Öğrenciler > Türk Dili ve Edebiyatı

Bitirme Tezi Yardım

(1/1)

edebiyat_4:
Arkadaşlar bitirme tezimi yapabilmek için  Arapça ve Farsça hayvan isimlerine ihtiyacım var.Yani kebuter=güvercin gibi bu şekilde özellikle divan şiirinde kullanılan hayvan isimlerine ihtiyacım var.Yardımcı olabilecek veya kaynak önerecek bir arkadaşımız var mı?

meryemozcan:
Dursun Ali Tökel’in Divan Şiirinde Mitolojik Unsurlar: Şahıslar Mitolojisi başlıklı 484 sayfalık çalışmasına başvurulabilir. (Ankara: Akçağ Yayınları, 2000).

Dursun Ali Tökel’e göre mitoloji ve onun alt dalları olan destanlar, efsaneler, menkıbeler, masal ve fabllar, Divan edebiyatının en önemli kaynakları arasındadır. Bu yüzden de “Divan şiirinde adı geçen, şahıs, hayvan, mekân, zaman, bitki, nesne vb.nin pek çok mitolojik arka plânı bulunmaktadır”. Tökel’in araştırması, 16. yüzyıla kadar olan sürede eser veren şairlerin divanlarını esas almış ve böylelikle Divan edebiyatının “arka planında” yer alan şahıslar arasında yolu bulmamızı kolaylaştıran bir çeşit “kılavuz” olmuştur.

meryemozcan:
GEVHERİ DİVANI’NDA ‘KUŞLAR’
Kuşun kültürümüz, sosyal yaşantımız, kısmen tarihimiz veedebiyatımızdaki yeri ve önemine değinmenin ardından, hayatımızın farklıkarelerindeki varlığından ve yansımalarından söz ettik. Edebiyatımızınpek çok ürününde olduğu gibi önemli ve büyük bir kısmını teşkil edenşiirde de kuş motifi sıkça kullanılmış ve şiirimiz ‘kuş’tan oldukça fazlanasiplenmiştir. Çağdaş Türk şiirimizde, halk şiirimizde, divan şiirimizdefarklı kuşlar, farklı benzetmelerle sıkça anılmıştır. Hatta Sami Akalın,üzerindeki çalışmalar henüz bitmese bile eski Türk şiirimizde de ‘kuş’unvarlığından bahsetmenin yanlış olmayacağından söz etmektedir. Divan şiirimizde Arap, İran ve Hint kültürü etkisiyle pek çok kuşismi zikredilmiş ve farklı hayallerin ifade aracı olarak daha çok simgeselolarak değerlendirilmiştir. Divan şiirinde Hüma, Simurg ve Anka kuşlarının diğer kuşlara nazaran daha fazla zikredildiğini görüyoruz ki bu da divan şiirinin hayale, hayal unsurlarına daha bağlı olmasındankaynaklanmaktadır. Şiirimizde kuşlar içinde en çok söz konusu edilen bülbüldür ve gül ile birlikte anılmaktadır. Ağlayan, inleyen, feryat edenaşığı temsil etmektedir.Şiirimizde her kuşa bir yer biçilmiştir. Karga leşe, baykuş viraneye,bülbül de gülzara tayin edilmiştir.

Tûtî; konuşması, keklik; ötüşü,yürüyüşü, sülün; güzelliği ve nazlı yürüyüşü karga; siyah rengi hasebiylesevgilinin kaşına gözüne, saçına benzetilerek ele alınmış vedeğerlendirilmiştir.Divan şiirinin mitolojik kuşu olarak görülen Hüma’nın zenginlikve mutluluk getireceğine inanılmaktadır. Hüma ; çok yüksekten uçması,elde edilememesi, tuzağa düşmemesi, gölgesinin insanlara şans getirmesi,diğer kuşlardan üstün olması, yücelik,yüksek değer ve devlet ifade etmesigibi özellikleri dolayısı ile anılmaktadır 14. Cumhuriyet dönemi Türk şiiri ise kuşlar için daha özgür ölçüleredayanan bir yaklaşım ve yorum sergilemektedir.  Cemal Kurnaz, Hayalî Bey Divanı Tahlili, Ankara: 1987, s.503.14 Dilek Batislam, “ Divan Şiirinin Mitolojik Kuşları: Hüma, Anka ve Simurg”, Türk Kültürü ncelemeleri Dergisi7, stanbul, 002 ,s. 193.

