Gönderen Konu: İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI  (Okunma sayısı 108819 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı LEF

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2051
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
« : Mart 15, 2009, 10:24:56 ÖS »

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI

1:SÖZLÜ EDEBİYAT
A:KOŞUK
B:SAGU
C:SAV
D:DESTAN


2:YAZILI EDEBİYAT
A:YENİSEY YAZITLARI
B:ORHUN YAZITLARI


SÖZLÜ EDEBİYAT

M.S. VIII. yüzyıla gelinceye kadar Türklerin henüz yazıyı kullanmadıkları dönemdeki edebiyattır. Bu dönem edebiyatı, sözlü olarak üretilmiş ve kulaktan kulağa yayılarak varlığını sürdürmüştür. Bu dönemde edebiyatımızı Şamanizm, Maniheizm, Budizm gibi dinler etkilemiştir.
 

Genel özellikleri:
1.Bu dönem edebiyatı müzik eşliğinde (“kopuz” adı verilen sazla) dile getirilmiştir.
2.Ölçü, ulusal ölçümüz olan “hece” ölçüsüdür.
3.Nazım birimi dörtlüktür.
4.Dönemine göre arı bir dili vardır.
5.Dizelere genel olarak yarım uyak hâkimdir.
6.Daha çok doğa, aşk ve ölüm konuları işlenmiştir.
7.Bu döneme yönelik elimizdeki en önemli ve eski kaynak Kaşgarlı Mahmut’un “Divan-ı Lügat-it Türk” adlı eseridir.
 
A:KOŞUK:
“Sığır” denilen sürek avları sırasında söylenen şiirlerdir. Konusu daha çok doğa, aşk, savaş ve yiğitliktir. Bu tür daha sonra Halk edebiyatında “Koşma” adıyla anılmıştır.

Öpkem kelip ogradım
Arslanlayu kökredim
Alplar başın togradım
Emdi meni kim tutar
Kanı akıp yoşuldu
Kabı kamug deşildi
Ölüg birle koşuldu
Togmuş küni uş batar
Kaklar kamug kölerdi
Taglar başı ilerdi
Ajun tını yılırdı
Tütü çeçek çerkeşür
Etil suwı aka turur
Kaya tübi kaka turur
Balık telim baka turur
Kölün takı küşerür

ÖZELLİKLERİ

1. Dörtlüklerle söylenilir.
2. Hece vezni kullanılmıştır.
3. Yiğitlik, aşk, tabiat gibi konular işlenir.
4. Halk edebiyatındaki karşılığı “koşma’’, Divan edebiyatındaki karşılığı ‘’gazel’’dir.
5. Kafiye düzeni aaab, cccb, dddb şeklindedir.
6. Sığır denilen sürek avlarında söylenen lirik şiirlerdir.
7.Kopuz eşliğinde söylenir.

B:SAGU:

“Yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde, ölen kişilerin erdemlerini ve duyulan acıları dile getiren şiirlerdir. 
Sagular yuğ denilen törenlerde doğmuştur.
Yuğ: Bu törende, ölen kişinin cesedi çadırın içinde yere yatırılır; yakınları çadırın
dışında koyun, at, sığır cinsinden kurbanlar kesip yere bırakır; sonra hep birden
atlara binip ağlayarak, kurt gibi uluyarak çadırın çevresinde yedi kez dönerler, sagular söylerler, bir yandan da yüzlerini bıçakla çizerek kanatırlardı. Zamanı gelip de ölü gömülünce yeniden kurbanlar kesilir, mezarın çevresinde de atlarla yedi kez dönülürdü.
Türklerdeki “Şamanlık” inancına göre, ölen bir kişinin ruhu göğe çıkamazdı. Cesetten ayrılan ruhların bir “temizlenme” devri geçirmeleri gerekirdi. Bunun için, ilkbaharda ya da yazın ölenler yapraklar sararınca; güzün ya da kışın ölenler yapraklar yeşerince gömülürdü. Ölenlerin değerli eşyası ve yakılan atının külü de birlikte gömülür; mezarının çevresine de hayatta iken öldürdüğü düşman sayısınca taş ya da heykel dikilirdi. Bunlara da “balbal” adı verilirdi.
Ayıca, yuğ törenine özel olarak ağlayıcılar gelir ya da getirilirdi. Bunlara “sığıtçı” denirdi.

