Gönderen Konu: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri  (Okunma sayısı 54732 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« : Temmuz 26, 2009, 08:49:20 ÖS »

Konya her tarafı târih kokan bir şehirdir. Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar bu ilde çok sayıda ve değerli târihî ve sanat eserleri bırakmışlardır. Türk târihinin en eski ve kıymetli eserlerini sînesinde barındıran Konya, ayrıca bir gönül diyârıdır.
Önemli bir turizm merkezi olan Konya’da Aralık ayının ilk Pazar gününden 17 Aralıka kadar devâm eden Mevlânâ Haftası; 5 Temmuzda başlayıp bir hafta devam eden Akşehir Nasreddin Hoca şenlikleri; 25-30 Ekim arasında yapılan Âşıklar Bayramı; 9 Eylülde yapılan Cirit Yarışmaları ve 1971’den bu yana 5 Ağustosta başlayıp bir ay devâm eden Konya Fuarı ile turizm faaliyetleri hızlanır.
Türk mîmârî anıtlarının zenginliği bakımından Konya, Türkiye şehirleri içinde İstanbul, Bursa ve Edirne’den sonra yer alır. Târihî ve sanat eserlerinin çoğu kaybolmuş olmasına rağmen çok zengin bir hazîneye sâhiptir. Selçuklu eserleri en çok bu ildedir. Bozkır ortasında bir medeniyet âbidesidir.

Başlıca târihî eserleri şunlardır:

Konya Kalesi: Varlığı bilinen, fakat yeri bir türlü tesbit edilemeyen târihî Konya kalesine âit Hastahâne caddesinde bir şahsa âit arsada kazı yapılırken 5 m derinlikte 50x70 cm ebadında düz satıhlı halde duvar taşları bulunmuştur. Konya surlarını yeniden inşâ edercesine Sultan Alâeddîn Keykubad yaptırmıştır. Aynı sultan, Konya iç kalesi ile iç kale sarayını da yaptırmıştır. Bugün hiçbiri yoktur.

Gevale Kalesi: Takkeli Dağının bir yamacında sarp ve sivri tepe üzerinde yapılmıştır. Bu bölgenin kilit noktasıdır. Haçlı seferlerinde Selçuklu sultanları bu kaleye çekilmişlerdir. Selçukluların siyâsî suçluları burada hapsedilmiştir.

Beyşehir Kalesi: Yapılış târihi bilinmeyen kalenin sadece kapısı vardır. Sur temelleri toprakla örtülmüştür. Kaleyi 1288’de Eşrefoğlu Süleyman Bey; 1605 ve 1635 senelerinde Osmanlılar tâmir ettirmiştir. Kale surlarının duvarları 7,5 m kalınlıkta idi.

Alâeddîn Câmiî: 1156 senesinde Anadolu Selçuklu Sultanı Birinci Rükneddîn Mes’ûd zamânında temeli atılıp inşâsına başlanmış, zaman zaman duraklamalar geçirmesinden dolayı Birinci Alâeddîn Keykubat zamânında tamamlanabilmişti. 1221’de ibâdete açılan câmi Konya’nın en büyük ve en eski câmisidir. Konya şehrinin Alâeddîn Tepesi diye anılan yüksek bir noktasına kurulan câmi, Selçuklu mîmârîsinin en güzel örneklerindendir. Minberi, abanoz ağacından olup, Anadolu Selçuklu ahşap işlemeciliğinin en güzel örnekleridir.

Sâhip Ata Külliyesi: Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata Fahreddîn Ali tarafından 1258-1283 yılları arasında yaptırılmıştır. Külliye, mescid, türbe, hanekah ve hamamdan meydana gelmektedir. Çeşitli zamanlarda tâmir gören mescid ilk orijinalliğini yitirmiştir. Türbede Sâhip Ata ve çocukları medfundur.

Sadreddîn Konevî Câmii ve Türbesi: Şeyh Sadreddîn Mahallesindedir. Kıble tarafındaki kapısının üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine âit kitâbeler olup, Selçuklu kitâbesinden 1274 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır. 1899’da tâmir gören Câminin mihrabı Selçuklu çini süslemeciliğinin güzel örneklerindendir. Câminin doğu avlusundaki türbenin üzerinde köşeli tambura kâide üzerinde kafesli ahşap külah, 1990 yılında Konya Vâliliğince yeniden tâmir edildi.