 
Divanı’nda “Kuşlar”benzetmelerine çok fazla uymazlar. Bülbül deyince gülü de anma zorunluluğu duymazlar

Gevheri Divanı’nda; kuğu, tûtî, baz (şahin), hüma, anka bülbül,baykuş, turna, kebuter (güvercin), kumru, bahri, ördek, turaç, toygun,keklik, tavus, balaban olmak üzere on yedi kuş ismi zikredilmiştir.Bunlardan şahin, bülbül, kuğu, turna, tûtî gibi kuşlar diğerlerine nazarandaha fazla kullanılmış ve işlenmiştir. Kuşların divanındaki kullanılış veişleniş şeklini şiirlerden seçtigimiz örnekler ile ifade etmeyeçalışacağız:

T û t î: Papağan, dudu, bebğa adları ile de anılan tûtî kuşlarınehlileştirilmeye en müsait olanıdır. Taklide meyilli hançerelerini kullanarak insan seslerini tekrarlamaya çalışırlar. Şeker vb. tatlı yiyeceklere düşkündür. Konuşma öğrenmesi için kafesine bir ayna konarak arkasındankonuşulur. Papağan aynada gördüğü aksini konuşuyor zanneder ve kısazamanda konuşmayı öğrenir. Ancak papağana kısa sözcük ve cümleleröğretilebilir. Tûtî, divan şiirimizde de halk şiirimizde de konuşması dolayısı ileele alınmış ve sevgiliye benzetilmiştir. Konuşan sevgiliye dudu dilli demekbeylik benzetmelerdendir

Gevheri’de de tûtî genellikle sevgilinin güzel konuşması dolayısıile ele alındığı gibi şairin tûtîyi kendi dili, kendi sözü için kullandığıörnekler de vardır. Şair sevgilisinin tûtîye benzeyen dili ile kendinden geçmekte,ölünceye kadar aşkının yolundan ayrılmayacağını ifade etmektedir:
Sermestim ol yarin tûtî dilinden
Ölünce ayrılmam aşkı yolundan
Naz u işve ile gonca gülünden
Bülbüle armağan ah u zar geldi. .

 
Hatta sevgilinin dili öylesine usta, öylesine beceriklidir ki tûtîye ders vermektedir:
Tûtiye ders verir güftar-ı dilin
Kametin tubadır hem nazik belin
Beni bülbül idüp ruhunda gülün
Aşkın ateşine pervane geldim.

Şair, boyunu ve belini tubaya benzettiği, tûtîye ders verensevgilisinin aşkının ateşine pervane olmuştur. Bir münasib dostum olsa sırrımı açar idimHare edüp eldeki varım cümleden geçer idimTûtî dillim agu virse nûş idüp içer idimAşıklara ölüm gelmez tatlıdır ballar gibiTûtî dilli yarin verdiği zehir de aşık için bal gibidir, onu öldürmez.Şahin: Baz, şahbaz isimleri ile de geçmektedir. Yırtıcıkuşlardandır. Gagası kıvrık, tırnakları kuvvetli ve kanatları uzundur. Yüksekten aşağıya şiddetle iner, avının etrafında dönmez, doğruca avınınüzerine atılır. Bu sırada fazla heyecanlanarak kendini yere çarptığı ve buyüzden öldüğü olur. Başı büyük, gözleri iri, göğsü geniştir. Av avlamadakimahareti dolayısıyla ava giderken kolda taşınır

Gevheri Divanı’nda şahin; sevgilinin kendisi, bakışı, gözleri,aşığın kendisi, gönlü, kucağındaki sevgili olarak kullanılmıştır.

Gevheri der yoktur derdime çare
Onulmadı gitti sinemde yare
Gönül bir şahindir her bir şikare
Salınmaz gözleri mestim salınmaz.

Şair yaralı olan gönlünü her biri avı avlamak için bir şahin olarakgörmekte ve şahine benzetmektedir.

Ey şahin bakışlım sensin kebuter
Derdinden olmuşum mecnundan beter
Mübarek cemalin gördüğüm yeter
Efendim yüzüme gülüp neylersin

Şair bakışlarını şahine benzettiği sevgilisin derdiyle Mecnun’dan beter olmuştur. Sevgili şahin gibi bakışları ile aşığına gülmekte, onu oyalamakta ve çileden çıkartmaktadır.

