Gönderen Konu: MEB 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı İçin TTKB'ye Yazdığım Yazı  (Okunma sayısı 275 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı arasyusuf

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
    • Profili Görüntüle

                                                                                                                              03. 10.2016
                                                                           T.C.
                                                        MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
                                                   Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına
                                                                                    ANKARA

Yeni yayımlanan 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Materyali’nde pek çok hata bulunmaktadır. Aşağıdaki metin bu hatalarla ilgili bir değerlendirme yazısı niteliğindedir. Bu hatalar, söz konusu öğretim materyalinin www.meb.gov.tr adresinde yayımlanan nüshası dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu değerlendirmeler, öğretim materyalinden tamamen tesadüfen seçilen sınırlı sayıdaki sayfayla ilgilidir.

   Aşağıda belirttiğim hataların düzeltilip düzeltilmeyeceğini, düzeltilecekse bunun nasıl yapılacağını merak etmekteyim. Umarım bu dilekçem, 04.11.2015 tarih ve 11183506 sayılı dilekçem gibi cevapsız kalmaz. Bu konuda gereğini bilgilerinize arz ederim.








                                                                             YUSUF ARAS
                                                                                     Türk dili ve edebiyatı öğretmeni
                                                                           Esen Yayınları yardımcı ders kitabı yazarı


Adres: ...




9 . Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Materyali’ndeki Bazı Hatalar

1.   Öğretim materyalinde çok fazla yazım ve noktalama yanlışı vardır. Söz gelimi

a.   Öğretim materyalinin 2. sayfasında şu ifade yer almaktadır: “Her hakkı saklıdır ve Millî Eğitim Bakanlığı’na aittir. Kitabın metin, soru ve şekilleri kısmen de olsa hiçbir suretle alınıp yayımlanamaz.”
Bu cümledeki “Bakanlığı’na” kelimesinin yazımı yanlıştır. Burada kesme işaretinin kullanılmaması gerekir. Bu durum, bu öğretim materyalinin 111. sayfasında da belirtilmiştir.


b.   Kitabın muhtelif yerlerinde bir edebiyat dönemi kastedilerek “Servet-i Fünûn” tamlaması kullanılmıştır.
Sayfa 55: Servet-i Fünûn edebiyatlarına
Sayfa 57: Servet-i Fünûn Dönemi’dir
Sayfa 57: Servet-i Fünûn’un devamıdır
Sayfa 58: SERVET-İ FÜNÛN EDEBİYATI
Sayfa 120: Servet-i Fünûn Dönemi’nde
Sayfa 134: Servet-i Fünûn şiiri

Buralarda geçen “Servet-i Fünûn” tamlamasının TDK İmla Kılavuzu’na göre “Servetifünun” biçiminde yazılması gerekirdi.
c.   Kitapta “divan edebiyatı”ndan söz edilirken şu ifadeler kullanılmıştır:
Sayfa 57: görüldüğü divan edebiyatı’dır
Sayfa 69: Nedim, divan şiirinin
Sayfa 120: olan divan şiiri
Sayfa 120: sürdüren divan şiiri
Sayfa 274: tanınmış divan şairlerindendir
Sayfa 284: Divan Edebiyatı Dönemi’nde
Sayfa 284: Divan Edebiyatı ve Tanzimat Dönemi’nden


   Bilindiği üzere “divan edebiyatı” bir dönem adı değildir. Bunu dönem saymak bilimsel hata, dönem gibi değerlendirip imlasını ve noktalamasını buna göre yapmak yazım hatasıdır. 57. sayfadaki hata için ise bir belirleme/sınıflandırma yapmak güçtür.



d.   Sayfa 134: “Türk Milliyetçiliği” tamlamasında “Milliyetçiliği” kelimesi yanlış yazılmıştır. Bu kelimenin ilk harfinin küçük olması gerekir.


