Gönderen Konu: 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Söz Sanatları  (Okunma sayısı 117 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı enes24

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 2
    • Profili Görüntüle
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Söz Sanatları
« : Nisan 20, 2017, 09:53:33 ÖS »


Bu haftaki edebiyat dersimizde söz sanatlarını yani edebi sanatlarını öğrendik. Öğrendiğimiz toplam 14 adet söz sanatıyla ilgili kısaca bilgiler ve örnekler:
1-   BENZETME (TEŞBİH)
Anlatımı güçlü kılmak için aralarında ilişki bulunan iki varlıktan zayif olanı güçlü olana benzetmektir.
Örnek:  Sıcaktı
              Bulutlar doluydular
              Neredeyse tatlı bir söz gibi ilk damla düşecekti
‘’ilk damla’’, ‘’tatlı bir söz’’e benzetilmiştir.
Benzetme sanatında ikisi temel, ikisi de yardımcı olmak üzere dört öge bulunur. Benzeyen ve kendisine benzetilen, temel ögelerdir.

Benzeyen: Nitelikçe zayıf olan öge
Kendine benzetilen: Nitelikçe güçlü olan öge
Benzetme yönü: Aktarılan özellik (Benzetme nedeni)
Benzetme Edati: Benzetmede ilgiyi kuran öge (gibi, sanki, adeta, kadar, misali..)
Teşbih sanatının oluşturulması için temel ögelerin kullanılması zorunludur.

2-   İSTARE (EĞRETİLEME)
Bir sözü benzetme amacı güderek başka bir sözün yerine kullanmaktır.

‘’Sporcularımız fırtına gibi esti.’’ cümlesinde sporcular fırtınaya benzetilmiş, iki temel bir arada kullanıldığı için teşbih sanatıdır.
‘’Sporcularımız esti.’’ cümlesinde ise sadece benzeyen kullanılmış benzetilene yer verilmemiştir. Sporcular rüzgar, fırtına vb. şeylere benzetilmiştir. Bu istiare sanatıdır.

Açık İstiare: Yalnızca kendisine benzetilenin kullanıldığı istiaredir.

Örnek:  Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor
Benzetilen güneş, benzeyen ise askerlerdir.

Kapalı İstiare: Benzetmenin temel ögelerinden benzeyenin kullanıldığı istiaredir. Genellikle benzetme yönü kullanır.

Örnek: ‘’Çocuklar birer birer yuvadan uçtu.’’
Çocuklar uçma yönü ile kuşa benzetilmiştir.

3-   Mecaz-ı Mürsel (Ad Aktarması)
Bir sözü benzetme amacı gütmeden başka bir sözcük yerine kullanma sanatıdır.

Not: Bir sözün başka bir söz yerine kullanıması bakımından istiare ve mecaz-ı mürsel benzerlik gösterir. Ancak arada şöyle bir fark vardır; İstiarede birbirinin yerine kullanılan sözcükler arasında benzetmeye dayalı bir ilişki vardır. Mecaz-ı Mürsel de ise iç-dış , parça-bütün , yer-insan , sanatçı-eser , neden-sonuç gibi doğrudan doğruya bir ilişki vardır.

Örnek: Keseme uygun ev arıyorum
                para

Örnek: Evden izin alırsam sizinle gelirim.
               aile
             
4-   Teşhis (Kişileştirme)
İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıkları insan gibi düşünerek insana özgü nitelikleri o varlıklara aktarmaya teşhis (kişileştirme) denir.
Örnek:  Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur
              Ne senin anladığın kadar kaldırımları…
Kaldırımlar insanı anlaması yönüyle insana ait bir özellik alarak kişileştirilmiştir.

5-    İntak (Konuşturma)
İnsan dışındaki varlıkların konuşturulmasıdır. Genellikle fabllarda kullanılır.
Örnek: Kurnaz tilki sesini yumuşatarak horoza,
            Dedi ki: Kardeşciğim, artık dostuz.
Tilki insan gibi konuşabilme yeteneğine sahip değildir. İnsan gibi konuşturarak intak sanatı yapılmıştır.






6-   Mübalağa (Abartma)
Sözün etkisini güçlendirmek için bir şeyi gerçekte olduğundan daha büyük ya da küçük gösterme sanatıdır.
Örnek: Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi
             Balkonu sarmaşıklarla örtülü bir evdi
Şair evin küçüklüğünü anlatmak için evi kutuya benzeterek mübalağa sanatı yapmıştır.

