başlıkları M.Ö. 6. Yüzyılın ikinci yarısından (M.Ö. 575-550) tarihinden önce değildir. Helken sanatının en özgün mimarlık öğeleri olan Aiol ve İon türü başlıklar ile İon ve Lesbos biçimi kymationlar (yaprak ya da yumurta şekilli mimarlık süslemesi) doğuşlarını Eski Izmir de gün ışığına çıkan ve büyük ölçüde Anadolu Hitit sanatından esinlenmiş olan bu başlıklara borçludurlar
Hellen Dünyasının çok odalı ev tipinin en eski örneği Eski İzmir de bulunmuştur. Gerçekten M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmış olan iki katlı, beş odalı, ön avlulu çifte megaron, Hellenlerin bugün için bilinen, bir çatı altındaki en eski çok odalı evdir. Ondan önceki Yunan evleri yan yana dizilmiş megaronlardan oluşuyordu. Eski İzmir'in cadde ve sokakları daha 7. yy'ın ikinci yarısında ızgara planlı idi, caddeler ve sokaklar kuzeyden güneye ve doğudan batıya uzanıyor, evler genellikle güneye bakıyordu .
İlerde M.Ö.5. yüzyılda Hippodamos tipi adını alacak olan bu kent planıözünde Yakın doğuda çoktan biliniyordu. Bayraklışehir planı bu tür kent dokusunun Batı dünyasındaki en erken örneğidir. İon uygarlığının en eski parke döşeli yolu Eski İzmir'de gün ışığına çıkarılmıştır.
Hellen dünyasının en eski sivil mimarlık eseri Eski İzmir'de 7. Yüzyılın ilk yarısında yapılmış olan güzel taşçeşmedir. Bir zamanlar Yamanlar Dağıüzerinde yükselen Tantalos mezarı, tholos biçimli anıtsal mezarların güzel bir temsilcisidir. Tantalos tümülüsünün mezar odası adı geçen çeşmenin planında idi ve onun gibi Isopata tipi adını taşıyan yapı türünde idi, yani planı dörtgendi ve üstü bindirme tekniğindeki bir tonozla örtülü bulunuyordu. Tantalos mezarı adı ile anılan bu anıtsal eser Eski İzmir'de MÖ.520-580 tarihlerinde yönetimi elinde tutan basileusun ya da tyranın mezarı olmalıdır.
Eski İzmir'de, çömlekçi işlikleri, arkeoloji literatüründe "Oryantalizan" ya da "Friz Stili" adı ile anılan seramik türünün güzel örneklerini üretiyor, taşçı ustaları mimarlık eserlerinden başka anıtsal boyda heykeller ve heykelcikler yontuyor ve bütün bu sanat yaratılarının bir bölümü dış pazarlara sürülüyordu.
Bilindiği gibi M.Ö. 6. Yüzyılın ilk yarısında o zamanki antik dünyanın kültür merkezi Batı Anadolu idi. Özellikle Milet'de tarihte ilk defa batıl inançlardan ve her çeşit din etkisinden kurtulmuş, özgür düşünceye dayalı bilimsel araştırmalar başlamıştı. Doğu dünyasının zengin bilgi ve deneyim hazinelerinden yararlanarak ve özellikle özgür düşünce yöntemiyle Thales, Anaksimenes ve Anaksimandros gibi doğa filozofları' bugünkü Batı uygarlığının temellerini atmışlardı. Thales dünyada ilk defa bir doğa olayını, M.Ö. 28 Mayıs 585 tarihinde olagelen güneş tutulmasını oluşundan önce hesaplamıştır. Böylece kültür ve bilim alanında tarihin başlangıcından beri 2500 yıl boyunca Mezopotamya ve Mısır'ın elinde olan önderlik, Batı Anadolu'ya geçmiştir. Batı Anadolu bu önderliğini İranlıların Anadolu'yu işgal ettikleri 545 yılına değin korumuştur. Ancak İran işgali ile filozoflar, bilim adamları ve sanatçılar Atina'ya göç edince kültür ve ilim alanındaki önderlik Atina'ya geçmiştir.
Milet, Efes, Samos gibi İzmir de 6. Yüzyılın başlarında büyük olasılıkla düşünce ve bilim alanında önde gelen kentlerden biriydi. Ancak Eski İzmir M.Ö. 640-545 tarihlerinde döneminin en ileri kültür merkezlerinden biri olduğu halde daha sonralarıönemini yitirdiği için, çalışmalarda eskisi hızını kaybetmişti. Eski İzmir'in edebiyat, şiir, tarih, felsefe ve bilim konularında ne düzeyde olduğu hakkında yeterli bilgi mevcut değildir. Mimarlık konusunda ise önemli bir merkezdi.
Herodotos, Eski İzmir'i Lidya kralı Alyattes'in aldığından bahseder. Kazılarda da bu olay M.Ö. 500 sıralarına tarihlenir. Kent ve Athena tapınağı tahrip olsa da İzmirliler M.Ö. 590 yıllarında tapınağı tekrar inşa ederler.
Daha sonra Persler tarafından 6. Yüzyılın ortalarında ele geçirilen kent. Bu olayla birlikte parlak devrini tamamlamıştır. Bu tarihten sonra Athena tapınağına hediye edilmiş hiçbir armağan bulunamaması da bu tahribatın önemli göstergelerinden birisidir.