Mevlânâ Türbesi ve Mevlevi Dergahı Külliyesi: Türbede dünyâya nur ve feyiz saçan büyük evliyâ, İslâm âlim ve mütefekkiri, hak âşığı, Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî hazretleri medfundur. Selîmiye Câmiinin doğusunda, Üçler Mezarlığının kuzeyindedir. Külliyenin batısı derviş hücreleri, öbür tarafları duvarlarla çevrilidir. Külliye; Yeşil Türbe, gümüş kapı, mescid, semâhâne, derviş hücreleri, matbah, Hurrum PaşaTürbesi, Hasan PaşaTürbesi, Sinan Paşa Türbesi, Murad Paşa Kızı Türbesi, Mehmed Bey Türbesinden meydana gelmiştir.
Yeşil Türbe, hazret-i Mevlânâ’nın vefâtından beş sene sonra 1278’de Mîmar Bedreddîn Tebrizî’ye yaptırılmıştır. Mevlânâ hazretlerinin yanında mübârek babası Sultân-ül-Ulemâ Behâeddîn Veled, oğlu Sultan Veled, kâtibi ve vefâtından sonra halîfesi olanHüsâmeddîn Çelebi, talebesi Salâhaddin Zerkubî, torunları ve yakınları yatmaktadır. Türbenin üzerinde kubbe-i Hadra (Yeşil Kubbe) denilen külah biçiminde on altı dilimli güzel bir kubbe vardır.
Osmanlı Sultanları hazret-i Mevlânâ türbesine çok ilgi gösterdiler. Kânûnî Sultan Süleymân Han, Irak Seferine giderken hazret-i Mevlânâ’yı ziyâret edip türbenin yanına bir câmi inşa ettirmiştir. Üçüncü Sultan Mehmed Han, esaslı bir tâmir ve türbenin yanına medrese, dervişler için hücre denilen 34 dâire yaptırdı. Sokullu Mehmed Paşanın oğlu Hasan Paşa türbenin kabristanı ile semâhâne denilen kısmını birbirinden ayıran gümüş bir kapı ile gümüşten iki basamaklı merdiven ilâve ettirdi.Türbe ve külliye günümüzde müze hâline getirilmiştir.

İplikçi Külliyesi: Alâeddîn Tepesinin doğusunda İkinci Kılıç Arslan’ın vezirlerinden Şemseddîn Altunba (Altınağa) yaptırmıştır. Samurcu Ebû Bekr tarafından genişletilmiştir. Câmi ve medreseden meydana gelen külliyenin medrese kısmı yıkılmıştır. Kalıntılarına rastlanan medrese Anadolu Selçuklu döneminin ilk örneklerindendir.

Selîmiye Câmii: Mevlânâ türbesinin yanındadır. 1565’te Mîmar Sinan’ın yaptığı tahmin edilmektedir. Çift minârelidir. Ak mermerden minberi taş işçiliğinin orijinal örneklerindendir. Yirminci asrın başlarında üslubuna uygun olarak tâmir edilmiştir.

Güdük Minâre Mescidi: Akşehir’de Sultan Birinci Alâeddîn Keykubat zamânında Muhtesip Emînüddîn Hacı Hasan tarafından 1226’da yaptırılmıştır. Kare plânlı ve tek kubbelidir. Minâresi baklava biçimli tuğla süslemelidir.

Taş Medrese ve Mescidi:
Akşehir’de Fahreddîn Ali Sâhip Ata tarafından külliye olarak 1250’de yaptırılmıştır. Günümüze sâdece medrese, mescit ve türbe ulaşmıştır. Medrese açık avluludur. Türbe, mescit ve minâre çini mozaik süslemelidir.

Eşrefoğlu Câmii: Beyşehir ilçesinin İçerişehir mahallesindedir. Anadolu’daki ağaç direkli câmilerin en büyüğü ve orijinalidir. Çeşitli zamanlarda tâmir gören câminin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Câminin yanında Eşrefoğlu Seyfeddîn Süleymân için yaptırılmış bir türbe vardır.

İsmâil Aka Medresesi: Beyşehir’de Eşrefoğlu Câmiinin batısında 1369’da İsmâil Aka tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan olan binânın büyük kısmı yıkık vaziyettedir. Medresenin yanında İsmâil Aka’nın türbesi bulunmaktadır.

