Gönderen Konu: Tasavvufi Şiirler  (Okunma sayısı 73961 defa)

0 Üye ve 7 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Tasavvufi Şiirler
« : Ekim 17, 2010, 08:05:11 ÖÖ »

Ahmet YESEVİ



XI.yüzyıl şairi.Batı Türkistan'da Sayram kasabasında doğdu.Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor.Ailesiyle birlikte Yesi'ye yerleşti ve ilk tahsiline burada başladı.Buhara medreselerinde yüksek tahsil gördü.Burada Yusuf Hemendani'ye intisap etti.Üçüncü halife olarak onun postuna oturdu.Göçebe Türkler arasında İslam ve tasavvuf düşüncesinin yaygınlaşmasında etkili oldu.83-84 yaşında vefat ettiği sanılıyor.Kabri Yesi'dedir.Hikmet adını verdiği sade Türkçe söyleyişli şiirleri Divan-ı Hikmet adıyla toplanmıştır.<a href="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6234086094762818470&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&amp;autoPlay=1" target="_blank" class="new_win">http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=-6234086094762818470&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&amp;autoPlay=1</a>




Eyâ dostlar kulak salıng ayduğumğa
Ne sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Mirâc üzre Hak Mustafâ ruhum kördi
OI sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Hak Mustafa Cebrâildin kıldı seval
'Bu neçük ruh tenge kirmey taptı kemâl

Közi yaşlığ halka başlığ kaddı hilâl'
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Cibril aydı 'ümmet işi sizge ber-Hak
Kökke çıkıp melâyikdin alur sebak

Nâlişige nâle kılur heftüm tabak'
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yirge

Evvel elest birabbikum dedi bil Hak
Kâlu belâ dedi ruhum aldı sebak

Hak Mustafa ferzend dedi biling mutlak
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Ferzendim dep Hak Mustafa kıldı kelâm
Andın songra barça ervâh kıldı selâm

Rahmet-deryâ tolup taş, dep yetti peyâm
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Rahim içre peydâ boldum nidâ keldi
Zikr ayt dedi azâlarım titrey berdi

Ruhum kirdi süngeklerim Allah dedi
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Tört yüz yıldın keyin çıkıp ümmet bolğay
Nice yıllar yürüp halkka yol körgüzgey

On dört ming müctehidler hizmet kılğay
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Tokkuz ay u tokkuz künde yerge tüştüm
Tokkuz sâat turalmadım kökke uçtum

Arş u kürsi pâyesini barıp kuçtum
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

'İnnâ fetehnâ'nı okup manâ sordum
Pertev saldı bî-hud bolup didâr kördüm

Mullam urup usküt dedi bakıp turdum
Yaşım saçıp muztar bolup turdım mena

Eyâ nâdân mana bul dep aydı bildim
Andın songra çöller kezip Haknı sordım

Ruzi kıldı azâzilni tutup mindim
Lenger tugup belin basıp yançtım mena

Zikrin tamâm kılıp öttüm divâneğe
Hakdın özge heç sözlemey bigâneğe

Şemin izlep şâgird kirdim pervâneğe
Ahker bolup küyüp yanıp öçtim mena

Nâm u nişân heç kalmadı lâ lâ boldum
Allah yâdın ayta-ayta illâ boldum

Hâlis bolup muhlis bolup lillah boldum
Fenâ fillâh makamığa aştım mena

Arş üstide namâz okup tizim büktüm
Razı aytıp Hakk'a bakıp yaşım töktüm

Yalğan âşık yalğan sûfi kördüm sögtüm
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Cândın keçmey 'Hû-Hû' degen barı yalğan
Bu kıltakdın sormang seval yolda kalğan

Haknı tapkan özi pinhân sözi pinhân
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Bir yaşımda ervâh menge uluş berdi
İki yaşta peygamberler kelip kördi

Üç yaşımda çil-ten kelip hâlim sordı
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Tört yaşımda Hak Mustafa berdi hurmâ
Yol körsettim yolğa kirdi neçe gümrâh

Kayda barsam Hızr babam menge hemrâh
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Beş yaşımda belim bağlap ta'at kaldım
Tatavvu ruze tutup âdet kıldım

Keçe kündüz zikrin aytıp râhat kıldım
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Alta yaşda turmay kaçtım halâyıkdın
Kökke çıkıp ders örgendim melâyikdin