e.   TDK İmla Kılavuzu’na kitap adlarının yazımıyla ilgili şöyle bir bölüm vardır:
Cümle içerisinde eserlerin ve yazıların adları ile bölüm başlıkları tırnak içine alınır:
             Bugün öğrenciler “Kendi Gök Kubbemiz” adlı şiiri incelediler.
            “Yazım Kuralları” bölümünde bazı uyarılara yer verilmiştir.
UYARI: Cümle içerisinde özel olarak belirtilmek istenen sözler, kitap ve dergi adları ve başlıkları tırnak içine alınmaksızın eğik yazıyla dizilerek de gösterilebilir:
 

Bu açıklamaya rağmen öğretim materyalinin muhtelif yerlerinde geçen kitap isimleri ne tırnak içine alınmış ne de eğik yazıyla gösterilmiştir. Söz gelimi sayfa 24’teki şu cümle:

Uygur devrinde yazılan ve İslami Türk edebiyatının başlangıcını meydana getiren Kutudgu Bilig, Divanü Lügati’t-Türk ve Atabetü’l-Hakayık gibi eserler Eski Türkçe ile yazılmışladır.

Ayrıca bu cümlenin son kelimesi de yanlış yazılmıştır.



f.   Sayfa 24’teki “Kuzey-doğu Türkçesi XIII. yüzyıl ve XIV yüzyıllarda Eski Türkçenin” ifadesinde geçen XIV’ten sonra, nokta (.) konmalıdır. Ayrıca Eski Türkçe ifadesinden sonra kesme işareti kullanılmalıdır. Çünkü burada “Eski Türkçe” Türkçenin tarihsel bir dönemini anlatmaktadır.

g.   Sayfa 25’te birçok yerde “yüzyıl” kelimesi “Yüzyıl” biçiminde yanlış yazılmıştır.


h.   Sayfa 25’in son paragrafında geçen
“Genellikle “Yeni Lisan Hareketi” bu dönemin”  ifadesindeki “Hareketi” kelimesinde “h” harfi büyük
“Yeni Lisan hareketinden sonra” ifadesindeki “h” harfi küçük yazılmıştır.

Benzer bir durum aynı satırda iki defa kullanılan geçen “Dil İnkılabı-Dil inkılabı” tamlaması için de söz konusudur.
i.   Kitabın muhtelif yerlerinde benzer örneklerin sürdürülebileceğini göstermek için üç nokta (…) kullanılmıştır. TDK İmla Kılavuzu’nda bu tür kullanımlar için “vb.” kısaltması kullanılmaktadır.

j.   Sayfa 57’de “İslamiyet’ten önceki Türk edebiyatı” ifadesi geçmektedir. Bir dönemi anlatan bu ifadedeki bütün kelimelerin ilk harflerinin büyük olması gerekirdi. Benzer bir durum aynı sayfada iki kez kullanılan “İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatı” sözü için de geçerlidir. Buradaki kelimelerin ilk harflerinin büyük yazılması için bunların sonuna “dönemi” kelimesinin getirilmesine gerek yoktur. Çünkü kastedilen, dönemdir. Bununla ilgili örnekler TDK İmla Kılavuzu’nda mevcuttur.
k.   TDK İmla Kılavuzu’nda büyük harflerin kullanıldığı yerler anlatılırken şu kurala yer verilmiştir:
Örnek niteliğindeki kelimelerle başlayan cümlede de ilk harf büyük yazılır: "Banka, bütçe, devlet, fındık, kanepe, menekşe, şemsiye" gibi yüzlerce ke¬lime, kökenleri yabancı olmakla birlikte artık dilimizin malı olmuştur.

"Et-, ol-" fiilleri, dilimizde en sık kullanılan yardımcı fiillerdir.

Bu kurala öğretim materyalinde pek çok kez uyulmamıştır: Söz gelimi

         Sayfa 32: “yazıldığı, gelenek” kelimelerinin tüm hecelerindeki ünlüler düzdür.
Sayfa 46: “de-“ ve “ye-“ fiilleri “–yor” ekinden başka ekler aldığında da daralmaya uğrar.