...

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #8 : Kasım 17, 2009, 10:39:20 ÖS »
Gerileme Dönemi (M.Ö. 500-300)

Athena Tapınağı M.Ö. 545 tarihlerinde terkedilmişse de yerleşim sürmüş, ancak bundan sonra 200 yıl kadar bir süre eski İzmir önemini ve işlevini yitirmiştir.
M.Ö. 5. yüzyıl boyunca küçük ancak zengin bir yerleşmenin yer aldığıBayraklı Höyüğü M.Ö. 5. yüzyılın sonunda ve özellikle 4. yüzyıl süresince yoğun bir iskana sahne olmuştur. Bu dönemde, ortalarında büyük avlular olan biri 5, biri 8 ve diğeri 15 odalı olmak üzere üç ev gün ışığına çıkarılmıştır. Bunların, kenti idare eden ve muhtemelen dönemlerindeki Pers etkisine uyarak yakın civardaki Larissa'da olduğu gibi, birer tyran olan beylere ait olmaları akla yakın gelmektedir. Nitekim Yamanlar Dağı'nda hala kısmen korunmuş olan ve önemli kişilerin mezarları olması gereken düzgün krepisli birkaç 4. yüzyıl tümülüsü bu düşünceyi desteklemektedir.
Söz konusu merkezi avlulu büyük üç evden başka birçoğu megarondan bozma dörtgen planlı küçük evler bulunmuştur. Bayraklı höyüğünün bütün üst düzeyinin 4. yy. boyunca evlerle kaplı olduğu söylenebilir. Öyle anlaşılıyor ki Anadolu'daki Pers işgali 4. yüzyılda gücünü yitirmiş ve İyon kentlerinin büyümesine neden olmuştur. Meydana gelen nüfus patlaması ile yüz dönümlük Bayraklı Höyüğü, İzmirlilere küçük gelmeye başladığından, M.Ö. 300 tarihlerinde Kadifekale (Pagos) eteklerinde yeni İzmir kenti kurulmuştur.

