Gönderen Konu: ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (ölçü, uyak, redif, asonans, tekrarlar)  (Okunma sayısı 35355 defa)

0 Üye ve 3 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı erturanelmas

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 101
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
    • erturanelmas.megabb.com

ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (1)


(Devamı var)
erturanelmas.megabb.com
« Son Düzenleme: Şubat 09, 2010, 01:52:49 ÖS Gönderen: erturanelmas »
Kelepçeledim ruhumu beynimle.

Çevrimdışı meryemozcan

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 7541
  • Cinsiyet: Bayan
  • Güzel olan sevgili değildir,sevgili olan güzeldir
    • Profili Görüntüle
Ynt: ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (ölçü, uyak, redif, asonans, tekrarlar)
« Yanıtla #1 : Ekim 15, 2008, 03:52:27 ÖS »
Çok teşekkürler. Devamını bekliyoruz öğrencilerimiz için faydalı bir paylaşım.

Allahım bizi bize bırakma , bizi bizsiz bırak ama bizi sensiz bırakma ...

Çevrimdışı Muhammed YILDIRIM

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 311
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (ölçü, uyak, redif, asonans, tekrarlar)
« Yanıtla #2 : Ekim 16, 2008, 07:26:09 ÖÖ »
Gerçekten çok özgün ve değerli bir çalışma olmuş. Emeğinize sağlık.
İmza atmayı sevmem parmak bassam olur mu?

Çevrimdışı erturanelmas

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 101
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
    • erturanelmas.megabb.com
Ynt: ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (ölçü, uyak, redif, asonans, tekrarlar)
« Yanıtla #3 : Ekim 16, 2008, 08:50:37 ÖS »

ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (3)

KAFİYE (Değer Yönünden)

Kafiye tarih boyunca şiirin vazgeçilmez ahenk öğelerinden olmuştur. Ustaca kullanılmış kafiyeler şiire ahenk kattığı gibi bir metnin kolay ezberlenmesini sağlar. En azından uzun süre hatırlanmasına katkıda bulunur. Bundan başka bir duygu veya düşünceyi zihinlerde iz bırakacak şekilde vurgulamamıza yardım eder.

Türk milleti tarih boyunca kafiyeye düşkün olmuştur. “Azı karar, çoğu zarar. Adamı adam eyleyen paradır, parasız adamın yüzü karadır.” gibi yüzlerce atasözünde ve özdeyişlerde kafiye görebilirsiniz. Masalların “Az gittik, uz gittik dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik.” gibi tekerlemelerinde; “Suya düşer ıslanmaz, yere düşer paslanmaz. İki yıldız, gözleri boynuz.” gibi bilmecelerde; Tahir ile Zühre, Dede Korkut Hikâyeleri gibi anonim eserlerde sıkça kafiye kullanılmıştır.

Kafiye konusu değer, diziliş ve anlayış yönünden olmak üzere üç bakış açısıyla incelenir.

Değer yönünden kafiyeyi yarım, tam, zengin ve cinaslı olmak üzere dörde ayırabiliriz. Tek ses benzerliği yarım, iki ses benzerliği tam, ikiden çok ses benzerliği ise zengin kafiyedir.

Ancak redif ile kafiyeyi karıştırmamak gerekir. Aynen tekrar edilen ekler, kelimeler ve kelime grupları rediftir. Farklı öğelerdeki ses benzerlikleri ise kafiyeyi oluşturur. Farklı öğeler ile şunu kastediyoruz. Mesela iki farklı kök, iki farklı gövde, iki farklı ek, bir kök ile bir gövde, bir ek ile bir kök veya gövde…
Kısaca görev ve anlam yönünden aynı olan öğelerdeki ses benzerliği redif, farklı öğelerdeki ses benzerliği kafiyedir.

Şimdi birkaç nazım parçasını bu bakış açısıyla inceleyelim. Faruk Nafiz’den bir dörtlük yazıyorum:

Derinden derine ırmaklar ağlar
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi…
Ey suyun sesinden anlayan bağlar
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi?

Bu dörtlüğün 1. ve 3. dizesindeki “ağlar, bağlar” sözcüklerinde beş sesten oluşan zengin kafiye mevcuttur. Bu tür zengin kafiyelere tunç kafiye de diyenler mevcuttur. Bu sözcüklerde redif yoktur. Çünkü “ağlar” sözcüğü ağlamak fiilinin geniş zamanıdır. “Bağlar” sözcüğü ise “bağ” isminin çoğul halidir. Dolayısıyla bu sözcüklerdeki ekleri redif kabul edemeyiz. Fakat bu dizeler “… ırmaklar ağlar / … kendine bağlar” şeklinde olsaydı bu durumda “ağlar” ve bağlar” sözcüklerinin sonundaki “-r” geniş zaman eki aynen tekrar edildiği için “r” sesi redif, sondan başa doğru “a,l,ğ,a” sesleri zengin kafiye derdik.