7-   Tezat (Karşıtlık, zıtlık)
Aynı varlığın, olayın, durumun birbirine karşıt iki yönünü bir arada belirtmek ya da birbirine karşıt kavramlar arasında ilgi kurmaktır.
Örnek: Gülen çehremi görüp
             Sanmayın beni bahtiyardır
             Her kahkahanın içinde
             Bir damla gözyaşı vardır
Bu şiirde şair mutlu görünse de üzgün olduğunu belirtmiştir. Bunu belirtmek için birbirine zıt olan ‘’kahkaha’’ ve ‘’gözyaşı’’nı bir arada kullanmıştır.







8-   Tecahül-i Arif
Anlam inceliği oluşturmak için bilinen bir gerçeği bilmiyormuş gibi anlatma sanatıdır.

Örnek: Şakaklarıma kar mı yağdı ne var
             Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz

Bu dizelerde şair aslında şakaklarına kar yağmadığını, şakaklarındaki beyazlıkların ağaran saçlardan kaynaklandığını, çizgili yüzün de kendisine ait olduğunu biliyor. Ancak kabullenemediğini anlatmak için
tecahül-i arif yapıyor.
 
9-   Tenasüp (Uygunluk)
 Aralarında anlam bakımından ilgi ve uygunluk bulunan sözcükleri bir arada kullanma sanatıdır.

Örnek: Arı gibi her çiçekten bal alırsın
            Benden selam söyle gül yüzlü  yâre
            Yanakların olmuş gonca
             Al karanfil takmış sümbül saçına

Bu dizelerde ‘’arı,bal,çiçek’’, ‘’yanak,yüz’’ , ‘’gül,karanfil, sümbül, çiçek’’ anlamca ilişkili sözcüklerdir.



10-   Hüsn-ü Talil (Güzel Nedene Bağlama)

Sebebi bilinen bir olayın meydana gelişini, gerçek nedeninin dışında hayali, güzel bir nedene bağlamadır.

Örnek: Güzel şeyler düşünelim diye
             Yemyeşil oluvermiş ağaçlar

Bu dizelerde şair ağaçların yeşillenmesini doğanın düzenine değil de güzel şeyler düşünebilme nedenine bağlayarak hüsn-ü talil yapmıştır.

11-   Tariz ( İğneleme)

Söylenen sözün ya da kavramın tersini kastederek anlatma sanatıdır.

Örnek: Davalı zengin, davacı yoksulsa
Zenginden yana işler, bulur adalet yerini

Bu dizelerde adaletin doğru işlememesini, zengin-yoksul ayrımının yapılmasını tariz sanatıyla eleştiriyor.





12-   Tekrir ( Yineleme )
Sözün etkisini artırmak için bazı sözcük ya da sözleri tekrarlamaktır.
Örnek: Haydi uyan
             Aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın
             İlkyazlar sıcağı biriksin
             Yoksul olsan da uyan
             Garip olsan da uyan

Şair bu dizelerde ‘’uyan’’ sözcüğünü tekrarlayarak hem tekrir sanatı yapmış hem de şiire ahenk katmıştır.

13-   Kinaye ( Değinmece )
Bir sözü hem gerçek hem mecaz anlama gelebilecek şekilde kullanma sanatıdır. Kinayede asıl anlatılmak istenen mecaz anlamdır.

Örnek: Dadaloğlu’m der ki belim büküldü
             Gözümün cevheri yere döküldü
İnsanın yaşlılıktan beli bükülebilir, bu gerçek anlamdır. Ancak asıl anlatılmak istenen mecaz anlam gelen sıkıntılar karşısında çaresiz kalmaktır.






14-   Tevriye
İki anlama gelebilen bir sözü, her iki anlamını da düşündürecek biçimde kullanma sanatıdır.
Örnek: Bu kadar letafet çünkü sende var
             Beyaz gerdanına bir de ben gerek
İkinci dizede ‘’ben’’ sözcüğü tevriyeli kullanılmıştır. Yakın anlamı tende görülen koyu renkli leke veya kabartı, uzak anlamı ise 1. Tekil kişi zamiridir. Şair ben diyerek kendini kastetmektedir.