Bir yavru bâz idi uçtu kolumdan
Bülbül gibi cüdâ düştüm gülümden
Ayrılığı beter gördüm ölümden
Giderim sevdiğim elveda sana

Burada sevgili şairin kolları arasındaki yavru bâza benzetilmiş, bu yavru bâz da uçup giderek aşığı yalnız bırakmıştır.

Turna: Leylekten biraz irice göçmen, yerli kuşlardandır. Gri,beyaz, siyah tonlarının karışımı renkleri vardır. Ağır kanat vuruşları ilesürüler halinde ‘V’ oluşturarak uçarlar. Tek tük ağaçlı, sulak yerler,bataklıklar, ekili tarlalar ve çayırlarda yaşarlar. Türk halk şiirinde en çokkullanılan gözde kuşlardandır. Tüylerinin güzelliği dolayısıyla telli turna geçer.

Turna halk ananemize göre mübarek, akıllı, her hareketi doğru,mukaddes bir kuştur. Bu sebeple uçuşları bir düzen ve sıra içinde olur .Turnayı öldüren avcının ailesine veya kendisine mutlaka bir felaket ve ölüm mukadderdir. Turna Anadolu’da “kız- güzellik” sembolüdür. Turnanın unsurlarından olan tel, süs ve uğur alametidir. Turnanın konduğutarlanın bereketli olduğuna inanılır.Gevheri’de turna daha çok telleri ve tüylerinin güzelliği ileanılmıştır. Şair kendisini turna olarak düşündüğü gibi - Bir dörtlüktekendisinin Bağdadî turna olduğunu söylemiştir -daha çok sevgilinin kendisiturnaya benzetilmektedir. Şahin ile birlikte oldukça sık anılmıştır. Halkşiirinin en çok kullanılan kuşudur desek mübalağa etmiş olmayız .

Aşağıdaki dörtlükte al yanaklı, gonca gülden taze olan sevgili,boynunu uzatmış yavru bir turnaya benzetilmiştir:

Yavru turna gibi boynun uzadır
Al yanağı gonca gülden tazedir
Âşıkların hatırını gözedir
Tab’ı melalimdir küre değildir

Şair, keman gibi kaşından bülbül gibi dilinden mecnun olduğu sevgilisi ile turna arasında benzerlikler kurmakta, sevgilisinin de turna gibisiyah teli olduğunu söylemektedir:Kaşı kemen beni mecnun eyledinBülbül gibi söyler dilin var seninYaktın vücudumu viran eyledinTurna gibi siyah telin var seninTurna göçmen kuşlardan olduğu için sık sık da gurbetteki aşığa sılayı hatırlatmaktadır:

Garip turna bizi senden soran
Şimdi bir yavruya kuldur diyesin
Aşkın zincirini takmış boynuna
Devr içinde mecnun oldur diyesin

Gurbetteki âşık, aşkın zincirini boynuna takmış ve mecnunolmuştur.

Bülbül: Sandavaç, hezâr, andelib isimleri ile de anılmaktadır. Güzel görünüşlü, güzel ötüşlü, küçük vücutlu, ağaçlık yerlerde yaşayan birkuştur. Gülleri sever, sıcağa ve susuzluğa dayanamaz. Sevdiği mevsim gülzamanı olan bahardır. Avrupa folklorunda da bülbül bahar kuşudur.Şiddetli rüzgarlardan müteessir olduğu için böyle havalarda yuvasındanayrılmaz.Güle olan düşkünlüğü ile âşığı sembolize eder. Bülbülün ötmesiiçin baharın gelmesi gerekir. Çünkü sevgilisi baharda açar. Bülbül sadece halk şiirinin değil, divan ve genel anlamda Türk şiirinin de vazgeçilmez veçok kullanılan gözde kuşlarından biridir. Divan şiirinde bülbül redifli pekçok gazel vardır .20Bülbül daha çok aşığın kendisi olduğu gibi sevgili için olanbenzetmelere de konu olmaktadır. Bülbülün ötüşü ile aşığın inlemeleribenzer. Sevgilinin dilinin, konuşmasının, sözlerinin de bülbüle benzetildiğiörnekler vardır. Aşığı temsil eden bülbül sevgilisi için pek çok sıkıntıyakatlanmaktadır:Hokkadır dehânın dişin dür-daneSafalar bahş ider leblerin caneSöyledikçe hayat verir insanaŞirin sözlüm dilin benzer bülbüleBurada hokka ağızlı, inci dişli olarak tasvir edilen sevgilininbülbüle benzeyen dili aşığa adeta hayat vermekte, safalar bahşetmektedir

