Gönderen Konu: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri  (Okunma sayısı 18062 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« : Kasım 18, 2009, 09:37:33 ÖS »

<a href="http://www.simgolo.com/Resources/SWFs/videoPlayerV2.swf?noname=399918275614&amp;durum=stop&amp;albumId=2835" target="_blank" class="new_win">http://www.simgolo.com/Resources/SWFs/videoPlayerV2.swf?noname=399918275614&amp;durum=stop&amp;albumId=2835</a>



Şanlıurfa İli Tanıtım Videosu

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #1 : Ocak 22, 2010, 05:02:27 ÖS »
TARİHÇESİ

Şanlıurfa'nın Göbeklitepe mevkiinde yapılan Kazılarda Şanlıurfa Tarihinin M.Ö. 9000 Tarihine kadar dayandığına dair bulgular ve tapınak bulunmuştur.
1984 yılında Fransız araştırmacı Gautier’in başlattığı ve 1946’dan sonra Prof. Kılıç Kökten’in sürdürdüğü yüzeysel araştırmalardaki buluntular, Şanlıurfa ve çevresinin Paleotik (yontmataş), dönemde (MÖ 500.000-8.000) insan yaşantısına sahne olduğunu göstermektedir. Prof. Kılıç Kökten’in Birecik İlçesi sınırlarındaki bulduğu el baltası bölgenin en eski tarihi kalıntısı olarak, yontmataş devrinde avcılık ve toplayıcılıkla geçinen insanların bu sıcak ve bol çeşitli hayvan yaşamına elverişli toprakları yurt tutuklarını göstermektedir. Atatürk Barajı göl alanında kalacak höyüklerde 1979 yılından bu yana yapılan yerli ve yabancı arkeolojik kazılarda bulunan domuz ve diğer hayvan iskeletleri o devirlerde bölgenin sık bir ormanlığa sahip olduğunu kanıtlamaktadır.
1964 yılında Bozova İlçesi, Gölbaşı mevkisinde yapılan arkeolojik kazılarda paleolitik dönem kalıntıları yanında neolitik dönem (MÖ 7250-5500) yerleşmelerine rastlanılmıştır. Ayrıca 1982 yılında Şanlıurfa Müzesi Müdürlüğünce Bozova İlçesine bağlı Şaşkan (İğdeli) köyü yakınlarındaki küçük ve büyük Şaşkan höyükleri arasında kalan arazide yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen bulgulardan bu bölgenin ilk defa günümüzden 7000 yıl önce toprağa bağlanan insanlar tarafından iskan edilmeye başlanıldığı anlaşılmaktadır.
Neolitikten sonraki ilk medeniyet evresi kalkolotik dönem (5500-3200) buluntuları,; Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Kurban Höyük, Lidar Höyük ve Siverek İlçesine bağlı Hasek Höyük kazılarında tespit edilmiş, ayrıca aynı kazılarda ilk Tunç Çağına ait (MÖ 3200-1800) çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir.
Dicle ve Fırat arası topraklar için MÖ ikinci bin yıllarına ait Hitit çivi yazılı metinlerde rastlanan ilk ad “Hur Memleketleri”dir. MÖ birinci bin yarısında ise Asur vesikalarında bölgenin “Hanigalbat” adıyla anıldığı görülmektedir. Bu ad, MÖ 13. Yüzyıl ortalarında çöken Mitanni-Hanigalbat devletini çekirdek arazisin teşkil etmiş olmasına dayanır görünmektedir.
Mitanni devletinin çökmesiyle Urfa bölgesine bir Sami kavimi olan haramiler kitleler halinde gelip yerleşmişlerdir. Daha sonra bölgeye Asuriler hakim olmuş, bu devlet MÖ 610 yılında İran ve yeni Babil devletleri tarafından yıkılmış ve Urfa bölgesine (Elcezire) İranlılar hakim olmuştur.