NOT: Gerek “sığır” ve “şölen” , gerekse “yuğ” törenlerinde çalgıyla söylenen bu şiirler, söylendikleri çağda yazıya geçirilmemiştir. İslamlıktan sonra, 11. yüzyılda, Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat’it Türk adlı eserinde Saka Türkleri hükümdarı Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine söylenmiş bir sagu örneğine rastlanmaktadır.
     

  ALP ER                  TUNGA                            SAGUSU
Alp Er Tunga öldi mü       Begler atın argurup           Ödlek arıg kevredi
Issız ajun kaldı mu         Kadgu anı torgurup            Yunçıg yavuz tovradı
Ödlek öçin aldı mu         Mengzi yüzi sargarıp           Erdem yeme sevredi
Emdi yürek yırtılur         Kürküm angar türtülür         Ajun begi çertilür

Ödlek küni tavratur        Ulşıp eren börleryü            Ödlek kamug köfredi
Yalnguk küçin kevretür     Yırtıp yaka orlayu             Erdem arıg sevredi
Erdin ajun sevretür         Sıkrıp üni yurlayu             Yunçıg yavuz tovradı
Kaçsa takı ertilür           Sıgtap közi örtülür            Erdem begi çertilür
   
Ögreyüki mundag ok        Könglüm için örtedi            Bilge bögü yunçıdı
Munda  adın tıldag ok      Bütmiş başıg kartadı          Ajun anı yancıdı
Atsu ajun ugrap ok         Keçmiş ödüg irtedi             Erdem eti tınçadı
Taglar başı kertilür        Tün kün keçip irtelür          Yerke tegip sürtülür 




C-SAV
Günümüzdeki atasözünün karşılığıdır. Akılda kalan, sözlü gelenekle nesilden nesile aktarılan özlü bir anlatım biçimidir

ÖRNEKLER
Aç ne yemez tok ne timez    (Aç ne yemez, tok ne demez)
Uma kelse kut gelir            (Eve konuk gelse uğur da geli
Suw bermeske süt ver       (Su vermeyene süt ver)
Biş erngek tüz ermes          (Beş parmak düz(bir)olmaz)
İt ısırmas at tepmes time    (İt ısırmaz at tepmez, deme)

GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER

Çevrimdışı LEF

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2051
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK EDEBİYATI
« Yanıtla #1 : Mart 15, 2009, 10:25:20 ÖS »
D- DESTAN VE ÖZELLİKLERİ

1.Aslı Farsça olan destan kelimesi, Fransızca epope, Yunanca epos şiir karşılığıdır.
2.Destanlar henüz aklın ve bilimin toplum hayatına tam anlamıyla hâkim olmadığı ilk çağlarda ortaya çıkmış sözlü edebiyat ürünleridir.
3.Destanlar, ulusların, özellikle tarih yazımının henüz yaşam bulmadığı dönemlerine ışık tutmaları bakımından önemlidir. Ayrıca, ulusların tarih sahnesine çıkışlarını, komşularıyla olan ilişkilerini ve kendi kültür dokularını var eden değerleri anlamak bakımından da önemli kaynaklardır.
Destan, Epik karakterli bir yaşayışın, zaman, yer ve olaylar içindeki yansımalarının olay örgüsü biçiminde sözlü olarak aktarılmasıdır.
Milletleri derinden etkileyen tarihî ve sosyal olayları anlatan edebî eserlere destan adı verildiğini biliyoruz. Bu tür edebî eserler deprem, bulaşıcı hastalık, kuraklık, kıtlık, yangın, göçler, savaşlar ve istilâlar gibi önemli olayların etkisiyle tarihin eski çağlarında meydana gelmiştir.

Destanlar üç safhada oluşur:

a) Doğuş Safhası: Bu safhada milletin hayatında iz bırakan önemli tarihî ve sosyal olaylar, bu olaylar içinde yüceltilmiş efsanevî kahramanlar görülür.
b)Yayılma Safhası: Bu safhada, söz konusu olay ve kahramanlıklar, sözlü gelenek yoluyla yayılır. Böylece bölgeden bölgeye ve nesilden nesle geçer.
c) Derleme (yazıya geçirme) Safhası:
Bu safhada, sözlü gelenekte yaşayan destanı, güçlü bir şair, bir bütün hâlinde derleyip manzum olarak yazıya geçirir. Çoğu zaman bu destanların kim tarafından derlendiği ve yazıya geçirildiği belli değildir.