Dâmen kesip hemme ehl-i alâyıkdın
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Yetti yaşda Arslan Babam izlep taptı
Her sır körüp perde birle büküp yaptı

Bihamdillâh kördüm dedi izim öpti
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Kâbız kelip Arslan Babam cânın aldı
Hurlar kelip harır tondın kefen kıldı

Yetmiş ming ferişteler yığlıp keldi
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Cenâzesin okup yerdin köterdiler
Bir fursatda uçmak içre yetkürdiler

Rûhın alup illiyyînge kirgizdiler
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Allah Allah yer astıda vatan kıldı
Münker Nekir 'Men rabbük' dep soruğ sordı

Arslan Babam İslâmıdan beyân kıldı
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Akil erseng erenlerge hizmet kılğıl
'Emr-i maruf 'kılğanlarnı izzet kılğıl

'Nehy-i münker' kılğanlarnı hürmet kılğıl
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Sekkizimde sekkiz yandın yol açıldı
Hikmet ayt dep başlarımğa nur saçıldı

Bihamdillâh Pir-i muğan mey içürdi
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Pir-i muğan Hak Mustafa bi-şek biling
Kayda barsang vasfın aytıp tazim kılıng

Dürüd aytıp Mustafağa ümmet bolıng
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

Tokkuzunda tolğanmadım toğrı yolğa
'Teberrük' dep alıp yördi koldın kolğa

Kuvanmadım bu sözlerge kaçtım çölge
Ol sebebdin altmış üçde kirdim yerge

On yaşıngda oğlan boldung Kul Hâce Ahmed
Hâcelikke binâ koyup kılmay tâat

Hâcemen dep yolda kalsang vây ne hasret
Ol sebebdin altmış üçde kerdim yerge




« Son Düzenleme: Ekim 17, 2010, 10:36:29 ÖÖ Gönderen: Lâle »

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sufi Şiirler
« Yanıtla #1 : Ekim 17, 2010, 08:28:28 ÖÖ »
Mevlana Celaleddin Rumi
1207-1273

1207’de Horasan yöresindeki Belh şehrinde doğar.1273'de Konya'da vefat eder. Babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled’dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur. Mevlana’nın babası 1212 veya 1213 yıllarında ailesiyle Belh’ten ayrılır. Önce Nişâbur, ardından Bağdat’a ve Mekke’ye giderler. Dönüşte Şam, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende’ye (Karaman) gelirler. Burada 7 yıl kalırlar. Mevlâna 1225’te Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlenir. Bu evlilikten Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu olur. Yıllar sonra Gevher Hatun’u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya gelir. O dönem Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altındadır. Konya başşehirdir. Hükümdar Alâeddin Keykubad, Mevlana’nın babası Veled’i Konya’ya davet eder ve aile Konya’ya yerleşir. Veled, 1231 yılında Konya’da ölür. Talebeleri ve müridleri Mevlâna’nın çevresinde toplandılar. Mevlâna 1244’te Şems-i Tebrizî ile karşılaşır. Şems’te 'mutlak kemâlin varlığını', cemalinde de 'Tanrı nurlarını' görür. Ancak beraberlikleri uzun sürmez. Şems aniden ölür. Mevlâna, Şems’in ölümünden sonra inzivaya çekilir. Yaşamını 'Hamdım, piştim, yandım' sözleri ile özetler.

Eserleri:

Mesnevi: Eldeki en eski nüshası 1278 tarihlidir. Beyit sayısı 25 bin 618. Dili Farsça. Tamamı 6 cilt.

Divan’ı Kebir: Çoğu Farsça ama Arapça, Rumca ve Türkçe şiirler de var. 21 küçük divan (Bahir) ve rubai divanının biraraya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Beyit sayısı 40 binden çok.

Mektûbât: Mevlana’nın Selçuklu hükümdarları ve dönemin ileri gelenlerine yazdığı mektuplar. Hepsi 147 tane.

Fîhi Mâ Fih: (Anlamı, ne varsa içinde) Dini ve dünyevi konulardaki sohbetleri. 61 bölümden oluşur.

Mecâlis-i Seb’a (7 meclis) Mevlana’nın 7 vaazının biraraya getirilmesiyle oluşturulmuştur.