Büyük İskender istilası (MÖ 331) ve bunu izleyen Helenistik devirde Urfa tarihin belgelerle daha belirgin olarak izlemek mümkün olabilmektedir. Büyük İskender'in ölümünden sonra parçalanan imparatorluğun Urfa bölgesi Selevkosların elinde kalmıştır.
Selevkoslar devrinde Grek ve Makedonya yurtlarında Urfa bölgesine büyük bir oranda göçler olmuş ve bunlar eski Grek adetlerine göre kurdukları şehirlere eski yurtlarındaki bazı mahalle ve şehirlerin adlarını vermişlerdır,
Selevkoslar MÖ 334’de Süryanilerin Urhai (Orhay-Urfa) kasabası üzerine Edessa adıyla bir kent kurmuşlardır. Edessa Makedonya’nın başkenti Aigai’nin (şimdiki Vodena) bir mahallesinin adıdır ve Urfa’ya kurucuları olan Makedonyalılar tarafından verilmiştir. Fakat yerli halk bu yabancı ismi benimsememiş ve kente Urhai demeye devam etmiştir.
MÖ 334-136 yılları arasında Urfada hüküm süren Selevkostlar bu bölgede Edessa’dan başka Carhae (yeni bir plana göre düzenlenmiş Harran) Mekadonopolis (Birecik), Nikephorion (Rakka), Anthemsia (Suruç) kentlerini kurmuşlar ve buralara kendi halklarını yerleştirmişlerdir.
MÖ 137 yılında canlanan bizim Eşkaniyan, Batılıların Arsakid dedikleri İran devleti bütün Mezopotamya’yı yeniden eline geçirdi ve bu tarihten çok az sonra da Urfa’da tarihinde ilk ve son defa olmak üzere yerel bir şehir krallığı kuruldu. Urfa dışına bile taşamamış olmasına rağmen, “ Osrhoene Krallığı” adını taşıyan bu küçük devlet MÖ 132’de Arjaw (El’de Aryu) tarafından kurulmuştur. MS Nisan 216’dan 242 yılına kadar Manu IX. Osrhone Kralı ünvanını almış, ancak onun bir Roma kolonisi haline getirilmiş Edessa’da hiçbir hüküm nüfuzu olmamıştır. Bu krallık 242-244 yıllarında ikti sene gibi kısa bir süre son defa olarak Abgar XI.nin Gordianus III. Tarafından Urfa’ya hükümdar tayin edilmesiyle ihya edilmiş, fakat bu Roma imparatorunun öldürülmesi sonrasında halefi Philippus, Sasani hükümdarı Şapur ile anlaşmayı tercih ederek Mezopotamya’yı İranlılara terk etmek üzere bir anlaşma imzalamış, ancak bu anlaşma tatbik edilememiş ve Mezopotamya yine Romalıların elinde kalmıştır. Fakat bu sırada Orshoene Krallığı kesin olarak tarihe karışmıştır (MS 244).
MÖ 132 – MS 244 yılları arasında 376 yıl devam eden Orshoene Krallığı, para basacak kadar özgür ve güçlü İran devletine kafa tutamayacak kadar güçsüzdü.
Urfa Krallığının bütün dünyaya yayılan esas ünü Hıristiyanlıkla ilgisidir. Kral V. Abgar’ın (Kara Abgar-Büyük Abgar) MS 13-50 yılları arasındaki ikinci saltanat devresi Hıristiyanlık tarihi bakımından çok önemli sayılır. Bütün Hıristiyanlık alemince meşhur olan “Abgar Efsanesi”ne göre bu zat, Hz. İsa’ya mektup yazarak Hıristiyanlığı teb’asıyla birlikte kabul ettiğini bildirmiş ve Hz İsa’yı dinini yaymak üzere Urfa’ya davet etmiştir. Bu davet üzerine Hz. İsa, yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resimini havvarilerinden Addai ile birlikte Kara Abgar’a göndermiştir. Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu mendilin uzun süre Urfa’yı düşmanlardan koruduğuna inanılmış, MS 944 yılında Bizans imparatorunun doğudaki kuvvetlerinin komutanı Ioannes Kurkuas Urfa üzerine yürüyerek bu mucizevi resmi almayı başarmış ve onu büyük bir törenle İstanbul’a götürmüştür.

