Gönderen Konu: BÂKİ  (Okunma sayısı 21790 defa)

0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
BÂKİ
« : Mayıs 22, 2009, 09:26:27 ÖS »

BÂKİ  
Hayatı

1526 yılında İstanbul'da doğduğu tahmin edilmektedir kesin bir tarihi yoktur. Bâki'nin asıl ismi Mahmud Abdülbâki'dir. Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzin Çocukluğunda sirac çıraklığı yapmıştır. Eğitime, ilme olan büyük tutkusu fark edilmeye başlanınca ailesi medreseye devam etmesine izin vermiştir; zira başlarda medreseye kaçak, ailesinden gizli gitmekteydi. Gayretleri ile iyi bir eğitim görmüş, dönemin ünlü müderrislerinden ders almıştır. Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Hayatı boyunca çeşitli dönemlerde kadılık,kazaskerlik gibi makamlarda devlet hizmetinde bulunmuş, yaşlılığında Şeyhülislam olmak istese de bu göreve getirilmemiştir. 1600 yılında, İstanbul'da vefat etti. 16. yüzyılda şairler sultanı olarak anılan şairimizdir.


Çalışmaları
Bâki Osmanlı'nın en güçlü devirlerinden birinde yaşamıştır, bu da pekâla onun şiirlerine ve şiirlerinde kullandığı temalara yansımıştır. Aşk, yaşamanın zevki ve doğa şiirlerinin başlıca konularıdır. Her ne kadar şiirlerinde tasavvuf etkisi veya tema olarak tasavvuf bulunmasa da, tasavvufta da özel bir mahiyeti olan aşk mefhumunu sık sık konu alması itibariyle, dîvânı mutasavvıflar tarafından çok sevilir. Tekniği güçlüdür, şiirlerinde yakaladığı ahenk ve akıcılık fark yaratır. Dil kullanımında çok yeteneklidir. Şiirlerinde İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmıştır. Ahenk ve musikiye önem vermiş;söz seçiminde titiz davranmıştır. Genellikle din dışı konuları işlemiştir. Şiirlerinin oluşturduğu tını, musiki de şiirlerinin farklı bir özelliğidir. Türk, Divan şiirinin dönemin ünlü akımları ve eserleri seviyesine ulaşmasında çok büyük katkısı olmuştur. Eserlerinden biri de Kanunî Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine yazdığı "Mersiye-i Hazret-i Süleyman Han" isimli mersiyedir. Bu mersiye hem teknik olarak güçlü yapısı hem de ahengi ve dönemin ruhunu, özellikle edebiyat tarzını, güzel bir şekilde ifade ettiği için en ünlü mersiyelerden birisi olmuştur
 
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #1 : Mayıs 22, 2009, 09:30:49 ÖS »
Gazel

Açıl bâğun gül ü nesrîni ol ruhsârı görsünler
Salın serv ü sanavber şîve-i reftârı görsünler

Kapunda hâsıl itdi bu devâsuz derdi hep gönlüm
Ne derde mübtelâ oldı dil-i bîmârı görsünler

Açıldı dâğlar sînemde çâk itdüm girîbânum
Muhabbet gülşeninde açılan gülnârı görsünler

Ten-i zârumda pehlûm üstühânı sayılur bir bir
Beni seyr itmeyen ahbâb mûsîkârı görsünler

Güzeller mihribân olmaz dimek yanlışdur ey Bâkî
Olur vallâhi billâhi hemân yalvarı görsünler
Bâkî


Günümüz Türkçesiyle

1. Bağın gülü sen yüzünü aç da nesrini, o yanağı görsünler; salın servi ve fıstık çamı o yürüyüş tarzını görsünler.

2. Gönlüm bu devâsız derdi derdi hep senin kapında kazandı; hasta gönlün nasıl bir onulmaz derde tutulduğunu görsünler.

3. Göğsümde yaralar açıldı, yakamı parçaladım; sevginin gül bahçesinde açılan nar çiçeğini görsünler.

4. Zayıf bedenimdeki kaburga kemikleri bir bir sayılabilir; beni görmemiş olan dostlar aynen bana benzeyen mûsikârı görsünler.