Yine bu dizeler “… denize atıldı ağlar / … anlayan bağlar” sözcükleriyle bitseydi bu durumda “ağlar” ve “bağlar” sözcüklerindeki “-lar” ekleri çoğul ekidir bu yüzden rediftir; “ğ,a” sesleri ise tam kafiyedir derdik.

2. ve 4. dizelerde “çoban çeşmesi” kelime grupları aynen tekrar edilmiştir; o halde rediftir. “Uzağa” ve “dağa” sözcüklerinin sonundaki “a” sesleri de aynı ektir; ismin –e hal eki… Bu durumda “a” seslerini de redif kabul ederiz. Dolayısıyla “uzağa” ve “dağa” sözcüklerindeki “ğ, a” sesleri tam kafiye olur.

Bursa’da bir eski cami avlusu
Mermer şadırvanda şakırdayan su

Tanpınar’ın “Bursa’da Zaman” şiirinden aldığım yukarıdaki dizelerde redif yoktur. Çünkü “avlusu” sözcüğünün sonundaki “u” 3. tekil kişi iyelik eki, “s” ise kaynaştırma ünsüzüdür. İkinci dizenin sonundaki “su” ise isim köküdür. Aynen tekrar edilen ek veya kelime olmadığı için redif yoktur. Kısaca “u,s” sesleri tam kafiyedir.

Bu dizeler “… avlusu / … havlusu” sözcükleriyle bitseydi sondaki “su” sesleri redif “u, l, v, a” sesleri zengin kafiye olacaktı.

Katar katar olmuş gelir turnalar
Eğrim eğrim ne hoş gelir turnalar

Bir halk türküsünden aldığım bu dizelerde tekrar edilen “gelir turnalar” sözleri rediftir. “Olmuş” sözcüğündeki öğrenilen geçmiş zaman ekinin “ş”si ile
“hoş” isim kökünün “ş”si yarım kafiyedir. Bu dizeler “… olmuş gelir turnalar / … dolmuş gelir turnalar” olsaydı bu durumda “-muş” ekleri de redif olurdu; “ol” ve “dol” fiil köklerindeki “l, o” sesleri tam kafiye kabul edilirdi.

Yollara Kürşatlar uzanmış, ölü…
Ağlasın ak ülke, ağlasın süt gölü.

Arif Nihat Asya’dan aldığım yukarıdaki dizelerde redif yoktur. “Ölü” sözcüğündeki “-ü” eki fiilden isim yapma ekidir. Ölmek fiilinden yeni tür ve anlamda bir sözcük türetmiştir. “Gölü” sözcüğünün sonundaki “-ü” ise tamlanan eki veya 3.tekil kişi iyelik ekidir. Bu ekler farklı öğeler olduğu için kafiye sayılır. Dolayısıyla bu dizelerde “ü, l, ö” sesleri zengin kafiyedir.

Dört yana baktım da geldim
Köprüleri attım da geldim

Acemi bir şairden aldığım yukarıdaki dizelerde ise kafiye yoktur. Çünkü “geldim” fiili ile “de” bağlacı aynen tekrar edildiğinden rediftir. Ayrıca “baktım” ve “attım” sözcüklerindeki “-tı” eki görülen geçmiş zaman; “-m” ise 1. tekil şahıs ekidir. Yani “-tım” sesleri de rediftir. “ At” ve “bak” fiil köklerinin sonundaki “t” ile “k” benzeşmediği için kafiye yoktur; “a” seslerinin de bir hükmü yoktur. Bu konudaki kural şudur. Benzeşen sesler sondan başa doğru sayılır, benzeşen ses kalmayınca diğer seslere dikkat edilmez.

İnsan odur ki bıraka her yerde bir eser
Eser bırakmayanın yerinde yeller eser

Bu dizelerde redif yoktur çünkü dizelerin sonundaki “eser” sözcükleri aynen tekrar edilen öğeler değildir. Birinci dizedeki, yapıt anlamında kullandığımız isim soylu bir kelime olan eser’dir, ikinci dizedeki ise esmek fiilinin geniş zamanıdır. Bu tür kafiyelere de cinaslı kafiye diyoruz.

Niçin kondun a bülbül
Kapımdaki asmaya?
Ben yârimden ayrılmam
Götürseler asmaya

Bu manide kullanılan “asmaya” sözcükleri de farklı kelimeler olduğu için cinaslı kafiyedir. Cinaslı kafiyelerde ses sayısı önemli değildir.

Erturan Elmas
Bursa / 2008
Kelepçeledim ruhumu beynimle.

Çevrimdışı __melis__

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 43
  • Cinsiyet: Bayan
  • B€D€LL! MuTLuLuKLaR!!!!
    • Profili Görüntüle
Ynt: ŞİİRDE AHENK ÖĞELERİ (ölçü, uyak, redif, asonans, tekrarlar)
« Yanıtla #4 : Aralık 30, 2008, 06:18:27 ÖS »
çok teşekkür ederim hocam ellerine sağlık  ;)