Hellenistik Dönem'de ve Roma İmparatorluğu yönetiminde İzmir (M.Ö. 333-M.S. 395)

Büyük İskender'in İssos'ta (İskenderun) Pers Kralı Darius'u yenmesinden (M.Ö. 333) ve arkasından bütün doğuyu ele geçirmesinden sonra Hellen dünyası büyük bir refah çağına erişti. Kentler nüfus patlamalarına sahne oldu. Hellenistik Dönem'de İskenderiye, Rodos, Bergama ve Efes kentlerinden her biri 100 binin üstündeki bir nüfusa eriştiler. Küçük bir tepeciğin üzerinde kurulmuş olan eski İzmir kentinin duvarlarının içinde yalnız birkaç bin kişi yaşayabiliyordu. Bu nedenle en geç M.Ö. 300 sıralarında Kadifekale'nin eteklerinde, yeni ve büyük bir kent kuruldu.
M.Ö. 323 yılında Büyük İskender'in ölümüüzerine çıkan iç savaşta İzmir (zamanın ismiyle Symrna), önce Lysimakhos'un, sonra Lysimakhos'u M.Ö. 281 yılında yapılan Corupedion Savaşı'nda yenen Selevkoslar'ın kralı 1. Selevkos'un eline geçti. Selevkos egemenliği M.Ö. 190 yılında yapılan Magnesia (bugün Manisa) Savaşı'na kadar sürdü. Selevkoslar, Romalılar'a karşı kaybettiği bu savaştan 2 yıl sonra yapılan Apameia (bugün Dinar) savaşıyla Bergama Krallığı'na verildi. Bergama'nın egemenliği, Kral 3. Attalos'un ölümüne dek sürdü ve bu tarihte Romalılar'ın eline geçti ve Asya Eyaleti'ne bağlandı.
Tarihçi Strabon, Smyrna'nın kendi zamanında yani M.Ö. 1. yüzyıla geçiş sırasında en güzel İyon kenti olduğunu belirtmektedir. O dönemde kentin küçük bir bölümüKadifekale'nin Pagos'un üzerindeydi. Büyük bölüm ise düz arazi üzerinde bulunan liman çevresine toplanmıştı. Ana tanrıçanın tapınağı ile gymnasion da bu hat üzerinde yer alıyordu. Caddeler düzdü ve tamamı büyük taşlarla düzgün bir biçimde kaplanmıştı. Aristeides, kentin doğu-batı yönünde uzanan iki ana yolunun (Kutsal yal ve Altın yol) bulunduğunu ve bu yollarla kentin , denizden gelen esinti ile serinlediğini anlatmaktadır. Strabon İzmir'de Homereion olarak adlandırılan bir stoanın varlığından söz eder (belki de bir perystil ev). Bu evin içinde Homeros'un bir heykeli bulunuyordu.
Roma Çağı'nda İzmir'de inşa edilen yapılar arasında, Kadifekale'nin (Pagos) kuzeybatı eteğindeki antik tiyatro ve batıdaki stadyumun her ikisinden de pek az iz kalmıştır. Diğer taraftan Smyrna Agorası oldukça iyi korunmuş olup, bugün kısaca Agora olarak bilinmektedir. Agoranın ölçüsü 120x80 metre uzunluğunda geniş bir avlusu vardı. Doğusunda ve batısında birer stoası vardı. Her iki yapı 1 7,5 m. olup ikişer katlıydı. Ayrıca 28 m. uzunlukta bir bazilika da mevcuttu. M.Ö. 2. Yüzyılda Romalıların egemenliğine giren İzmir ikinci kez altın dönemini yaşamaya başlar. M.Ö. 88 yılında Pontus Kralı 6. Mithridates'in eline geçtiyse de 2 yıl sonra Romalılar şehri geri aldı.
İncil'de sözü edilen "Yedi Kilise"den bir tanesinin bulunduğu Smyrna Hıristiyanlığın gelişmesinde önemli bir rol oynar. İzmir'in ilk başpiskoposu olan Aziz Polikarp havari ve İncil yazarıSt. John'un ilk müridlerinden biridir. Yaklaşık M.S. 70 yılında Anadolu'da doğmuş, inancından ötürü23 Şubat155 tarihinde, İzmir akropolü üzerinde bulunan stadyumda Romalılar tarafından yakılarak ölüme mahkum edilmiştir. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, İzmir, sonradan Bizans İmparatorluğu olarak tanınacak Doğu Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olur.
Bizans İmparatorluğu yönetiminde İzmir; Araplar, Selçuklular, Cenevizliler, Aydınoğulları, Haçlılar, Moğollar.