Seni bildim bileli,
ey balçık dünya,
başıma nice belâlar geldi,
nice mihnet, nice dert.
Seni sırf belâdan ibaret gördüm,
seni sırf mihnetten, dertten ibaret.

İsa nın yurdu değilsin sen,
yayıldığı yersin eşeklerin.
Nerden tanıdım seni bilmem ki,
nerden parçası oldum bu yerin,

Bana vermedin bir yudum tatlı su,
sofranı yaydın yayalı.
Elimi ayağımı bağladın gitti,
elimin ayağımın farkına varalı.

Bırak da bir ağaç gibi
yerin altından çıkarıp ellerimi
sevgilinin havasıyla sarmaşdolaş olayım,
uzayıp gideyim bâri.

Ey çiçek, dedim çiçeğe,
dedim, bu küçük yaşta sen,
neden ihtiyar oldun bu kadar,
dedim, nasıl oldu bu böyle?

Çocukluktan kurtuldum, dedi çiçek,
sabah rüzgârını tanıyalı,
hep yukarlara doğru çıkar
yukarlardan gelmiş bir ağaç dalı.

Şunu da söyledi çiçek:
Madem aslımı tanıdım,
madem yersizlik âlemi aslım,
artık bana tek bir şey düşecek:
Yücelip aslıma gitmek.

Sus yerter artık,
var git yokluğa haydi,
yoklukla yok ol.
Git, yokluklardan tanı
yokluktan var olanı.



Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sufi Şiirler
« Yanıtla #2 : Ekim 17, 2010, 08:34:44 ÖÖ »

Hacı Bektaş Veli

1277-1330?

Osmanlı'da geniş etki bırakan Bektaşiliğin kucusu olan Hacı Bektaş Veli,Horasan'ın Nişabur kentinde doğmuş olup,Anadolu'ya gelerek tarikatını yaydığı Hacı Bektaş'ta vefat etmiştir.



Hararet nardadır sacda değildir
Keramet baştadır tac'da değildir
Her ne arar isen kendinde ara
Kudüs'te Mekke'de Hac'da değildir

Sakin ol kimsenin gönlünü yıkma
Gerçek erenlerin izinden çıkma
Eğer adam isen ölmezsin korkma
Aşığı kurt yemez uc'da değildir


Çevrimdışı naprev

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 911
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sufi Şiirler
« Yanıtla #3 : Ekim 17, 2010, 10:21:52 ÖÖ »
Teşekkürler Lale hocam.

Konu başlığını, sufi şiirleri, bazı sufilerin şiirleri, sufiyane şiirler veya tasavvufi şiirler şeklinde değiştirsek mi diyorum öğretmenim.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sufi Şiirler
« Yanıtla #4 : Ekim 17, 2010, 10:31:11 ÖÖ »
Teşekkürler Lale hocam.

Konu başlığını, sufi şiirleri, bazı sufilerin şiirleri, sufiyane şiirler veya tasavvufi şiirler şeklinde değiştirsek mi diyorum öğretmenim.


Rica ederim Naprev Hocam.
Tasavvuf ya da Tekke Şiiri de olabilir tabi.
Tasavvufi diyelim o zaman. ;)

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #5 : Ekim 17, 2010, 11:10:52 ÖÖ »
Sultan Veled
1226-1312

Mevlana'nın büyük oğludur.Karaman'da doğar.Konya'da 1312'de vefat eder.Tahsilini Şam'da tamamlar.Mevleviliği tarikat şekline dönüştürür.Üç mevnevisi ve bir mensur tasavvufi eseri vardır.Bu eserleri içinde Türkçe şiirlerde yer almaktadır.



Karnım açtır,karnım açtır,karnım aç
Rahmet etgil,Tanrı!Bana kapı aç.

Uçmak aşırıdan dilerven bir çanak.
Nur hamurundan iki üç bazşamaç.

Rahmetin çoktur,denizdir.Ey Çalap!
Rahmetin eksilmeye,sen çok saç!..

Ger yazukluven bağışla,ey kerim!
Kuluna dutma kati bu kâz kâç.

Sen buyurdun kuluna:Gel bir karış!
Kim senin içün gelem ben bir kulaç.

Kim seni bir bilmeye,canlar canı!
Oldu kafir,boynuna asıldı haç.

Kim seni göre vü aşık olmaya.
Anı cansız bil,ya taştır ya ağaç.