Lala Mustafa Paşa Külliyesi: Ilgın ilçesindedir. Mîmar Sinan’ın yaptığı külliye câmi, imâret, arasta ve kervansaraydan meydana gelmiştir. Câmi 1577’de kervansaray kısmı ise 1584’te tamamlanmıştır. Arasta’da 12 dükkan vardır.

İkinci Selim Külliyesi: Karapınar ilçesinde Sultan İkinci Selim tarafından 1563’teMîmar Sinan’a yaptırılmıştır. Külliye, câmi, kervansaray, hamam, çeşme ve şadırvandan meydana gelmiştir. Külliye çeşitli zamanlarda tâmir görmüş, bâzı kısımları orijinalliğini kaybetmiştir.

Şeyh Sücâeddîn Türbesi: Musalla Mezarlığındadır. Kesme taştan, gövdesi 6 dilimli, tuğla kubbesiyle orijinal bir yapıdır. Yapım târihi belli değildir.

Fakih Dede Türbesi: Burhandede Mahallesinde 1454 senesinde tasavvuf âlimi Burhaneddîn Fakih için yaptırılmıştır. Kitâbesi çok güzel mozaiklerle süslüdür. Türbe, Karamanoğulları devrinde, Selçuklu Mîmârisini devâm ettiren önemli bir eserdir.

Nasreddin Hoca Türbesi: Akşehir’dedir. Tâmirler yüzünden ilk orijinal yapı özelliğini kaybetmiştir. 1905 yılında Akşehir kaymakamı Şükrü Bey günümüzdeki şekliyle tâmir ettirmiştir.

Seyyid Mahmûd Hayrânî Türbesi: Akşehir’de ve şehrin batısındadır. 1268’de yaptırılan türbe, Karamanoğlu İkinci Mehmed zamânında tâmir ettirilmiştir. Ceviz ağacından olan tek kanatlı giriş kapısı ahşap işçiliğinin ilginç örneklerinden olup, Akşehir müzesindedir. Ahşap sandukalar ise İstanbul Türk-İslâm eserleri müzesindedir.

Tavus Baba Türbesi: Konya’nın mesîre ve târihî yeri olan Meram’dadır. Sultan Alâeddîn Keykubad’ın devrinde Konya’da vefât etmiş olan Şeyh Tavus Mehmed el-Hind medfundur. Taş ve tuğladan yapılmış sâde bir eserdir. Yanında bir câmi vardır.

Argıt Han (Altınapa Hanı): Konya-Akşehir yolu üzerinde Şemseddîn Altunba tarafından 1201’de yaptırılmıştır. Sâde, süslemesiz yapı yıkık vaziyettedir.

Kızılviran (Kızılören) Hanı: Konya-Beyşehir yolunda, Birinci Gıyâseddîn Keyhüsrev tarafından 1205’te yaptırılmıştır. Yazlık ve kışlık bölümlerinden meydana gelmiştir. Girişin solunda üst katta bir mescid vardır.

Sultan Han: Konya-Aksaray yolu üzerinde Birinci Alâeddîn Keykubad zamânında 1229’da yapılmıştır. 1278’de tâmir gören yapı, yaklaşık 5000 m2’lik bir alanı kaplar. Dıştan kulelerle desteklenmiş görkemli bir kaleye benziyen han, bu türün en büyük ve güzel örneklerindendir.

Horozlu Han: Konya-Akşehir yolu üzerinde Emir Câmedâr Eseddüddîn Ruz-apa tarafından 1246-1249 yılları arasında yaptırılmıştır. Bir bölümü tâmir edilen yapının avlusu yıkıktır. İsmin, horozla alâkası olmayıp; Ruz-apa (Ruz-be, Uruz-be, Hunuz-be,...) kelimesinin etimolojik değişmesinden “Horozlu” adını almıştır.

Ishaklı Han: Akşehir-Çay yolu üzerinde Fahreddîn Ali Sâhip Ata tarafından 1249’da yaptırılmıştır. KlasikSelçuklu sultan hanları plânındadır.

Kapu Câmii: Eski Odun Pazarı Semtinde, Post Nişin Pir Hüseyin Çelebi tarafından 1568’de yaptırılmıştır. İki defâ yıkılan, bir defa da yanan câmi 1868’de bugünkü hâlini almıştır. İhyaiyye Câmii diye de bilinir. Kapu Câmii, Osmanlı devrinde Konya’da yapılan câmilerin en büyüğüdür.