Bizans İmparatorluğu döneminde Araplar, Selçuklular, Haçlılar ve Cenevizliler kenti ele geçirmek için birbirleriyle savaşırlar. Kenti ilk önce Araplar 672 yılında denizden zaptedip İstanbul'a yaptıkları akınlarda bir üs olarak kullanırlar. Türklerİzmir'i ilk kez 1076'da Sulçuklu akıncılarından ve zamanla ilk büyük Türk denizcisi olacak Çaka Bey'in komutasında ele geçirirler. İzmir'den hareketle Ege Adaları ve Çanakkale Boğazı'na düzenlediği akınlarla Bizanslılara korku salan Çaka Bey'in ölümünden sonra Bizanslılar kenti 1098'de geri alırlar ve şehrin kıyı tarafı1204 yılında Rodos Şovalyeleri'nin eline geçer. 1310'da Aydınoğlu Umur Bey tüm şehri ele geçirir. 1344 yılında Cenevizliler kıyıdaki St. Peter kalesini ele geçirirler. Cenevizliler aşağı kenti kontrollerinde tutarken Aydınoğulları Beyliği yukarı kentte (Kadifekale) hakimiyet kurar. Gavur İzmir deyimi o dönemden kalmadır ve Cenevizlilerin elinde kalan aşağı kenti tanımlamak için kullanılmıştır. 14.yüzyıl ortalarında St. Peter kalesi ve aşağı kent bu kez Rodos Şövalyeleri tarafından ele geçirilir. Bu arada Osmanlı Devleti 1398'de İzmir üzerinde hakimiyet kurdu. Ankara Savaşı'nı kazanarak Osmanlı Devleti'ni mağlup etmiş olan Timur'un 1403'de bizzat komuta ettiği Moğol ordusu kenti istila edip, St.Peter Kalesini yerle bir eder. Bu fetih Timur'un Hristiyan güçlere karşı yapmış olduğu tek savaş olması nedeniyle ayrıca önemlidir. Osmanlı Devleti'nin toparlanmasından sonra 1422 yılında II. Murat kenti zapteder ve İzmir bundan sonra Osmanlıİmparatorluğu'nun bir parçası olur.

Piri Reisin Kitab-ı Bahriye kitabında İzmir körfezi
Osmanlıİmparatorluğu yönetiminde İzmir; Doğu Akdeniz'in ticaret kavşağı