Gevheri der ey gülbün-i letafet
V’ey bülbül-i gülistanı melahet
Şimşir-i müjganın çekmeğe ne hacet
Tir-i gamzelerin bağrım uyara

Sevgili aşığın nazarında nezaketin gülbünü ve güzellik gülistanının bülbülüdür.
Andelibler bağda gülsüz olmaz
Gamlı gönlüm bunda sensiz olmaz
Bu yerlerde bize mesken olamaz
Gel esperim gel gidelim dağlara

Bülbüllerin bağda gülsüz olamadıkları, gülsüz yapamadıkları gibişairin gamlı gönlü de sevgilisi olmadan huzuru bulamamaktadır.

Baykuş: Gece yırtıcı kuşlardandır. Başları büyük ve çok tüylüdür.Kuyruklarının kısa olmasına karşılık kanatları uzundur. Aşağıya doğrukıvrık bir gagaları vardır. Gözleri iri fakat hareketsizdir. Dururken karşıyauçarken aşağıya bakarlar. Çok fazla açılabilen gözbebekleri, geceleri iyigörmelerini sağlar. Baykuşlar ürkek ve yırtıcı kuşlardır. Havada uzun birsüre kalamazlar. Ağaçlık, bataklık ve yıkıntı yerlerde yaşarlar. Çoğunluklagece öterler ve yuva yapmazlar. Halk arasında ötüş biçimi ve ötüş sayısı iyi ya da kötüyeyorumlanır. Baykuş, Avrupa ve Amerika folklorunda kötü alın yazısı veölüm habercisi diye anlam kazanmıştır. Yine Roma’da uğursuzluk veyıkım sembolüdür. Ötüşü ölüm haberi sayılır. Türkiye genelindeki inancagöre de damda baykuş öterse o evden ölü çıkar. Yalnız Kıbrıs Türkleribaykuş ötüşünü haber geleceği biçiminde yorumlamaktadır. İyi ya da kötüoluşu önemli değildir .2121 Hayvanlar Ansiklopedisi, stanbul:, 1973, cilt I, s.

Uğursuzluğu yüzünden insanlar ve diğer kuşlar tarafından tecritedildiği için yıkıntılarda ve viranelerde yaşadığı kabul edilir. Kimseye sokulmaz.Gevheri’de de baykuş, gelenek çizgisinde ona yüklenen anlamdoğrultusunda kullanılmıştır. Ötüşü, uğursuzluğu, yalnızlığı, viranelerimesken tutması ile ele alınmıştır. Kendisi ile alakalı benzetmelerdekullandığı gibi sevgilisini baykuşa benzettiği örnekler mevcuttur.

Ezelden beklerim ben gam-hâneyi
Alçağa indirdin ben divaneyi
Garip baykuş gibi ben divaneyi
Mekan tutup karar kılmaz mıyım

Yalnız olduğu için garip olarak nitelenen baykuş, viraneyi mesken tutmuştur. Aşık da ezelden beri gamhanenin, yani çilelerin, sıkıntıların bekçisi olduğu için baykuş gibi viraneleri mesken tutabileceğineinanmaktadır.Her dem ağyar ile meşgul ol işeKalmasun gönülde gam u endişeGarip baykuş gibi ey cefa-pîşeKalursun sevdiğim bir zaman olurŞair baykuşun yalnızlığını nazara vererek her dem ağyar ile birlikteolan zalim sevgilinin de bir zaman sonra baykuş gibi yalnız kalacağınıifade etmektedir.Kuğu: Suda yaşayan uzun boyunlu iri kuşlardır. Bütün kuğular iriyapılıdır. yi uçucu oldukları halde uçuş sırasında kolayca dönüşyapamazlar. rilikleri kolay dönmelerini engeller. Kuğu türlerinin hepsiotçuldur. Kuğular sudan uzak yerlerde otlayarak ya da sudaki bitkileriyiyerek beslenirler. Genellikle tatlı suda ürerler ve sığ sularda yaşarlar. Yuvalarını suya yakın yerlerde sazlardan ve sudaki bitkilerden yaparlar .