Mandilion, Hıristiyan sanatında oldukça yer tutmuş ve hayali resimleri bir çok batı müzesini süslemiştir.
Bu ilgi çekici efsanede kral V. Abgar’ın Hıristiyanlığı kabul etmiş olması, tarihi gerçeklere uygun değildir. Hıristiyanlığı ilk kabul eden hükümdar, aynı hanedana mensup, aynı adı taşıyan IX. Abgar’dır ve bu olay 214 yılında gerçekleşmiştir.
3. – 6. Yüzyıllar boyunca Urfa ve bölgesi Roma’ya bağlı kaldı. Romalılar Urfa başta olmak üzere bütün şehirlerin surlarını yenileyip güçlendirdiler.
Halife Hz. Ömer (634-644) zamanında Irak orduları komutanı Sa’ad bin Ebu Vakkas’ın gönderdiği Abdullah bin Alban idaresindeki ordu 639 yılında Urfa’yı almış ve Orshone’yi Diyar’ı Mudar adıyla Şam eyaletine bağlamıştır. İslam idaresi Urfa’daki Hıristiyan halka azami hoşgörüyü göstermiş, İslamın bu tutumu karşısında yerli halk kısa zamanda kendi arzularıyla Müslümanlığı kabul etmiştir.
Emeviler ve Abbasiler zamanında cereyan eden iç ve dış olaylar esnasında Urfa daima İslam imparatorluğunda kalmış, ancak Abbasilerin dağılma yıllarında 1030 yılında Bizans hakimiyetine girmiştir.
Selçuklu Sultanı Melikşah, komutanlarından Emir Bozan’ı Urfa’nın fethine gönderdi. Emir Bozan şehri üç ay sıkı bir şekilde kuşattı. Bu şiddetli kuşatma sırasında dışarıdan yardım göremeyen şehir halkının ileri gelenleri Bozan’ın yanına giderek Urfa’yı ona teslim ettiler (Mart 1087). Böylece Urfa Selçuklu hakimiyetine girmiştir.
Urfa, 1098’de I. Haçlı Seferleri sırasında Prens Baudouin de Boulogne tarafından zaptedilerek Haçlı Kontluğu idaresine girmiştir.
Musul Atabeyi Nurettin Zengi 1144’te Urfa’yı alarak Haçlı Kontluğu idaresine son vermiş, onun bu haraketi II. Haçlı seferlerine başlamasına neden olmuştur.
Eyyübilerden Artuklulara geçen Urfa, Moğol tahribinden sonra Karayülük Osman Bey tarafından Akkoyunlu idaresine geçirilmiş, daha sonra Memlük hakimiyetine girmiş, 1516’da Mercibadık Savaşı neticesinde Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
1650 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Urfa’dan şu şekilde bahsetmektedir.
“...Nuh tufanından sonra kurulan eski şehirlerden biri de Urfa’dır. Semud kavminden Rohay adında bir hükümdarın yapısıdır. Hz. İbrahim’i bu şehirde Nemrut ateşe attırmıştır. Hz. İsa, buraları Kayseri’nin idaresinde iken, gelip bir kiliseye inmiş. Onun için buraya Deyr’i Mesih derler. Havvariler burada İncil’i gayet hazin bir sesle okurlarmış. Onun için makama "Rehavi" demişlerdir.”
“...Nihayet Emevilerden Muaviye Şam’da iken, asker gönderip burayı Rumlardan alarak İslam ülkelerine katmıştır. Sonra Abbasilerden Me’mun bir sebeple buraya gelip İbrahim Halil Türbesini tamir ettirmişlerdir. Birçok hükümdarın eline geçtikten sonra H.922 tarihinde Yavuz Sultan Selim Mısır’a giderken burasını Hadım Sinan Paşa almıştır.”
“...Kalenin dört tarafı gayya kuyusu gibi uçurum kayalardır. Kale kapısının iç yüzünde bir cami vardır. Urfa camileri hepsi 22 mihraptır. İbrahim Halil Camii, Hasan Padişah Camii, Pazar Camii, Dabbakhane Camii, Ahaveyn Camii ve Çakeri Camii içerisinden İbrahim Halil suyu geçerek havuz ve şadırvanları canlandırır. 67 kadar mahalle mescidi vardır.”
“...Sekiz hamamı vardır. Çarşı ve pazarı toplam 400 dükkandır. İki bedesteni vardır. Saraçhanesi İbrahim Halil nehri kenarındadır...”
XVI. yüzyıl sonlarında Karayazıcı Abdülhalim isyanı nedeniyle çok kanlı olaylara sahne olan Urfa’da karışıklık kısa zamanda bastırılmıştır. 1837 yıllarında Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa kenti kısa bir süre elinde tutmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine Urfa 24 Mart 1919 tarihinde İngilizler tarafından işgal edilmiş, 30 Ekim 1919 tarihinde yine İngilizler tarafından Fransızlara devredilmiştir. 11 Nisan 1920’de Fransızları kesin yenilgiye uğratan Urfalılar bu zaferlerinin anısı olarak TBMM’nin kararıyla 1984 yılında “ŞANLI” ünvanına kavuşmuşlardır.