Osmanlı idaresinin ilk yüzyıllarında ikinci derece bir sancak olan İzmir'in İlk Osmanlı yöneticisi Karasubaşı Hasan Ağa'dır. İzmir 1605-1606 yıllarında Celali İsyanları kapsamında Arap Sait ve Kalenderoğlu ayaklanmalarına sahne olmuştur. Ancak kent, Osmanlıİmparatorluğunun 1620 yılında yabancılara tanıdığıkapitülasyonlardan sonra giderek İmparatorluğun en önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelir.
1619'da Fransız, 1620'de İngiliz konsoloslukları açılır. Bu arada şehrin nüfus yapısı da değişmeye başlar. 16. yüzyıl kaynaklarıİzmir'de 19 cami, 18 havra ve sadece 1 Rum Ortodoks kilisesi bulunduğunu, kentin 9 mahallesinden sadece birinde Hristiyanların yaşadığını belirtmektedir. Dolayısıyla, o dönemde şehir merkezinde Müslüman-Türklerçoğunlukta, önemli ve köklü bir Musevi cemaati mevcut (Sabetay Sevi 17. yüzyılda İzmir Musevi cemaatinin içinden çıkmıştır) ve Hrıstiyan Rumlar azınlıkta olmalıdır. Evliya Çelebi de, 1672'de İzmir'i ziyaretinde, nüfus yapısındaki değişimin ilk gözlemlerini kaydeder ve Punta (Alsancak) mahallesinde giderek artan sayıda yerli gayrimüslimlerin, Levantenlerin ve Batılı tüccarların yoğunlaştığını yazar. İzmir'de 1676'da yaklaşık 30 bin kişinin öldüğü bir veba salgını, 1742'de şehrin yarısının yandığı büyük bir yangın olur. Osmanlılarca İzmir'e paşa düzeyinde yapılan ilk atama, 1707'de yabancı tüccarlarca düzenlenen Buca ayaklanması ndan sonra 1716'da tayin edilen Köprülü Abdullah Paşa'dır. 18. yüzyıl ve 19. yüzyıl larda kent Fransız, İngiliz, Hollandalı ve İtalyan tüccarların gözdesidir. Bu gelişmeye paralel olarak, eyalet merkezi (Aydın eyaleti) önce 1841'de geçici olarak, sonra da 1850'de temelli İzmir'e aktarılmıştır. Aynı yıl Sultan Abdülmecit, 1863'de de Sultan Abdülazizİzmir'i ziyarete gelmişler, 1871'de kurulan belediyenin ilk başkanı da Yenişehirlizade Ahmet Efendi olmuştur. Çokuluslu bir ticaret şehri haline gelen ve servet birikimi yaratarak metropolleşen İzmir civarında aşayişi korumak herzaman zorlu bir uğraş olmuştur. Bu bağlamda, bölgenin ünlü Rum eşkiyalarından Katırcı Yani 1853'de Buca'da yakalanabilmiş, başta Çakırcalı Mehmet Efe olmak üzere, efeler ve eşkiyalar İzmir'e özel ilgi göstermişler, çoğu kez resmi görevlilerden, yerli, levanten ve yabancı tacirlerden ve azınlıklardan oluşan çetrefil bir ilişkiler ağı içinde rol oynamışlardır.
İzmir I. Dünya Savaşından sonra 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusu tarafından işgal edilir. Bu işgal 9 Eylül1922 tarihinde sona erer. Ancak, İzmir 13 Eylül 1922 sabahı tarihinin belki de en büyük felaketlerinden birini yaşamaktan kurtulamaz. Basmane semtinde başlayan yangın 2.600.000 metrekarelik bir alanda 20.000'den fazla ev ve işyerini tahrip eder. Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir. Fakat yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte İzmir zümrütü anka kuşu gibi kendi külleri içinden yeniden doğmuştur. Yangın alanında bugün İzmir Enternasyonal Fuarı bulunmaktadır.
 

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #9 : Kasım 17, 2009, 10:40:33 ÖS »
izmir'in coğrafi konumu nedeniyle il sınırları içinde hemen her tarafta benzer iklim özellikleri görülür.İzmir'de genel olarak Akdeniz ikliminin Kıyı Ege alt tipi görülür. Yani yazları Akdeniz kıyı şeridiyle aynı sıcaklıkta ve kurak kışları ılık ve Batı Akdeniz'den daha az yağışlıdır.

Sıcaklık ortalaması yüksek olan ilimiz de ortalama sıcaklığın en yüksek olduğu temmuz ayının uzun yıllar değeri 27.6 derece en düşük ortalama değer ocak ayında ocak ayında 8.6 derecedir.

izmir'in 60 yıllık yağış bilgilerine göre ortalama yıllık toplam yağış miktarı 69l mm.dir. Toplam yağışın miktarı yıldan yıla değişmektedir. İzmir en fazla yağışı Aralık (uzun yıllar ortalaması 154.3 mm.) ve Ocak (uzun yıllar ortalaması 132.6 mm.) aylarında almaktadır. En kurak aylar uzun yıllar ortalaması 2 mm. civarında olan temmuz ve ağustos aylarıdır.