Kuğu bereketin ve refahın sembolü olarak kabul edilir . Güzelliğiile insanoğlunun beğenisini kazanmış ve bilhassa halk şiirinde sevgiliyeolan benzetmelerde kullanılmış olan bir kuştur. Gevheri’de de kuğu bazen turna gibi telleri ile bazen benleri ilebazen de sevgiliye gönderilen haberci özelliği ile ama en çok da güzelliğidolayısı ile sevgili olarak ele alınmıştır.

Güzellikte tazelikte terlikte
Kuğusun hey güzel kuğusun kuğu
Ol mehcebîn ile sîminberlikte
Kuğusun a nazlım kuğusun kuğu

Sevgili bütün güzellikleri üzerinde toplamış, ay gibi alnı, gümüşgibi vücudu olan nazlı bir kuğuya benzetilmiştir.

Bir afet-i devran gamzesi cellâd
A beğler şu gölde bir kuğu gördüm
Gönül mülkin itti cevr ile berbad
A beğler şu gölde bir kuğu gördüm

Burada sevgili gamzesi can alan, devrin afeti, aşığın gönlünüeziyeti ile berbat etmiş bir kuğu olarak değerlendirilmiştir.Aşağıdaki dörtlükte ise kuğu biraz daha farklı olarak sevgilidenhaber almak için gönderilen elçi konumundadır.Kuğumu yare gönderdimKuğum eğlendi gelmediSelametle gelür dedimKuğum eğlendi gelmedi


Hüma: Efsanevî bir kuş olup devlet ve saadet kuşu olduğunainanılır. Hüma ya da umay isimleri ile de bilinir. Kuzgun büyüklüğünde,başı yeşil ve kanat uçları siyahtır. Havada yaşar, havada yumurtlar veyavrusu da havada yumurtadan çıkar. Gölgesi kimin üzerine düşerse okimse padişah ya da çok zengin olur. Kimseyi incitmeyen ve dirisi elegeçmeyen bir kuştur. Talih, saltanat, iyilik ve cennetin sembolüdür.Zenginlik ve mutluluk getirdiğine inanılır 24.Divan şiirinde çok işlenmiş ve kullanılmış bir kuştur.Gevherî Divanı’ nda hüma; yükseklerden uçuşu ve sevgilininkendisi dolayısı ile ele alınmıştır.Beddua eylemem başına gelsünl sözüyle bendesinden geçen yarDilerim ki dâme giriftar olsunHüma gibi yükseklerden uçan yarGözü yükseklerde olup el sözüyle âşığından vazgeçen sevgiliyükseklerde uçan hümaya teşbih edilmiş.Gevheri havf itme bî-vefa deyüBelki dahi olur pür-cefa deyüŞahin şikarıdır bu hüma deyüGuşuma hatiften bir avaz geldiBurada da sevgili Gevheri’nin kulağına gelen bir sesle şahine avolan bir hüma olarak tahayyül edilmiştir.Kumru: Güvercinden daha küçük ve sevimli bir kuştur. Yuvayerlerini dişiler seçer, tane ve tohumlarla beslenirler. Eşlerine sadakatleriile meşhurdurlar. nanışa göre eşlerden herhangi birisi ölecek olsa, geridekalan kumru artık hayatı boyunca bir başka kumru ile eşleşemez hep feryat ile geçer. Yalnız eşlerine değil, yavrularına karşı da çok şefkatlidir.Amerikalılara göre kumrunun uzun uzun ötüşü yağmurmüjdecisidir. Kimi inanışlara göre ölenlerin ruhunu öbür dünyaya kumrugötürmektedir. Türk divan şiirinde kumru daha çok serviliklerde gezen veserviye yuva yapan bir kuştur. Servi uzun boylu sevgiliyi, kumru da aşığıngönlünü niteler .

Tasavvufi açıdan ise servi Tanrı, kumru da kul simgesidir. Dilimizdeki “çifte kumrular” sözünden de anlaşılacağı gibi Türkçede kumru sevginin sembolü ve simgesidir .

Gevheri Divanı’ nda kumru; sevgilin konuşması, dili ve gülüşü vesevgiliye ait benzetmelerde kullanılmıştır.

Hûri işve ile gılman revişler
Tûtî güftar ile kumru gülüşler
Yakut lebler ile dürdane dişler
Hokkafeme bülbül dili uygundur

Hûri gibi işveli sevgili; dili ile tûtîye gülüşü ile de kumruyabenzetilmiştir.Yar yanıma gelse gönlüm eğlenseDudu kumru gibi sözler söyleseGidende bir buse ihsan eyleseki yanağından sağı solundanDörtlükte temennilerini dile getiren şair sevgilisinin; gönlünüeğlemesini, kumru gibi sözler söylemesini ve giderken de buse ihsanetmesini istiyor.