5. Ey Bâki! Güzeller acımaz, şefkat göstermez demek yanlıştır; vallâhi billâhi gösterirler hele biraz yalvarı görsünler.
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı Çamur

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2254
  • Sessizliğin sırrı, dudaklarında. ..
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #2 : Haziran 04, 2009, 10:35:40 ÖS »
GAZEL

(mef û lü/ fâ i lâ tün/ me fâ î lü/ fâ i lün)


Nâm ü nişâne kalmadı fasl-ı bahârdan
Düştü çemende berk-i diraht i'tibârdan

Eşcar-i bâğ hırka-i tecrîde girdiler
Bâd-i hazan çemende el aldı çenârdan

Her yâneden ayağına altun akup gelür
Eşcâr-i bâğ himmet umar cûybârdan

Sahn-i çemende durma salınsun sabâ ile
Âzâdedir nihân bugün berk ü bârdan

Bâkî çemende hayli perişân imiş varak
Benzer ki bir şikâyeti var rûzigârdan


Sonbahar erişti ve bahar mevsiminden ne ad ne de bir iz kaldı. Artık kırlarda, ağaç yaprakları da itibardan düştü.

Bahçenin ağaçları bir derviş gibi soyutlanmışlık hırkasına büründüler. Sonbahar rüzgarı, kırlarda çınardan el aldı.

Bağdaki ağaçlar ırmaktan bir alicenaplık ve iyilik ummaktalar. Bu yüzden olsa gerek ki tıpkı Kanuni devrindeki Osmanlı İmparatorluğu gibi her taraftan ayağına sarı yapraklara eş altın akıp gelmekte.

Fidan, bugün yaprak ve meyveden arınmış ağırlıklarını atmıştır. Artık sevgili gibi çimenliğin ortasında hafif esen yeller ile durmadan salınsın gezsin.

Ey Baki! Yaprak, kırlarda hayli perişan olmuş oradan oraya savrulmakta. Sanki rüzgardan veya zamandan bir şikayeti var gibi.

Ölümünün üzerinden taaa 72 sene geçtikten sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada?

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #3 : Haziran 05, 2009, 03:39:26 ÖS »
Paylaşım için teşekkürler...
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı izmir_35

  • Üye
  • **
  • İleti: 83
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #4 : Haziran 08, 2009, 12:38:04 ÖS »
Ferman-ı aşka can iledür inkiyadumuz
Hükm-i kazaya zerre kadar yok inadumuz

Baş eğmezüz edaniye dünya-yı dun içün
Allah'adur tevekülümüz i'timadumuz

Biz mükteka-yı zerkeş-i caha dayanmazuz
Hakk'un kemali lütfunadır istinadumuz

Zühd ü salaha eylemezüz iltica hele
Tutdı egerçi alem-i kevn-i fesadumuz

Meyden safa-yı batın-ı humdur garaz heman
Erbab-ı zahir anlayamazlar muradumuz

Minnet Huda'ya devlet-i dünya fena bulur
Baki kalur sahife-i alemde adumuz


GAZELİN AÇIKLAMASI
Aşkın fermanına boyun eğmekliğimiz ta candan ve yürektendir. Bu uğurda alın yazımıza karış zerre inadımız ve karşı koymamız söz konusu değildir.

Şu alçak dünyanın birtakım geçici menfaatleri uğruna aşağılık kimselere boyun eğmeyiz. Bu yolda bütün tevvekülümüz, bütün güvencimiz Allah'adır. O'nun hükmüne rıza gösteririz.

Biz geçip gidici mevkii ve makam ile makam ile edin,lmiş altın işlemeli yastıklara sırtımızı verip dayanmayız. Bütün dayanağız Cenabıhakk'ın noksansız ve sınırsız lütfunadır.

Hele sofuluk ve gözü kapalı dindarlığa asla sığınmayız. Velev fesadımız bütün mevcudat alemini tutmuş bile olsa!

Bizim içkiden anladığımız küpün içindeki safadadır. Her şeyi, gördükleri dış yüzüyle değerlendirip hüküm verenler, bizim meramımızı asla anlayamazlar.