Sen güneşsin gök tahtın,ey Paşa!
Çayır u çemen nurundan oldu çaç.

Kaşların yaydır,gözün oklar atar;
Gönlüm ol oklar içün oldu amaç.

Ol ne baştır,ol ne gözdür,can alur;
Ol ne boydur,ol ne yüzdür,ol ne saç!...

Ey veled!Gözlü cihanda azdır.
Gözsüze bakma,ıraktan kaç,kaç!.


Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #6 : Ekim 17, 2010, 11:11:45 ÖÖ »
Yunus Emre
1241?-1321?

Eskişehir'in Mihallıçık ilçesine bağlı Sarıköy'de doğar.İyi bir eğitim görür.Tabduk Emre dergahında tasavvuf eğitiminden geçer.Halkı irşat etmek amacıyla diyar diyar gezer.Sarıköy'de vefat eder.Bütün zamanların en büyük Türk şairi olarak kabul edilir.Kendisinden sonra birçok şairi etkiler.Asıl ününü heceyle ve zade Türkçe ile söylediği ilahileriyle kazanır.Şiirleri Divan'da toplanmıştır.Ayrıca Nushiyye isimli bir eseri daha vardır.



Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni

Aşkın aşıklar oldurur
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni

Sufilere sohbet gerek
Ahilere ahret gerek
Mecnunlara Leyla gerek
Bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler
Külüm göğe savuralar
Toprağım anda çağıra
Bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
İsteyene Ver anları
Bana seni gerek seni

Yunus'dürür benim adım
Gün geçtikçe artar odum
İki cihanda maksudum
Bana seni gerek seni 
 

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #7 : Ekim 17, 2010, 11:12:31 ÖÖ »
Aşık Paşa
1272-1333

1272'de Kırşehir'de doğar.İyi bir tahsil görür.Arapça,Farsça,Ermenice ve İbranice öğrenir.Hece ve aruzla şiirler yazar.Halka tasavvuf düşüncesini öğreten mesnevileri ile tanınır.


Dilim bülbül oldu öter
Ahım cana kılur eser
Türlü türlü yemiş biter
Mamur oldu bostanımız

Geçenler n'etti n'eyledi
Her birisi bir ad koydu
Leyla ile Mecnun gibi
Söyleniser destanımız

Aşk ile başım hoşdürür
Kande varsam yoldaşdürür
Yıl on iki ay sarhoşdürür
Aşktan içmiştir canımız

Muti olduk aşk haline
Bakmadık dünya malına
Girdiler erenler yoluna
Tamam oldu imanımız

Ne kaşadır ne gözedir
Meylimiz güzel yüzedir
Daima solmaz tazedir
Bu bizim gülistanımız

Kim buldu derman ecele
Görsek geri kim ki gele
Dahi gideriz ol yola
Menzildedir kervanımız

Aşık Paşa'm nice nice
Devlet anın ol göz aça
Bizden dahi gelüp geçe
Bu yalancı devranımız 
 


Çevrimdışı naprev

  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 911
  • Cinsiyet: Bay
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #8 : Ekim 17, 2010, 11:14:55 ÖÖ »
Eyvallah Lale hocam, müziğin de çok güzel, dinginlik veriyo insana, sağolasın hocanım.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #9 : Ekim 17, 2010, 11:16:52 ÖÖ »
Eşrefoğlu Rumi
1353-1469

İznik'de doğar.Bursa'da medrese öğrenimi görür.Hacı Bayram Veli'ye intisap eder.İrşat göreviyle Anadolu'yu dolaşır.İznik'e döner.Hece ve aruzla şiirler yazar.Şiirleri divan'da toplanmıştır.



Ey Allah'ım beni senden ayırma
Beni senin didarından ayırma

Seni sevmek benim dinim imanım
İlahi din ü imandan ayırma

Sararıban soldum döndüm hazâna
İlâhi hazânım daldan ayırma

Şeyhim güldür ben anın yaprağıyım
İlahi yaprağı gülden ayırma

Ben ol dost bahçesinin bülbülüyüm
İlahi bülbülü gülden ayırma

Balığın canını suda dediler
İlahi balığı gölden ayırma

Eşrefoğlu senin kemter kulundur
İlahi kulu sultandan ayırma



Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #10 : Ekim 17, 2010, 11:18:13 ÖÖ »
Eyvallah Lale hocam, müziğin de çok güzel, dinginlik veriyo insana, sağolasın hocanım.