...

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #2 : Ocak 22, 2010, 05:02:45 ÖS »
ŞANLIURFA İLİNİN COĞRAFİK YAPISI

Şanlıurfa, doğusunda Mardin, batısında Gaziantep, kuzeyinde Adıyaman, kuzeybatısında Diyarbakır illeri ile çevrilmiştir. Güneyinde ise 1921,1926,1929 yıllarında yapılan Ankara Antlaşması ve 1930 Halep protokolüyle çizilmiş bulunan Suriye sınırı ile çevrelenmiş bir sınır şehridir.
Şanlıurfa, coğrafi konumu nedeniyle üzerinde tarih boyunca bir çok devlet ve beyliğin hüküm sürdüğü, değişik kültürlerin geçiş ve kaynaşma alanı olmuştur. İlk ve Orta çağda eski uygarlık merkezlerinden olan Mezopotamya ve Arap ülkeleri ile Avrupa arasındaki bazı yollar, Şanlıurfa üzerinden geçmekteydi. Şanlıurfa, doğuyu batıya bağlayan birçok tarihi, ticari ve askeri yolların üzerinde yer almış olması nedeniyle, geçmişte ve günümüzde önemli bir il olmuştur.Şanlıurfa, dünyanın ve Türkiye'nin en önemli bölgesel kalkınma projesi olan GAP'ın (Güneydoğu Anadolu Projesi) merkezi durumundadır.
Şanlıurfa, Güneydoğu Toroslar'ın orta kısmının güney etekleri üzerindedir. İlin kuzeyinde yer alan dağlar ve yüksek tepeler genellikle güneye doğru gittikçe alçalır. Büyük ovalar Şanlıurfa'nın güneyinde yer almaktadır. Sıra tepeler oldukça yaygın olup bunların arasında batıdan doğuya doğru sıralanan Suruç, Harran ve Viranşehir ovaları bulunmaktadır.
Şanlıurfa'nın yüzölçümü 18.584 km2’dir. (D.İ.E. 1997 Yıllığı). Bu yüzölçümü ile İlimiz Türkiye' nin 7. büyük şehridir.
Şanlıurfa'nın ortalama yükseltisi ise 518 m. dir.
Şanlıurfa İli’nin Merkez ilçe dışında; 10 ilçesi, 26 belediyesi, 30 bucağı, 1.080 köyü ve 1.624 köy altı yerleşim yeri bulunmaktadır. İdari yönden dağınık ve yoğun bir yerleşim özelliğine haizdir.


ŞANLIURFA İLİNİN TARİHİ

Yüzeysel araştırmalar ve arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulardan Şanlıurfa bölgesi tarihinin Yontmataş Devrine kadar uzandığı tespit olunmuştur. M.Ö. 1500 yıllarına ait olan; Hititçe çivi yazılı tabletlerde geçen ve “Hur Ülkeleri“ adı ile anılan bölge İlimizi kapsamaktadır. Tarih boyunca çeşitli uygarlıklara sahne olan Şanlıurfa’ya Araplar Urhai, El-Ruha; Selevkoslar Edessa adını vermişlerdir.
M.Ö. II. bin Hitit vesikalarında geçen Ursu’nun ve Asur vesikalarında geçen Ruhua veya Ru’ua’nun bugünkü Urfa olduğı söylenmektedir.
Ele geçen en eski belgelere göre; Urfa bölgesi kısmen M.Ö. XXV. yüzyılda Kuzey Suriye’de Halep yakınlarında kurulmuş Ebla Krallığı’nın hâkimiyetine girmiştir. Bölgenin tarihini de bu dönemden başlatmak gerekir.
Ardından Akkad Krallığı ve III.Sumer-ur Hanedanlığı ile devam eden tarihinde Edessa (Osrhoane) Krallığı (MÖ 132-MS 244)(bölgedeki ilk Şanlıurfa merkezli krallıktır.), Roma İmparatorluğu (244-395), Bizans İmparatorluğu ve Sâsâni Krallığı Dönemi(395-639), Dört Halife Dönemi (639-661), Emeviler Dönemi (661-750), Abbâsiler Dönemi (750- 990), Nûmeyroğullari Ve Mervânîler Dönemi (991-1031), Bizans İmparatorluğu’nun Iıı. Hâkimiyet Dönemi (1031-1087), Büyük Selçuklular Ve Suriye-Filistin Selçuklulari Dönemi (1087-1095), Ermeni Thoros Dönemi (1095-1098), Haçlı Kontluğu Dönemi (1098-1144), Musul Atabeyliği (Zengîler) Dönemi (1144-1182), Mısır Ve Suriye Eyyûbileri Dönemi (1182-1260), Memlûkler, Döger Aşireti, Timur Devleti, Akkoyunlu-Karakoyunlu, Dulkadir Beyliği Ve Safevi Devleti Dönemi (1260-1517), Osmanlı İmparatorluğu Dönemi (1517-1922) ile Şanlıurfa İlimiz M.Ö. 1500’lü yıllardan bu yana farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu sebepledir ki tarihi ve kültürel anlamda oldukça zengindir.
Kurtuluş Savaşlarında verdiği mücadele ile 11 Nisan 1920’de Fransız Kuvvetlerinin Urfamızdan çıkarılmıştır. Urfa milletvekili Osman Doğan ve 17 arkadaşının, Kurtuluş Savaşında gösterdiği kahramanlıktan dolayı Urfa ili adının "Şanlıurfa" olarak değiştirilmesine ilişkin kanun teklifi TBMM tarafından 12.6.1984 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır.