İzmir ilinde kar yağışı en ender görülen yağış türüdür. Ancak ili çevreleyen dağlarda kış aylarında kar örtüsü gözlemlenir. İzmir'de her mevsimde görülen nem hava sıcaklığının yazın bunaltıcı kışın dondurucu hissedilmesine neden olur. İzmir'de rüzgarın en çok estiği yönler mayıs ve ekim ayları arasında batılı kasım ile nisan ayları arasında da güneydoğuludur.
 

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #10 : Kasım 17, 2009, 10:41:06 ÖS »
İzmir İlinin kuzeyinde 1250 metreyi aşan Madra Dağları bulunur. Bu dağların güneyinde Bakırçay Ovası ve ovanın güneyinde Yurt Dağları yer alır. Bunlar doğudaki Sultan Dağları ve güneyindeki Dumanlı Dağları ile birleşirler. Dumanlı Dağının güneyinde içinden Gediz Nehrinin geçtiği Gediz Ovası güneyinde Yamanlar ve Manisa Dağları bulunur. Yamanlar Dağının üzerinde Karagöl ismi verilen bir krater gölü vardır.

Yamanlar ve Manisa Dağlarının güneyinde bir çöküntü alanı bulunmaktadır. Bu çöküntü çukurunun batı kısmı su ile kaplanmış ve İzmir Körfezinin oluşmasını sağlamıştır. Körfezin doğusunda Bornova Ovası onun doğusunda da Kemalpaşa Ovası bulunur. Bu iki ova arasında yüksekliği 250 m. ye kadar varan Kahvecibeli (Belkahve) yer alır. Ayrıca Körfezin doğusunda Kemalpaşa Dağları bulunmaktadır.

İzmir Körfezi ve Kemalpaşa Ovasının doğu-batı doğrultusunda Sarıgöl'den Çeşme'ye kadar Bozdağ uzanmaktadır. Bozdağ'ların devamı İzmir Şehrinin batısında Çatalkaya (Kızıldağ) diye anılır. Bozdağ'ların güneyinde Küçük Menderes Ovası yer alır. Karaburun yarımadasında kuzeyden güneye doğru uzanan dağlar vardır.İzmir İlinin güney sınırı üzerinde Aydın Sıra Dağları uzanır.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #11 : Kasım 17, 2009, 10:41:35 ÖS »
İzmir İli içinde büyük bir göle rastlanmaz. Var olanların en önemlileri arasında Gölcük Belvi Göl Çakalboğazı Gölleri ve Karagölü sayabiliriz.

Gölcük Ödemişin kuzeyinde yer alır. Gölcük'ün oluşmasında alüvyonların birikintilerinin de rolü olmuştur. Küçük bir dere ile Gediz nehrine ulaşan gölün suyu tatlıdır.

Belevi Gölü Torbalı ile Selçuk arasında Küçük Menderesin sol tarafında bulunan sığ bir göldür.

Çakalboğazı gölleri Küçük Menderesin Selçuk'tan 5-6 Km. ilerilere kadar doldurduğu körfezde oluşmuş ovanın kuzeyindedir.

Karagöl Yamanlar Dağı üzerinde küçük güzel görünümlü bir krater gölüdür. Çevresi çam ağaçları ile kaplı olduğu için yaz aylarında dinlenme yeri olarak kullanılmaktadır.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #12 : Kasım 17, 2009, 10:46:45 ÖS »
İzmir İli içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Diğerleri sel karakterli akar sulardır.

Murat Dağından doğan Gediz Nehri Menemen Boğazından geçerek Foça'nın güneyinden denize dökülür.