Destan Çeşitleri
a) Tabiî Destan: Toplumun ortak malı olan ve birtakım olaylar sonucu kendiliğinden en oluşan destanlardır.
b) Yapma Destanlar: Bir şairin, toplumu etkileyen herhangi bir olayı tabiî destanlara benzeterek söylemesi sonucu oluşan destanlardır.


DESTANLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ

1- Anonimdirler.
2- Genellikle manzumdurlar. Az olmakla beraber nazım-nesir karışık olan destanlar da vardır. Bazıları, manzum şekilleri unutularak günümüze nesir hâlinde ulaşmıştır.
3- Olağan ve olağanüstü olaylar iç içedir.
4- Destan kahramanları olağanüstü özelliklere sahiptir.
5- Destanlar, tarihî ve sosyal olaylardan doğarlar. Bu eserlerde genellikle, yiğitlik, aşk, dostluk, ölüm ve yurt sevgisi gibi temalar işlenir.
Bir edebiyat türü olan destan, zamanla asıl anlamını yitirmiş, âşık edebiyatında savaşları, ünlü kişileri, gülünç olayları anlatan eserlere de destan denilmiştir. Türk destanları iki gruba ayrılır: İslamiyetten önceki destanlar ve İslamiyetten sonraki destanlar.


DOĞAL DESTANIN ÖZELLİKLERİ

. Anonim bir özellik taşır.
. Çoğu manzumdur; nazım ve nesir karışık olanına az rastlanır.
. Nazım biçimi ve uyak , destanı yaratan halkın geleneğine bağlıdır.
. Gerçek ve gerçekdışı olaylar iç içedir.
. Destan kişileri beden ve karakter özellikleri bakımından hem olağan hem de olağanüstü özellikler taşır.
. Destanlarda anlatılan olayların zamanı aşağı yukarı bellidir.
. Destanlar çok uzun manzum öykülerdir.Kırgızlara ait Manas destanı 400 bin dizeden oluşur.
. Destanlarda daha çok kahramanlık, yiğitlik, dostluk , aşk , ölüm , yurt sevgisi konuları işlenir.

DÜNYA EDEBİYATININ EN ÜNLÜ DOĞAL DESTANLARI:

• İLYADA VE ODYSSEİA( Homeros) :Yunanlıların Toroia Savaşına gidiş dönüşlerini anlatır.( YUNAN DESTANI)
• ŞEHNAME ( FİRDEVSİ ) İran – Turan mücadelelerini, İran’ın kahramanı Rüstem’in yiğitliklerini, Büyük İskender’in İran’ı işgalini anlatır. ( İRAN EDEBİYATI)
• KALEVELA (LÖNROT) : Doğaya karşı savaşan Finlilerin erdemlerini, bilgeliklerini anlatır. ( FİN EDEBİYATI)
• MAHABHARATA ( HİNT EDEBİYATI)
• RAMAYANA ( HİNT EDEBİYATI )
• İGOR: 12.YY da Kıpçak Türkleriyle Rusların yaptıkları savaşı anlatır. ( RUS EDEBİYATI)
• OĞUZ KAĞAN: Hunların Orta Asya’ da Türk birliğini nasıl kurduğunu anlatır.   ( TÜRK EDEBİYATI)

                                      YAPMA DESTANLAR

Yeni ve yakın çağlarda, herhangi bir tarih olayının bir ozan tarafından destan kurallarına uygun olarak yazılmış biçimine yapma destan denir.
Bunlar sanatsal amaçlı destanlardır. Bilinen bir sanatçının ortaya koyduğu destanlardır.

DÜNYACA ÜNLÜ YAPMA DESTANLAR
KAYBOLMUŞ CENNET: Âdemle Havva’nın cennetten yeryüzüne inişleri anlatılmıştır.(J. MİLTON – İNGLZ EDEB.)
KURTARILMIŞ KUDÜS: I. Haçlı seferinde Kudüs’ün alınışı anlatılır. ( T.TASSO- İTALYAN EDEB.)
İLAHİ KOMEDYA: Öteki dünyaya Dante’nin yaptığı 7 günlük gezi anlatılır.( DANTE- İTALYA EDEB.)
Üç ŞEHİTLER DESTANI: Kurtuluş Savaşından bazı kesitler anlatılır .( F.H. DAĞLARCA- TÜRK EDEB.)
GÖZYAŞLARIMLA SULADIM MEZARINI 
LEFKER