ŞANLIURFA EKONOMİSİ

Şanlıurfa'nın ekonomik yapısı ağırlıklı olarak tarım sektörüne dayanmaktadır. Gayrisafi Yurtiçi Hasıla içinde tarım sektörünün payı %43, hizmet sektörünün payı %40, sanayi sektörünün payı %11 ve inşaat sektörünün payı % 6'dır. 2001 yılı GSYİH 1 katrilyon 793 trilyon 638 milyar, kişi başına gelir ise 1.300 Dolar’dır.
GAP ile birlikte ilimizin ekonomik yapısında önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1995 yılı itibari ile toplam 59 sanayi tesisi var iken; bu rakam 2004 yılı içerisinde 298'e ulaşmıştır.
Tarımsal alanda sulu tarıma geçilmesine paralel olarak sanayi alanında da önemli adımlar atılmıştır. Öncelikle, 1992 yılında 1. Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları başlatılmış ve arıtma tesisi dışında altyapı çalışmaları 2000 yılı içerisinde tamamlanmıştır. 291 hektar alan üzerindeki 295 sanayi parseli, 155 müteşebbise tahsis edilmiştir. Bugün itibari ile 137 fabrika işletmede, 21 fabrika inşaat aşamasında, 6 fabrika ise proje aşamasındadır. 5.000 kişinin istihdam edildiği 1. Organize Sanayi Bölgesi’nde, tüm tesisler tamamlandığında 8.000 kişi istihdam edilebilecektir.
1.Organize Sanayi Bölgesi’nin çok sayıdaki müteşebbisin taleplerine cevap vermemesi üzerine 2. Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları başlatılmıştır.
İl ekonomisi açısından önemli olan bir diğer husus da Akçakale Sınır Kapısı’dır. Sınır ticaretindeki önemi gelecek yıllarda daha da artacak olan 3. sınıf gümrük kapısında, 10 Nisan 2003 Bakanlar Kurulu Kararı ile oluşturulacak olan Sınır Ticaret Merkezinin kurulması için fizik şartlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu amaçla yapımına başlanan modernizasyon çalışmaları Gümrük Müsteşarlığı, Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsasının katkısı ile tamamlanmıştır.
Merkez ilçe, Birecik ve Siverek ilçelerinde faaliyet gösteren, ticaret ve sanayi odaları ile Ceylanpınar ve Viranşehir ajanslıklarına bağlı toplam kayıtlı üye sayısı 4.398’dir.
İlde; 300 anonim, 2.556 limited ve 43 kollektif olmak üzere, toplam 2.899 şirket faaliyettedir.
İl genelinde, 9 tarım satış kooperatifi, 2 tüketim kooperatifi, 67 motorlu taşıyıcılar kooperatifi, 4 toplu iş yeri kooperatifi, 242 konut yapı kooperatifi, 1 üretim kooperatifi ve 9 esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifi bulunmaktadır.