Aziziye Câmii:
Türbe Caddesinde 1671-76 seneleri arasında Dâmâd Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1867’de yanan câmiyi 1875’te Sultan Abdülazîz’in annesiPertevniyal Vâlide Sultan yeniden tanzim ettirmiştir. Câmi Barok-Rokoko Mîmâri tarzlarının birleşmesinden meydana gelmiştir. Çift minârelidir.

Şemsi Tebrizî Mescidi ve Türbesi: Şems Mahallesindedir. Türbe ve mescidin yapılış târihi bilinmemektedir. Önceleri bir mezarlık içinde bulunan mescid ve türbenin etrâfı park hâline getirilmiştir.

Taş Mescid: Sultan Birinci İzzeddîn Keykavus zamânında Hacı Ferruh tarafından 1215’te yaptırılmıştır. Ana giriş kapısı ve mihrap Selçuklu taş işçiliğinin ilk zengin örneklerindendir.

Sırçalı Mescid: On üçüncü asırda yapıldığı tahmin edilen mescid, zengin çini mozaik süslemeleri ve tuğla örgüsüyle çok orjinal bir yapıdır. Sağlam olarak günümüze ulaşan, çini mozaik süslemeli mihrap, Selçuklu mihraplarının en güzel örneklerindendir.

Tâhir ile ZühreMescidi: Beyhekim Mahallesindedir. Kitâbesi olmadığından kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Yanında halk hikâyelerine konu olmuş Tahir ile Zühre’nin türbesi vardır.

Ali Gav Medresesi: Tarla Mahallesindedir. Yapım târihi ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. 1901’deki tâmirattan sonra Mahmûd Bey Medresesi ismini almıştır. Medresenin yanında Hâcı Bektâş-ı Velî hazretlerinin talebelerinden Ali Gav Baba medfundur.

...
« Son Düzenleme: Kasım 10, 2009, 06:34:17 ÖS Gönderen: LÂLE »

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #1 : Temmuz 26, 2009, 09:04:09 ÖS »
Tâcül Vezir Medresesi ve Türbesi: Dedebahçe Semtinin doğusunda İkinci Gıyâseddin Keyhüsrev devri vezirlerinden Tâceddîn MehmedBey tarafından yaptırılmıştır. Kaynaklarda medrese, hanekâh, mescid ve türbeden meydana gelen bir külliye olduğu bildirilmektedir. Günümüze sâdece türbe ve medrese ulaşmıştır. Türbede Vezir Tâceddîn ve torunları medfundur.

Sırçalı Medrese: Gazli Alemşah MahallesindeSultan İkinci Alâeddîn Keykubat’ın Lalası Bedreddîn Müslih tarafından 1242’de yaptırılmıştır. Anadolu’daki çinili medreselerin ilk ve en güzel örneklerinden olan Medrese açık avluludur. Yanındaki türbede türbenin bânisi Bedreddin Muslih medfundur.

Karatay Medresesi: Alâeddîn tepesinin kuzeyinde Emir Celâleddîn tarafından 1251’de yaptırılmıştır. Selçuklu devri kapalı medreselerindendir. Doğusunda beyaz ve gök mermerden büyük bir taş kapısı vardır. Medrese günümüzde çini eserler müzesi olarak kullanılmaktadır.

Küçük Karatay Medresesi: Karatay Medresesinin karşısında 1248-1250 yılları arasında Celâleddîn Karatay’ın kardeşi Kemaleddîn Timûrtaş tarafından yaptırılmıştır. Açık avlulu medreselerdendir.

İnce Minâreli Medrese: Alâeddîn Tepesinin batı eteğinde Selçuklu vezirlerinden Sâhip Ata Fahreddîn Ali tarafından 1260’da yaptırılmıştır. Selçuklu devri kapalı medreseler tipindedir. Portal üzerine işlenmiş âyet ve motifler Selçuklu taş işlemeciliğinin şâheserlerindendir. Medresenin câmi kısmı, yıkılmış sâdece iki şerefeli ince uzun minâresi kalmıştı. 1901’de meydana gelen debremde de ikinci şerefe yıkılmıştır. Günümüzde taş ve ahşap eserler müzesi olarak kullanılmaktadır.