İlin ikinci akarsuyu olan Küçük Menderes Bozdağlardan doğar kendi ismi ile anılan bu ovayı sulayarak Selçuk İlçesinin batısından denize dökülür. Küçük Menderesin alüvyon getirip kıyı çizgisinden sürekli olarak ilerlemiş olması neticesinde İlk çağların en önemli liman şehirlerinden biri olan Efes bu gün denizden 5-6 Km. içeride kalmıştır.

Bakırçay Davullu Dağlarından doğar. Önce güneye sonra batıya doğru akar. Soma ovasının kuzeyinden geçip İzmir İli içine girer. Kendi adı ile anılan ovadan akarak Dikili'nin güneyinden denize ulaşır.

Gediz'in en önemli kolu olan Kemalpaşa ÇayıYamanlar Dağından çıkar önce doğuya akar Manisa Dağının doğu eteklerinden bir yay çizerek Gediz'e ulaşır.

Melez Çayı Seydiköy yakınlarında doğar İzmir şehrine ulaştığı yerde Şirinyer Deresi adı ile anılır Mersinli yakınlarında İzmir Körfezine dökülür.
 

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #13 : Kasım 17, 2009, 10:47:20 ÖS »
Bitki örtüsü Akdeniz İkliminin etkisi altında olup Akdeniz bitkilerinden her türü il'de yer almaktadır. Yüzyıllar boyu aşırı otlatma yangın ve tarla açma nedenlerinden dolayı ormanların ortadan kalktığı yerde maki florası kendini gösterir. Bu floraya ardıç yabani zeytin çitlenbik sakız ve katır tırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Makiler denizden 600 m. yüksekliğe kadar çıkmaktadır.

Dağlık bölgelerin büyük bir kısmı ormanlıktır. Ormanlar İl içerisinde 490.692 hektarlık bir alanı kaplar. Denizden 600 m. kadar yükseklikte kızıl çam daha yukarılarda kara çam ormanları vardır. Dere yataklarında çınar kestane söğüt kavak kara Ağaç ve kızılcık gibi yayvan yapraklı ağaçlar bulunur. Palamut meşesi de İl Ormanlarının belirgin ağaçlarından biridir. Kültür bitkilerinden biri olan zeytinlik ve üzüm bağı geniş bir alanı kapsamaktadır.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: İzmir İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #14 : Kasım 17, 2009, 10:47:52 ÖS »
İzmir İlinin bulunduğu yer Dördüncü zaman başlarında "Egeid" ismi verilen bir kara parçası ile kaplı idi. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin bulunduğu alan deniz seviyesinde hafif dalgalı (Penoplen) düzlükler halinde idi. Bu zamanda Doğu Anadolu'nun Yunanistan'a kadar olan bölgesi kuzey ve güneyden Alp kıvrımlarının etkisi ile sıklaştırılmaya başlandı.

Şiddetli basınçlarla bazı yerlerörneğin; Anadolu Yarımadası yükselirken Ege Denizinin bulunduğu Egeid Kıtası alçalmaya ve çökmeye başladı. Bu Kıta parçasının üzeri Akdeniz'in suları ile kaplanmıştır. Çökme sonucu Batı Anadolu Bölgesinde doğu-batı doğrultusunda kırılmalar olmuştur. Sürekli şekilde sıkıştırılan bu bölgede kırıklar arasında kalan bazı yerler yükselerek dağları (Horst) bazı yerlerde alçalarak ovaları (Graben) oluşturdu. Ovalar karaların içine doğru sokulmuş körfezlerde son buluyordu. Bazı körfezlere dökülen akarsular zamanla körfezi doldururlar. Ege Bölgesi ve İzmir İlinin daha doğrusu Batı Anadolu'nun oluşumu henüz son bulmamıştır. Olaylar aynı şekilde süregelmekte yer kabuğunun henüz yerleşmediği sık sık olan depremlerden ve onların yarattığı sonuçlardan anlaşılmaktadır. Yalnız volkanik faaliyetlere rastlanılmamaktadır.