Dünya devleti geçip gider ve yok olur ama Allah'a binlerce şükürler olsun ki, bizim adımız alemin sayfasında Baki kalır.
imkansız aşklar  ...
ya biz onları imkansız kılarız
ya da koşullar öyle gerektrir

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #5 : Temmuz 27, 2009, 01:50:24 ÖS »
Bâki'nin kaleminden özlü sözler


* Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş.

Bu kubbede ebedî kalan bir hoş ses imiş. (Bâki şairin mahlası olduğu için, bu mısrada hüsn-i tahallus vardır.)

* Hûb olan elbette kendin gösterür

Güzel olan elbette kendini gösterir.

* Mu'ayyen kıssadur sevmek sevilmek mâ-takaddemden
Sevmek, sevilmek eskiden beri bilinen hikâyedir.

* Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede

Câhil komaz ki, âlim kişi rahat ede.

* Dil derdini gamunla dil-efgâr olan bilür
   Bîmâr hâlini yine bîmâr olan bilür

Gönül derdini gamınla gönlü kırık olan bilir. Hasta hâlini yine hasta olan bilir.

* Tutdı cihânı pertev-i hüsnün güneş gibi
   Doldı sadâ-yı aşkun ile kâh-ı kün fekân

Güzelliğinin ışığı güneş gibi dünyayı tuttu. Kün fekân sarayı (dünya), aşkının yankısı ile doldu.

* Bezm-i şevkün içre devr eyler felek bir câmdur
   Câmda bir cür' adur aşkun şarabından şafak


Ey sevgili; felek seni arzulamanın meclisinde dönüp dolaşmakta olan bir kadehtir. Şafağın kırmızılığı ise, senin aşkının şarabından o kadehin dibinde kalmış bir yudumdur .
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #6 : Temmuz 27, 2009, 01:51:50 ÖS »
Bir takım rivayetlerde ve doğaçlamalarda Bâkî:

Kanuni Sultan Süleyman, bir meseleden dolayı dönemin şairi Bâkî'ye

“bâkî bed
nefyi ebed
bursa'ya red"

diyerek onu bursa'ya sürgüne gönderir. Bâkî de buna karşılık:

"Öldünse ey bâkî değildir cihan mülkü süleyman'a baki
  Buna çarkı felek derler ne sen bâkî, ne ben bâkî"

diyerek şâirâne bir cevap verir.

......................

derler ki;

Bâkî'nin en büyük ideali şeyhülislam olmakmış.Fakat bir türlü bu emeline nail olamamış. Bundan dolayı da kadrinin kıymetinin bilinmediğini düşünür bundan şikayet edermiş.
Bu düşüncenin ürünü olarak şu beyiti karalamış:

Kadrini sengi musallada bilip ey Bâkî
Varıp el bağlayalar karşında saf saf

.......................

Başka bir rivayete göre Bâkî ilk şiir denemelerini devrin reis-i şuârası olan Zâtî'ye götürür. Zâtî şiiri okur ve karşısındaki çocuğun böyle yazamayacağını düşünerek 'başkalarının şiirini çalmak günahtır,elini keserler' diye nasihat etmek ister.Bunu üzerine Bâkî 'şiir benimdir' der ve irticalen şu beyti söyler:

"Dime ey pir-i safa-bahş u leta'if-asar
Değilim tıfl ki hayide idinem iftar"

böylece Zâtî şiirin Bâkî'ye ait olduğunu anlar ve onu tebrik eder.

"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı Nur-i Didem

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2106
  • Cinsiyet: Bayan
  • ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #7 : Ağustos 22, 2009, 12:30:46 ÖS »
Gazel - İdelim
Nev-bahâr oldu gelin azm-i gülistân idelim.
Açalım gonca-i kalbi gül-i handân idelim

Komayup lâle gibi elden eyağı bir dem
Mest olup gonce sıfat çâk-ı girîbân idelim

İçelim lâ'l-i müzâbı saçalım cür'aları
Hâk-i gülzârı bugün kân-ı Bedâhşân idelim

Meclis-i ayş ü tarâb hûrrem ü âbâd olsun
Yakalım zerk u riya deyrini viran idelim


Okusun vasf-ı ruh-ı yâr ile Bakî şi'rin
Bülbül-i gülşeni mecliste gazelhân idelim

Vezni: Fe i lâ tün / f e i lâ tün / f e i lâ tün / f e i lün

Açıklamalar:

Okuduğunuz gazelde Bakî, kendi hayat felsefesini dile getirerek yiyip-içip, eğlenmek gerektiğini; böylece, bu dünyanın iki yüzlülüklerinden ve riyakârlıklarından kurtulacağını belirtiyor.