Has Bey Darülhuffazı: Gâzi Alemşah Mahallesinde, Karamanoğlu İkinci Mehmed Bey zamânında Hacı Has Bey oğlu Mehmed Bey tarafından 1421’de yaptırılmıştır. Tuğladan kare plânlı bir yapıdır. Ahşap işlemeli kapısı Taş ve Ahşap Eserler Müzesindedir.

Nasuh Bey Darülhuffazı: Karamanoğlu İkinciİbrâhim Bey zamânında Kâdıoğlu Nasuh Bey tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan kare plânlı ve tek kubbelidir. Günümüzde İl Halk Kitaplığı Gazete Dergi Bölümü olarak kullanılmaktadır.

Ulu Câmi: Akşehir’de on üçüncü asrın başlarında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Minâresi, 1213’te Ebû Saîd İbrâhim tarafından yaptırılmıştır. Sultan Birinci Alâeddîn Keykubat döneminde tâmir ettirilen câmi sonraki tâmirlerden dolayı orijinalliğini kaybetmiştir.

Rüstem Paşa Kervansarayı: Ereğli ilçesinde Kânûnî Sultan Süleymân devri sadrâzamlarından Rüstem Paşa, Mîmar Sinan’a yaptırmıştır. Kitâbesi olmadığından kesin yapım târihi bilinmemektedir. Bir bölümü yıkılmıştır.

İkinci Kılıçarslan Köşkü: Alâeddîn tepesinin kuzey yamacında yer alan bu köşkü Birinci Alâeddîn Keykubat tâmir ettirdiği için uzun süre Alâeddîn köşkü olarak bilinmiştir. Anadolu çini sanatının gelişimini gösteren önemli eserlerdendir. Günümüzde sâdece doğu duvarları kalmıştır.

Keykubat Sarayı: Beyşehir Gölünün güney batı kıyısında Birinci Alâeddîn Keykubat’ın emri ile 1236’da veziri Mîmar ve Nakkaş Sâdeddin tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklu devri sivil yapılarının en meşhur ve sanat târihi açısından mühim eserlerindendir.

Eski eserler:

Hitit Şehri: Konya’ya 7 km uzaklıkta Karahöyük’te çıkarılmıştır. Mimarî kalıntılar, mühürler, çanak ve çömlekler bulunmuştur. Çatal Höyük: Konya’dan 50 km mesafede olup, Anadolu’da insanlığın bilinen ilk yerleşme merkezlerinden biridir. Çatal Höyük Çumra’ya 12 km uzaklıktadır. Evler, renkli resimler, seramik ve mezarlar bulunmuştur.

İvrit Anıtı: Tarihin ilk tarım anıtı olup, Hitit devrinden kalma bir kabartma taştır. Ereğli ilçesindedir. Hititler toprağın bereketine şükür ifadesi olarak dikmişlerdir. Ilgın’ın Nane ve Dede Höyükleri vardır. Ilgın’ın 25 km kuzeydoğusunda Hitit devrinde III. Hattuşil’nin oğlu Tatalya “Salburt” isimli bir şehir kurmuştur. Bu şehir ile ilgili eserlerden öğrenildiği kadarıyla Hititler “Hiyeroğlif” yazıyı Mısırlılardan 500 sene önce M.Ö. 3500’de kullanmışlardır.

Eflatunpınar: Hitit Çeşmesi Anıtı olup, M.Ö. 1300-1200 yıllarından kalmadır. Beyşehir’e 15 km mesafededir. 14 taştan yapılmış olup, duvar şeklindedir. Belviranköyünde tarihi kalıntılar, Hadım’da Bolat ve Eserler köylerinde önemli Hitit eserleri vardır.

Ak Manastır: Konya-Silifke yolu üzerinde, kayaya oyulmuş bir manastırdır. 274 senesinde Saint Horion adına yapılmıştır. Haghia Kilisesi: Sille’de 327 senesinde yapılmış olup, Anadolu’daki en eski kiliselerden biridir. Bizans Çağı Kalıntıları: Cihanbeyli Akçaşar köyünde tarihi kalıntılardır.

Mağaralar:

Merkez ilçeye bağlı Küçük muhsine köyü yakınında irili ufaklı bin mağaranın içi renkli resimlerle bezenmiştir.