2.   Öğretim materyalinin 24. sayfasında iki kez “Köktürk”, diğer sayfalarında ise birçok kez “Göktürk” kelimesi kullanılmıştır. Söz gelimi
Sayfa 26: Göktürk Türkçesi
Sayfa 29: Göktürk, Uygur
      Öğretim materyalinde bununla ilgili tek yazımın benimsenmesi gerekirdi.




3.   Öğretim Programı’nın 25. sayfasında şu ifadeler geçmektedir:
“Metni, edebî eser yapan özellikleri belirler. Edebî metinlerin oluşmasında; dil kullanımı, estetik olma, kurgusallık gibi unsurlar vurgulanır.”

“Kurgu” kelimesi programda ayrıca şuralarda geçmektedir:
1-2. sayfa: “Yani metin türü yazarın gelenekten aldığı, fakat her seferinde yeniden kurguladığı bir yapıdır.”

4. sayfa: “Her yazar, yazacağı metni kurgularken bu gelenekten, yani yüzyıllar içinde oluşan birikimden bilinçli veya bilinçsiz biçimde yararlanır.”


Programda bir de “kurmaca” kelimesi kullanılmaktadır:

29. sayfa: “Metnin kurmaca dünyası ile eserde anlatılan dönemin gerçekliği arasındaki ilişkiyi karşılaştırır. Kurmaca metinlerde anlatılan olayların belli bir tarihsel dönemde yaşanmış olaylarla benzerlik gösterebileceği ancak kurmaca gerçeklik ile tarihsel gerçekliğin farklı olduğu ve bu nedenle kurmaca metinlerin, gerçekliği olduğu gibi yansıtmadığı vurgulanır.

30. sayfa: “Öyküleyici metinlerde öne çıkan yapı unsurlarının kurgudaki işlevini değerlendirir. Öyküleyici metinlerde öne çıkan yapı unsurlarını oluşturan olay, şahıs, yer veya zamana ait özelliklerin metnin kurgusuna nasıl yerleştirildiği ve bu kurgulamanın niçin yapıldığı değerlendirilir. Örneğin bir metinde mekân, metnin kurgusunda diğer unsurlara göre daha etkin bir rol oynayabilir. Yazar bir mekânda gerilimi sürekli canlı tutarken bir başka mekânda olayların daha sakin biçimde gelişmesini tercih edebilir.”
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere öğretim programında “kurgu/kurgulamak/kurgusal” vb. ile “kurmaca” farklı anlamlarda kullanılmış;  bu bağlamda kurgu, bilimsel tanımlara da uygun olarak daha çok “yapı”yla ilişkilendirilerek “metni oluşturan unsurları belli bir düzene/üsluba göre birbirine eklemleme, parçaları belli bir yönteme göre bir bütüne dönüştürme” olarak ele alınmış, bu da metin türlerinin (edebî türlerin) ortak özelliği olarak kabul edilmiştir. Yani kurmacaya dayalı olsun ya da olmasın her metnin ve her metin türünün kendine özgü bir kurgusu vardır.

Programda edebî türlerin/metin türlerinin ortak özelliği olarak verilen kurgusallık (belli bir kurguya sahip olma), öğretim materyalinde “kurmaca olma” olarak algılanmış, bu da öğretim materyalinin tümünün bu yanlış bakış açısıyla oluşturulmasına neden olmuştur. Nitekim öğretim materyalinin 48 ve 49. sayfalarında “edebî metnin kurmacalığı” konusu üzerinde durulmuş, ayrıca öğretim materyalinin tümü bu bakış açısıyla oluşturulmuştur. Bilindiği üzere eski öğretim programda metin türleri genel olarak ikiye ayrılmış (edebî metinler-öğretici metinler), “edebî metin” terimi de sadece kurmacaya ve imgeye dayalı metinler için kullanılmıştı. Oysa yeni programda “edebî metin” ve “metin türü” terimleri kurmacaya dayalı olsun olmasın bütün türler için kullanılmış, edebî metnin ayırıcı nitelikleri de şöyle sıralanmıştır: Dil kullanımı, estetik olma, kurgusallık vb. Görüldüğü gibi bu nitelikler arasında kurmaca olma yoktur ama kurgusallık vardır.