Bu düşüncelerini anlatırken bazı mazmunlardan da yararlanıyor. Bunlar: Gonca-i kalbi gül-i handan etmek: Gonca hâlindeki gülün açılarak gülen bir gül hâline gelmesi (Sevgilinin dudakları goncaya benzetilir. Güldüğü zaman da bu gül goncasının açılmış bir gül hâline geldiği düşünülür.) Gonca gibi çâk-i girîbân etmek: Goncanın gül hâline gülebilmek için çanak yapraklarını yırtması, neşelenmesi demektir. Goncanın bu yapraklardan sıyrılması yaka yırtmak olarak anlatılıyor. Cür'a-yı bade: Eskiden, içilen içkinin son damlası, bir gün toprakta çürüyerek yok olacağını unutmadığının ifadesi olarak toprağa dökülürdü. Bu son damla cür'a-yı bade olarak adlandırılıyor. Lâ'l-i müzâb: Şarabın kırmızı rengi eritilmiş lal taşına benzetiliyor. Eyağ:Şekli ve içindeki kırmızı şarabın rengi dolayısıyla kadeh lâleye benzetiliyor.

Günümüz Türkçesiyle:

1)İlkbahar oldu gelin gül bahçesine gidelim. Goncanın kalbini açalım da (onu) gülen (bir) gül yapalım.
2)Lâleye benzeyen kadehi bir an elden bırakmayıp mest olup gonca gibi yakamızı yırtalım.
3)Erimiş lal taşı (gibi şarabımızı) nı içelim. Son damlaları saçalım. Bugün gül bahçesinin toprağını Bedâhşân'a benzetelim.
4)Coşkulu içki meclisi sevinçle dolsun. Bu iki yüzlülük dünyasını yakıp yıkalım.
5)Bakî, sevgilisinin yanağının özelliklerini anlatan şiirini okusun. Gül bahçesinin bülbülünü mecliste gazelhan edelim.
Bâkî
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak

Çevrimdışı Nur-i Didem

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2106
  • Cinsiyet: Bayan
  • ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #8 : Ağustos 22, 2009, 12:31:44 ÖS »
HUMA KUŞUNUN GÖLGESİ

Zülf-i siyahı saye-i perr-i Hüma imiş

İklim-i hüsne anun içiün padişa imiş

 

Bir secde ile kıldı ruh-i aftabı zer

Hak-i cenab-ı dost aceb kimya imiş

 

Avazayi bu aleme Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş

 

Görmez cihanı gözlerimiz yarı görmese

Mir'at-ı hüsni var ise alem-nüma imiş

 

Zülfün esiri Baki-i biçare dostum

Bir mübtela-yı bend-i kemendi bela imiş

GAZELİN AÇIKLAMASI
Meğer o sevgilinin kara zülüfleri, Hüma kuşunun kanadının talih bağışlayan gölgesi imiş. Zaten bu yüzden de güzellik ülkesinin sultanı o imiş.

Sevgilinin avlusunun toprağı nasıl bir kimya imiş ki, güneş oraya bir secde etmekle hemen yanağı kıpkızıl bir altına dönüşüvermiş.

Avazen bu alemde Davut gibi çınlasın. Çünkü bu gök kubbede baki kalan ancak hoş bir seda imiş.

Sevgiliyi görmediğimiz vakit cihan gözümüze görünmezolur. Eğer Ayine-i Alem-nüma diye bir şey var ise, zannımızca o sevgilinin güzelliğinin aynasından ibaret imiş.