Tabiî güzellikler:

Konya; tabiî güzellikler, mesîre yerleri tabiî baraj, göl kenarları bakımından zengin sayılır. Başlıca mesîre yerleri şunlardır:

Meram Bağları: İl merkezinin batısında târihî yeşillikler içinde bir dinlenme yeridir. Târih boyunca bağları, suyu ve havasıyla meşhur olan bu mesîre yeri seyâhatnâmelere ve şiirlere konu olmuştur. Ortasından Meram Deresi akar. Zamânımızda gürültülü bir eğlence merkezi hâline gelen MeramBağları eski temiz havasını kaybetmeye başlamıştır.

Dede Bahçe: Alâeddin Tepesinin kuzeybatısında târihî bir bahçedir. Burayı Selçuklular zamanında Tâceddîn Ahmet Bey yaptırmıştır. Uzun yıllar mesîre yeri olarak kullanılan bahçe, daha sonraları âile gazinosu olarak kullanılmış. Günümüzde kültürpark hâline getirilmiştir.

Alâeddîn Bahçesi: Alâeddîn Tepesindedir. Çok eski târihe sâhib olan bahçe son yıllarda belediye tarafından ağaçlandırılıp düzenlenmiştir.

Yakamanastırı: Beyşehir’e 6 km uzaklıkta zengin tabiî bitki örtüsü ve bol su kaynaklarına sâhip bir mesîre yeridir. Çam ağaçları ile kaplıdır.

Çamlıköy: Akşehir ilçesinin 14 km güneyinde çok güzel manzaralı bir dinlenme yeridir.

Beyşehir Gölü: Göl kıyıları çok güzel mesîre yeridir. Göl çevresi çam ormanları ile kaplıdır.

Akşehir Gölü: Çevresi ormanlarla kaplı olan gölün kıyıları güzel mesîre yerleri ile doludur. Gölde sazan ve turna balıkları ile av kuşları vardır.

Damla Kayası: İl merkezi yakınında Sille bucağında ağaçlıklı ve suyu bol bir mesîre yeridir.

Kaplıcalar ve içmeler:

Konya ilinde çok sayıda kaplıca vardır. Fakat bunların bir kısmında konaklama tedâvi tesisleri yeterli değildir. Başlıcaları şunlardır:

Ilgın Kaplıcası: Ilgın’a 2 km uzaklıktadır. Türkiye’nin en bakımlı kaplıcalarından biridir. Modern bir kaplıca olup romatizma, nefrit, polinefrit, kadın ve cilt hastalıklarına faydalıdır.

Çavuşçu Köyü Ilıcası: Ilgın ilçesine 10 km uzaklıktadır. Tesisleri mevcut olmayan bu ılıcaya bölge halkı banyo için gitmektedir.

Seydişehir Ilıcası: Seydişehir’e 1,5 km uzaklıkta ağaçlar ve bahçeler arasındadır. Romatizmal hastalıklar başta olmak üzere çıbanlara ve kaşıntılı yaralara iyi gelmektedir. Tesisleri yeterli değildir.

Kuşaklı Çamuru ve Kaplıcası: Beyşehir’e 25 km uzaklıktadır. Çevresi ağaçlarla kaplıdır. Romatizma, çıban, ekzama ve diğer deri hastalıklarına iyi gelmektedir. Tesisleri yoktur.

Höyük-Köşk Köyü Hamamı: Beyşehir-Karaağaç karayolunun doğusunda Höyük ilçesine 5 km uzaklıktadır. İçme şeklinde kullanıldığı zaman özellikle böbrek hastalıklarına faydalıdır.










« Son Düzenleme: Kasım 10, 2009, 06:34:45 ÖS Gönderen: LÂLE »

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #2 : Temmuz 26, 2009, 09:10:05 ÖS »













Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #3 : Temmuz 26, 2009, 09:14:19 ÖS »

Çevrimdışı naprev

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 911
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #4 : Ağustos 27, 2009, 01:37:43 ÖÖ »
Lale hocam eyvallah, sağolasın.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #5 : Ağustos 27, 2009, 01:39:10 ÖÖ »
Rica ederim...