Tasavvuf müziği gerçekten dinlendirici,huzur ve sükunet verici bir etkiye sahip.Rica ederim hocam.

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #11 : Ekim 17, 2010, 11:48:22 ÖÖ »
Eflaki Dede
?-1360

Konya'da doğar.Tahsil için Anadolu'nun çeşitli yerlerini dolaşır.1291'de Konya'ya geri döner.Ulu Arif Çelebi'ye intisap eder.Konya'da 1360 senesinde vefat eder.Bilinen tek eseri Mevlevi büyükleri ve Mevlevilik üzerine yazdığı Menâkıbü'l-Ârifin'dir.Ayrıca Türkçe dört gazeli ve iki rubaisi vardır.



Her kime kim bir nefes ışk selâm eyledi
Gönli ulaşdı Hak'a canda makâm eyledi

Dâr-ı belâdur cihân renc ile genci nihân
Yûsuf'a zindânı ışk dâr-ı selâm eyledi

Sevdi inâyet anı buldı hidâyet canı
Cânını ol âşıkın oda harâm eyledi

Ey nice ham âdemi ışk ile buldı demi
Nefse uyan puhteler kendüyi ham eyledi

Kimsene nefsi zebûn kılmadı ey zû-fünûn
Demiri od kaynadur ışk anı râm eyledi

Ol cihâna gitmeğe cehd ü cihâd itmeğe
Canları esritmeğe ışkı müdâm eyledi

Işk ile Mûsa kelim ışk ile İsâ kerim
Işk ile Hak Ahmed'i bahr-ı kelâm eyledi

Işkı nice şerh idem bilemezsem ey dedem
Âmları hâs ider rahmeti âm eyledi

Maksûdun Eflâki'nün bir nazar ile bugün
Kutb-ı cihân Mevlâna virdi tamâm eyledi



Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #12 : Ekim 17, 2010, 11:54:43 ÖÖ »
Emir Sultan
1368-1429

Asıl adı Seyyid Şemseddin Muhammed bin Ali el Hüseyni el-Buhari'dir.Mekke ve Medine'de öğrenim görür.Buhara'dan Bursa'ya gelip yerleşir.Burada Yıldırım Beyazıd'ın kızı ile evlenir ve irşat görevinde bulunur.Tekke şiiri tarzında bazı şiirleri bulunmaktadır.



Gerçek aşıklara sala denildi
Dertli olan gelsin dermanı buldum
Ah ile vah ile cevlan ederken
Canımın içinde cananı buldum

Akar gözlerimden yaş yerine kan
Zerrece görünmez gözüme cihan
Deryalar nuş edip kanmaz iken can
Aşıklar kandıran ummanı buldum

Aşıklar meydana doğru varırlar
Erenler cem'olmuş verir alırlar
Cümle evliyalar divan dururlar
Cevahir bahşolan dükkanı buldum

Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar
Canlar mezad olmuş dellaller gezer
Oturmuş ümmetin beratın yazar
Hakk'a mahbub olan sultanı buldum

Emir Sultan der ne hoş pazar imiş
Aşıklar meydan edip gezer imiş
Cümlenin maksudu ol didar imiş
Hakk'a karşı duran divanı buldum



Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #13 : Ekim 17, 2010, 12:04:50 ÖS »
Hacı Bayram Veli
1353?-1429?


Kuvvetli bir medrese tahsili görür.Müderrislik yapar.Tarikata intisap ederek şehinin vefatından sonra Bayramiye tarikatını kurar.Anadolu'da saygı duyulan bir isim haline gelir.Günümüze çok az şiiri ulaşmıştır.



N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm
Derd-u gam ile doldu bu gönlüm
Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm

Yan ey gönül yan yan ey gönül yan
Yanmadan oldu derdine derman
Pervane gibi pervane gibi
Şem'ine aşkın yandı bu gönlüm

Gerçi ki kandı gerçeğe yandı
Rengine aşkın cümle boyandı
Kendide buldu kendide buldu
Matlabını hoş buldu gönlüm

Sevad-ı a'zam sevad-ı a'zam
Belki oluptur Arş-ı muazzam
Matlab-ı canan matlab-ı canan
Olsa acep mi şimdi bu gönlüm