Sevdiceğim! Zülfüne bağıyla esir olan şu biçare Baki, bu haliyle meğer bir bela kemendinin yani senin zülfünün bağına tutulup kalmış da ondan kendini alamıyor.
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak

Çevrimdışı Nur-i Didem

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2106
  • Cinsiyet: Bayan
  • ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #9 : Ağustos 22, 2009, 12:33:51 ÖS »
AŞK FENİNİ ÜSTADI

Naz ile aşıka kılmazsın dad

Hey ela gözlüm elinden feryad

 

Yürü ey servi-i ser-efraz yürü

Kad-i balana erişmez şimşad

 

Bulmasın kimse kusurum der isem

Eyleme kasr-ı cefayı bünyad

 

Hak-i rahın edeyin ahımla

Ruzigar içre gamınla berbad

 

Şi'r-i Baki'ye nazır olmaz hiç

Fenn-i aşk içre olupdur üstad

GAZELİN AÇIKLAMASI
Ey ela gözlü dilber! Naza kaptırmışsın kendini; aşığına acımıyorsun hiç; artı elinden feryat ki feryat!...

Ey başı yükseklerde servi; yürü var, ardıçlar senin boyuna erişebilemez, senin gibi salınamazlar.

Ey sevgili! Eğer ''Hiç kimse benim kusurumu bulamasın!'' diyorsan, eziyet sarayının inşasından vazgeç.

Bu çağ içinde ben, senin ayrılığının gamıyla ettiğim ahlar yüzünden, yolunun tozunu toprağını savurup duruyorum ya!...

Şu Baki'nin şiirlerine benzeyen şiir bulunamaz. Çünkü aşk ilminin üstadı şimdi odur.
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak

Çevrimdışı Mevlânâ muhibbi

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 1206
  • Cinsiyet: Bayan
  • AŞK, BİZİ BULDU...
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #10 : Ağustos 22, 2009, 12:34:57 ÖS »
Güzel beyitler...
"Her çi gûyem 'ışk-râ şerh ü beyân
Çün be-'ışk âyem hacil başem ez-ân"

"Aşk üzerine ne zaman şerh ve beyanda bulunsam aşka gelirim ve ondan utanırım."

Çevrimdışı Nur-i Didem

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 2106
  • Cinsiyet: Bayan
  • ESKİYEN YÜZÜMÜN YENİ GÜLÜMSEYİŞİ, Hoş geldin!
    • Profili Görüntüle
Ynt: BÂKİ
« Yanıtla #11 : Ağustos 22, 2009, 12:36:39 ÖS »
YEDİ İKLİM DÖRT KÖŞE...

Lale-hadler kıldılar gülgeşt-i sahra semt semt

Bag u ragı gezdiler edüp temaşa semt semt

 

Aşık-ı didar-ı pakündür meğer kim cuylar

Cüst ü cu eyler seni ey serv-i bala semt semt

 

Leşker-i gam geldi dil şehrine kondı cevk cevk

Kopdı yir yir fitne vü aşub u gavga semt semt

 

Giryeden cuy-ı sirişküm su-be-su oldı revan

Yine Kulzüm gibi cuş itdi bu derya semt semt

 

Şi'r-i Baki seb'a-i iklime oldukça revan

Okınursa yeridür bu nazm-ı garra semt semt

GAZELİN AÇIKLAMASI
Lale yanaklılar, semt semt sahralarda gül seyrine çıktılar da bahçeleri ve bağları, kırları ve bayırları bölge bölge temaşa edip gezdiler.

Ey ulu serviler misali düzgün endamlı sevgili! Meğer ırmaklar senin pak yüzüne aşık olmuşlar da oradan oraya akarak taraf taraf seni arayıp sormaktalar.

Gam askerleri gelip bölük bölük, gönül şehrine kondular da yer yer fitneler kopup, semt semt kavga ve kargaşa zuhur etti.

Ağlamaktan, gözyaşımın kanlı ırmağı yer yer akmaya başladı ve sonuçta bu derya, yine Kızıldeniz gibi semt semt coşup taştı.

Baki'nin şiiri yedi iklime ulaştıkça bu parlak gazeli de semtten semte okunursa layıktır.
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar, ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek. Elif Şafak