Çevrimdışı BİTANEM

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 294
    • Profili Görüntüle
    • www.dostlarinsesi.net
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #6 : Ağustos 27, 2009, 08:39:05 ÖÖ »
ellerine saglık LALE hoca

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5315
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #7 : Ağustos 27, 2009, 10:01:16 ÖÖ »
Çok güzel. Teşekkür ederiz.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi ve Turistik Yerleri
« Yanıtla #8 : Ağustos 27, 2009, 10:15:28 ÖÖ »
Rica ederim.
Aslında benim istediğim gibi bir tanıtım olmadı.Konya çok güzeldir gerçekten.Konya'dan içeri girer girmez değişik bir atmosferin etkisi altına girersiniz.Huzur ve sükunet teneffüs edersiniz adeta.Meram'da yaz aylarında eş-dostla eğlendiğiniz geceler,bir asır öncesinden fırlayıp gelmiş bir meşk gecesi gibidir.Mevlana'nın hoşgörüsü adeta ruhunuza sinmiştir,yanyana biriniz ayran içerken, yanınızdakinin alkolüne karışmazsınız.Sohbetlerin en güzeli,en koyusu,en çay tadında olanı o gecelerde yapılır.(Çayı çok severimde:)
Misafirliklerin şaşırtıcı ikramı, ekmek dilimi üzerine sürülmüş süzme yoğurdun üzerine serpiştirilmiş kimyondur.Kimyon, kimyon olalı o şekilde girmemiştir ağızlara.Çok leziz olur işin ilginç tarafı.
En sevdiğim ve gezmeye bakınmaya doyamadığım yerlerden biri de sahhaflardı.Ne kitaplar bulmuştum oralardan.İki tanesinin yeri başkadır.Biri, cildine epey yama vurulmuş Osmanlıca bir kitap,biri de zamanında bir yüzbaşıya ait olan Türk Destanları kitabı.Kitabın her yerine kaşesini vuran yüzbaşı, epey kargaşaya sebep olmuştu:)İnsanlara kitabın birkaç el değiştirip size geldiğini anlatana kadar...
Neyse, Konya bir başkadır.İkinci memleketim.


Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #9 : Eylül 10, 2009, 06:41:43 ÖS »
Konya ili ingilizce tanıtımı


Konya (Ottoman Turkish: قونیه; also Koniah, Konieh, Konia, and Qunia; historically also known as Iconium (Latin), Greek: Ἰκόνιον Ikónion) is a city in Turkey, on the central plateau of Anatolia It has a population of 1,412,343 (in 2007)

Ancient history

Excavations have shown that the region was inhabited during the Late Copper Age, around 3000 BC The city came under the influence of the Hittites around 1500 BC These were overtaken by the Indo-European Sea Peoples around 1200 BC The Phrygians established their kingdom in central Anatolia in the 8th century BC Xenophon describes Iconium, as the city was called, as the last city of Phrygia The region was overwhelmed by Cimmerian invaders c 690 BC It was later part of the Persian Empire, until Darius III was defeated by Alexander the Great in 333 BC Alexander's empire broke up shortly after his death and the town came under the rule of Seleucus I Nicator During the Hellenistic period the town was ruled by the kings of Pergamon When Attalus III, the last king of Pergamon, died childless, he bequeathed his empire to Rome Under the rule of emperor Claudius, the city's name was changed to Claudioconium, and during the rule of emperor Hadrianus to Colonia Aelia Hadriana

Iconium was visited by Saint Paul and Barnabas, according to the Book of Acts, in 47, 50 and 53 AD In Christian legend, it was also the birthplace of Saint Thecla During the Byzantine Empire the town was destroyed several times by Arab invaders in the 7th-9th centuries

Seljuk era

The city was captured by the Seljuk Turks following the Battle of Manzikert in 1071, and from 1097 to 1243 it was the capital of Anatolian Seljuk Sultanate, though very briefly occupied by the Crusaders Godfrey of Bouillon (August 1097) and Frederick Barbarossa (May 18, 1190) The name of the town was changed to Konya by Rukn al-Dīn Mas'ūd in 1134

Konya reached its height of wealth and influence as of the second half of the 12th century when Anatolian Seljuk sultans also subdued the Turkish Beyliks to their east, especially that of Danishmends, thus establishing their rule over virtually all of eastern Anatolia, as well as acquiring several port towns along the Mediterranean and the Black Sea and even gaining a momentary foothold in Crimea This golden age lasted until the first decades of the 13th century