Seyr-i billahtır seyr-i billahtır
Lı maallahtır fena fillahtır
Ayinesinde ayinesinde
Gird-i sivayı buldu bu gönlüm

El fakru fahrı el fakru fahrı
Demedi mi ol alemler fahri
Fahrini fakrin fahrini fakrin
Mahv-u fenada buldu bu gönlüm

Bayramı imdi Bayramı imdi
Bayram edersin yar ile şimdi
Hamd-ü senalar hamd-ü senalar
Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

  ***

Bilmek istersen seni
Can içre ara canı
Geç canından bul anı
Sen seni bil sen seni

Kim bildi ef'alini
Ol bildi sıfatını
Anda gördü zatını
Sen seni bil sen seni

Görünen sıfatındır
Anı gören zatındır
Gayri ne hacetindir
Sen seni bil sen seni

Kim ki hayrete vardı
Nura müstağrak oldu
Tevhid-i zatı buldu
Sen seni bil sen seni

Bayram sözünü bildi
Bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu
Sen seni bil sen seni

  ***

Hiç kimse çekebilmez
Güçtür feleğin yayı
Derdine gönül verme
Bir götürür vayi

Oynayu gelir aldar
Çünkü eli çabuktur
Bir bunculayın fitne
Kande bulur arayı

Bir fani vefasızdır
Kavline inanma hiç
Gah bayı eder yoksul
Gah yoksul eder bayı

Hayran kamu alimler
Bu mani'nin alında
Kaf'tan kaf'a hükmeder
Bilmez bu muammayı

Vahittir o vahdette
Kesrette kani tefrik
Hızr ermedi bu sırra
Bildirmedi Musa'yı

Miskin Hacı Bayram sen
Dünyaya gönül verme
Bir ulu imarettir
Alma başa sevdayı
 

Çevrimdışı Lâle

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 10862
  • Cinsiyet: Bayan
    • Profili Görüntüle
Ynt: Tasavvufi Şiirler
« Yanıtla #14 : Ekim 17, 2010, 12:10:49 ÖS »
Hâmid-i Veli
(Somuncu Baba)
1325-1413


Kayseri'de doğar.Tahsil çağı gelince buradan ayrılır Şam ve Tebriz'e gider.Ali Erdebili'ye intisap eder.Daha sonra Bursa'ya yerleşir.Burada fırıncılık yapar ve bundan dolayı Somuncu Baba ismini alır.Ardından Aksaray'a gider.Hacı Bayram Veli'nin şeyhidir.Ömrü boyunca irşatla meşgul olur.Yunus Emre tarzında ilahileri vardır.Halvetiye,Nakşibendiye çizgisinde bir sufidir.



Biz ol uşşak-ı serbazız
Akıl rüşd bize yar olmaz
Mey-i aşk ile sermestiz
Bize hergiz humar olmaz

Diriyiz daim, ölmeyiz
Karanularda kalmayız
Çürüyüp toprak olmayız
Bize leyl ü nehar olmaz

Bizim illerde ay ü gün
Sebat üzre durur daim
Televvün erişip ona
Gehi bedr ü hilal olmaz

Bizim gülşendeki güller
Dururlar taze solmazlar
Hazan olup dökülmezler
Zemistan ü bahar olmaz

Şarab-ı aşkı çün içtik
Feragat mülküne göçtük
Yanıp aşkınla tutuştuk
Bize tahrik ü tar olmaz

Ereliden şems nuruna
Vücudum zerreden katre
Ne katre ayn-i bahar oldu
Ona k'ar ü kenar olmaz

Bırak ey Hamida varı
Görsem desen sen ol yarı
Göricek ol tecellayı
Ondan özge kemal olmaz

  ***

Senden dolu iki cihan
Oldum zuhurundan nihan
Ger bulayam seni ayan
Ya Rab n'ola halüm benüm

Dilde kanaat olmaya
Züht ile taat olmaya
Senden hidayet olmaya
Ya Rab n'ola halüm benüm

Şol gün ki mizan kurula
Hak kapusunda durula
Halayık oda sürüle
Ya Rab n'ola halüm benüm

Ağlarım işte zar ile
Kaldum diriğ ağyar ile
Bilişmedim sen yar ile
Ya Rab n'ola halüm benüm

Hamidi'nin gözü yaşı
Doldurur dağ ile taşı
Bilmem n'idem garip başı
Ya Rab n'ola halüm benüm