4.   Öğretim Programı’nın 40. sayfasında “Hikâyede kullanılan öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimleri ve diyalog, iç konuşma teknikleri örnek metinler üzerinden açıklanır.” cümlesi geçmektedir. Bu cümlede geçen “iç konuşma” terimine programın başka sayfalarında da yer verilmiştir. Fakat hazırlanan öğretim materyalinde bu terim hiç açıklanmamış, bu terime hiç yer verilmemiş, bunun yerine “iç diyalog” terimi kullanılmıştır. Bu durum, programın bakış açısıyla örtüşmemektedir. Ayrıca verilen örnek ne iç diyalogun ne de iç konuşmanın tanımına uymaktadır. Bilindiği üzere İsmail Çetişli “iç konuşma”yla “iç diyalog”u eş anlamlı kullanmış, Mehmet Tekin ise “iç konuşma” terimini hiç kullanmamıştır. Hakan Sazyek ise bu konularda daha bilimsel bir bakış açısı sunmuştur. Sonuçta öğretim materyalinde verilen örnek, ne Çetişli’nin ne Tekin’in ne de Sazyek’in örnekleriyle örtüşmektedir.




5.   Öğretim Programı’nın 43. sayfasında şöyle denmektedir:
“Romanın hikâyeden ayrılan yönleri belirtilir, roman çeşitlerine (polisiye, fantastik, tarihî vb.) girilmez.”
Buna karşın öğretim materyalinin 176. sayfasında şu cümleler yer almaktadır: “Romanlar, ele aldıkları konulara göre “macera romanı, tarihi roman, sosyal roman, psikolojik (tahlil romanı), polisiye ve otobiyografik roman” gibi türlere ayrılır. Fatih-Harbiye adlı roman da kültürel çatışma olgusunu ele aldığı için “sosyal roman” olarak değerlendirilebilir.

6.   Öğretim Programı’nın 9. sayfasında şöyle denmektedir:
“Program, edebiyat eğitimini 9. sınıfta yakın dönemden alınan örneklerle başlatmayı esas almaktadır. Bu çerçevede edebiyat dersiyle ilk defa karşılaşan öğrenciler, öncelikle daha kolay anlayabilecekleri yakın dönem metinleri üzerinden metin türlerinin ve edebiyat eserlerinin temel özelliklerini, edebiyatın teorik çerçevesini kavrayacaklar; sonraki yıllarda ise metin türlerinin farklı dönemlerindeki kronolojik gelişimini takip edebileceklerdir.”

Benzer bir ifade 12. sayfada da geçmektedir:
“Okuma” çalışmalarında, her metin türünün işleneceği ilk aşamada, türün karakteristik özellikleri ve gerekli edebî terminolojinin verilmesi esas alınmış; “Türün Özelliklerini Yansıtan Metinler” başlığında toplanan bu kısım için okuma metinleri Cumhuriyet döneminden seçilmiştir. Bu tercihte öğrencilerin edebiyatla tanıştıkları 9. sınıfta yakın dönem metinlerini daha kolay anlayacakları ve kendi dünyaları ile daha kolay ilişkilendirecekleri düşüncesi belirleyici olmuştur. İstisna olarak destan, fabl, mesnevi gibi türlerde -doğası gereği- seçim, ait olduğu dönemden yapılmıştır. Dokuzuncu sınıfta türlere ilişkin genel bir kavrama düzeyinin kazanılması hedeflenmiş; bütün metin türlerinin tarihî akış içindeki gelişimine yönelik çalışmalar onuncu sınıftan başlayarak “Türün Gelişimini Yansıtan Metinler” başlığı altında ünitelere dâhil edilmiştir.”

Bu ifadelere karşın öğretim materyalinde hikaye, şiir, roman, tiyatro türlerinin tarihsel gelişim süreciyle ilgili çok fazla bilgi verilmiştir.

               



« Son Düzenleme: Ekim 12, 2016, 07:59:38 ÖÖ Gönderen: arasyusuf »