By the 1220s, the city was filled with refugees from the Khwarezmid Empire, fleeing the advance of the Mongol Empire Sultan Alā al-Dīn Kayqubād bin Kaykā'ūs fortified the town and built a palace on top of the citadel In 1228 he invited Bahaeddin Veled and his son Mevlana, the founder of the Mevlevi order, to settle in Konya

In 1243, following the Seljuk defeat in the Battle of Köse Dag, Konya was captured by Mongols as well The city remained the capital of Seljuk sultans, vassalized to the Ilkhanate until the end of the century

Following the fall of the Anatolian Seljuk Sultanate, Konya was made an emirate in 1307 which lasted until 1322 when the city was captured by the Beylik of Karamanoğlu In 1420, Karamanoğlu fell to the Ottoman Empire and, in 1453, Konya was made the provincial capital of the Ottoman Province of Karaman

Ottoman Era


Under the Ottoman Empire, in the vilayet system established after 1864, Konya was the seat of the Vilayet of Konya

According to 1896 census, Konya had a population slightly above forty thousand, of which 42,318 Muslims, 1,566 Christian Armenians and 899 Christian Greeks There were also 21 mosques and 5 Churches in the town A still-standing Catholic church was also built for Italian railroad workers in the 1910s By 1927, after the Greek-Turkish population exchange of 1923, the city was almost exclusively Muslim

Universities


Konya is home to Selçuk University, one of the largest universities in Turkey

Points in history


The tomb of Jalal al-Din Muhammad Rumi, the Persian mystical poet commonly known as "Mevlâna" to his citizens and who is the founder of the Sufi Mevlevi order (famous for The Whirling Dervishes), is located in Konya where he had spent the last fifty years of his life

Ibn Arabi, the great Sufi visited Konya in 1207 on the invitation of the Seljuq governor of that time and married there with the mother of his disciple Sadreddin Konevi

Hazrat Shah Jalal was born in 1271 in Konya

Notable Structures

Alaeddin Mosque

Ince Minaret Medrese Museum

Karatay Medrese Museum

Mevlana Museum, formerly the tekke of Mevlana

Culture

Alongside a generally high level of instruction and very modern buildings, Konya has a reputation of being one of the more religiously conservative metropolitan centers in Turkey

One of the best known Turkish folk songs is named "Konyalım" (making reference to a loved one from Konya) The song's slightly suggestive lyrics are known virtually by everybody in Turkey.
 

Çevrimdışı Düş Bahçesi

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 107
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #10 : Eylül 21, 2009, 06:17:15 ÖS »
Görev yerim ...
Çok güzel bir şehir...
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Cemal Süreyya

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #11 : Eylül 21, 2009, 06:20:48 ÖS »
Kesinlikle... ;)

Çevrimdışı Düş Bahçesi

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 107
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #12 : Eylül 21, 2009, 06:22:43 ÖS »
Kesinlikle... ;)
Daha önce geldiniz heralde Konya'ya, Mevlana'ya..
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Cemal Süreyya

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #13 : Eylül 21, 2009, 06:33:12 ÖS »
Hı,hı...
Alaaddin tepesinde çay içmek bahar akşamlarına renk verir...Temmuz Meram da tatlanır...Perşembe günleri Mevlana türbesi ve hemen arkasında ki kabristanda yatan üçler Fatihalarla yad edilir.Huzur verir adeta yüreklere bu ziyeretler.Mevlana nın nefesini hissedersiniz adeta Konya' nın havasında.Konya girişte kollarını açıp karşılar sizi.Bir şehrin canlandığını hissedersiniz sıkı sıkı sarılırken...Manevi bir atmosferle.Kitapçıları dolaşmak bile Konya'da daha zevklidir.Bana hitap eden,gönlümü okşayan kitaplar, Konya da geçmiştir elime.Kültürel ve sosyal faaliyetler ayrı bir tad verir Konya'ya... Her hafta ya bir konferans,ya bir konser olur.Kışlarından hiç bahsetmemek de yarar var.Çok soğuk...Ayaz kemiklerinizi yarıp,iliklerinizi dondurur.Banyo da yere düşen sıcak suyun donduğunu bilirim... ;D
Ne kıştı...

Çevrimdışı Düş Bahçesi

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 107
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Konya İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #14 : Eylül 21, 2009, 06:33:49 ÖS »


İşte burası da benim Konya - Meram'daki mekanım...
Burada huzur buluyorum..
Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini
Cemal Süreyya