Şanlıurfa'nın köklü tarihi geçmişi, coğrafi ve kültürel yapısı turizm yönünden önemli bir potansiyel taşımaktadır. 2001 yılında 250.000’den fazla yerli ve yabancı turist ilimizi ziyaret etmiştir. En çok ziyaret edilen yerler Harran Harabeleri, Hz. İbrahim ve Hz. Eyüp Peygamber Makamları, Balıklıgöl, Şuayp Şehri, Soğmatar, Bazda Mağaraları, Ulucami, Gümrükhanı ve Çarmelik Kervansarayı'dır. Atatürk Barajı Gölü ve Fırat Nehri de turistik yönden dikkat çekmeye başlamıştır.
Harran İlçesindeki tarihin en eski üniversitesi kalıntıları, Bazda Mağaraları, Han El Barur Kervansarayı, Şuayp Şehri ve Soğmatar Kenti ilimizin tarihi ve turistik yerleri arasındadır.
Hz. İbrahim, Hz. Eyyub ve Hz. Şuayb (a.s.)’ın Şanlıurfa’da yaşamış olmaları, kente “PEYGAMBERLER ŞEHRİ” adının verilmesine neden olmuştur.

Hz. İBRAHİM (a.s.):

Devrin zalim hükümdarı Nemrud’un o yıl doğacak bütün çocukları öldüreteceğini söylemesi üzerine annesi Hz. İbrahim’i bir mağarada gizlice doğurdu ve İbrahim 10 yaşına gelinceye kadar bu mağarada yaşadı.mağaradan çıkıp baba evine gelen Hz. İbrahim, Nemrud ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırp parçalamaya başlayınca Nemrud tarafından, bugünkü kalenin bulundüğu tepeden ateşe atıldı.Allah tarafından ateşe “Ey ateş İbrahim’e karşı serin ve selametli ol” emri verilince ateş su, odunlar da balık oldu. Hz. İbrahim (a.s.) bir gül bahçesinin içine düştü.
Hz. İbrahim (a.s.)’ın Şanlıurfa’da doğduğu mağara, İbrahim Halilulah’ın Makamı (Dergah), düştüğü yer ise Halli-ür Rahman Gölü olarak ziyaret edilmektedir.
Hz. Eyyub (a.s.)
Allah, Şanlıurfa’da yaşayan Eyyub peygamberi imtihan etmek için önce malını ve çocuklarını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Hasta yarttığı mağarada bütün vücuduna kurt düşen Eyyub (a.s.) bütün bunlara rağmen Allah’a ibadetten geri kalmayarak sabır ve şükür gösterdi. Cenab’ı Hak kendisinin bu şükrüne karşılık sıhhatini ve malını geri verdi. Hz. Eyyub bu sebepten sabır örneği kabul edilir. Hastalık çektiği mağara, Eyyub Peygamber Makamı olarak ziyaret edilm.
Güneydoğu Anadolu Projesi
Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Dünyanın 8. Büyük projesi olarak kabul edilmektedir. Güneydoğu Anadolu Projesinin kaya dolgu barajlarından olan Atatürk Barajı Şanlıurfa’nın Bozova ilçesi yakınlarında, Fırat Nehri üzerindedir.
Yılda 8,9 milyar Kw.saat elektrik enerjisi ile Türkiye elektrik enerjisinin yaklaşık 1/3’ünü karşılamaktadır. Baraj gölünde biriken suyun hacmi 48.5 milyar m3’ tür.
Yarıçapları 7.62m, uzunlıkları 26.4km olan 2 tünel vasıtasıyla baraj gölünün suları Şanlıurfa, Harran, Mardin, Ceylanpınar, Siverek, Hilvan ve Bozova ovalarını sulayacaktır.

(Alıntı)

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #3 : Ocak 22, 2010, 05:04:02 ÖS »
<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-134052814900688901" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-134052814900688901</a>


Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #4 : Ocak 22, 2010, 05:06:07 ÖS »
<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-716215027792071924" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-716215027792071924</a>


Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #5 : Ocak 25, 2010, 12:30:15 ÖS »
<a href="http://www.dailymotion.com/swf/x5cc8x&amp;related=0" target="_blank" class="new_win">http://www.dailymotion.com/swf/x5cc8x&amp;related=0</a>

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10857
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Şanlıurfa İli Tarihi,Turistik ve Kültürel Özellikleri
« Yanıtla #6 : Ocak 30, 2010, 01:25:48 ÖS »
<a href="http://www.musicwebtown.com/community/player/flashplayer/xspf_player.swf?autoplay=true&amp;repeat_playlist=true&amp;playlist_url=http://www.musicwebtown.com/cuneyt1/197649/197649.xspf" target="_blank" class="new_win">http://www.musicwebtown.com/community/player/flashplayer/xspf_player.swf?autoplay=true&amp;repeat_playlist=true&amp;playlist_url=http://www.musicwebtown.com/cuneyt1/197649/197649.xspf</a>