Bahrî: Parlak siyah renkli küçük bir deniz kuşudur. Böcek vb ilebeslenir. Yalnız geceleri göç eder ve yuvalarını da sazlı göllere yaparlar.Deniz, göl, yüzmek, dalmak, güzellik gibi nesne, kavram ya da eylemlerebağlı olarak geçmektedir .Divanda çok fazla kullanılmamış sadece birkaç örnekte ismigeçmektedir.

Bahridir deryaya daldı
Cevahir kanını buldu
Bu gevheri mecnun oldu
Dürr-i yekta söyler şimdi

meryemozcan:


Keklik:Türk folklorunun sevilen kuşlarından biridir. Avlanmasının güçlüğü ile bilinir. Çoğunlukla bitkilerle beslenir. Taşkekliği,kınalı keklik, çöl kekliği, çil keklik gibi adlarla bilinen türlerivardır. Sekerek yürüyüşü ile Türk folklorunun sevgili kuşlarından birdir. Bir Türk inancına göre de avcının önüne keklik çıkarsa av uğurlu kazasızve belasız geçer. 29Gevheri Divanı’ nda keklik yürüyüşü ile konu edilmiştir:Bülbül gibi tatlu tatlu ötüşlüKeklik gibi merdane sekişliBalaban göğüslü şahin bakışlıBir isbir bir balaban gördüm kimindir.Turaç: Kekliğe benzemekle birlikte ondan daha büyüktür.Uzunlukları 30 cm’yi bulur. Gagaları uzun ve biçimsizdir. Çoğunlukladonuk kahverengidirler. Açık alanlarda yaşayan iri kuşlar olduklarından çok rağbet gören av hayvanlarından sayılır. Uçmaktan çok yürümeyiyeğler. Tohum, tane, üzümsü meyve veya böceklerle beslenir . 30Gevheri Divanı’ nda çok geçmemekle birlikte bir örnekte benlerive ötüşü ile anılmıştır.Öter benli turaç öterÖter derdime derd katarUğrun uğrun okun atarŞunda bir kaşı keman varGüvercin: Kebuter, hamam isimleri ile de bilinir. Soluk gri,kahverengi ya da pembe renklidirler. Bacakları ve boyunları kısa, gövdelerişişman, başları ufaktır. Kiraz, fındık, elma, tohum, tomurcuk ve yaprak gibiçok farklı maddelerle beslenirler. Kendilerine özgü bir sesleri vardır. Ötüşleri derin ve boğuktur. Çok uzak mesafelerden tekrar yuvasına vedişisine döndüğü için zeki ve sadık bir kuş olarak bilinir .31Güvercin Hıristiyanlıkta ‘kutsal ruh’ simgesidir. 32 slam inancındaise günahsız yaratıktır. Barış, sevgi ve masumiyetin sembolüdür. Hz.Muhammed Sevr mağarasında iken, onu saklamış ve korumuştur.Müslümanlar, saygı ve sevgilerinden ötürü güvercinlerin Kabe’yekonmadığı hatta üstünden uçmadığı inancındadırlar.Dede Korkut Kitabı’nda Azrail güvercin olup uçmaktadır. Türkhalkı tarafından da güvercin kutsal ve uğurlu sayılır. Gevheri Divanı’ nda
güvercin; sevgilinin sinesine, göğsüne benzetmelik olarak kullanılmıştır:

Gafilen gezerken üstüme uğradı
Bir sürahı toygun gördüm kimindir
Gügercin göğüslü bir hûb bakışlı

Bir isbir bir balaban gördüm kimindir
Kebuter sineli bir kadd-i bâlâ
Reşk ider hüsnüne Cemşid ü Dârâ
Senden hatm eylemiş güzellik Mevla

Ördek: Kazdan biraz daha küçük ve kısa olan ördek daha çoksulak yerlerde yaşamaktan hoşlanır. Günün büyük bir kısmı derelerde, subirikintilerinde yüzerek geçirir. Böylece rastladığı kurtçukları , sümüklüböcekleri yiyerek beslenir. Erkek ördeklerin tüyleri parlak ve renklidir.Boyunları yeşil olur. Beyaz, yeşil, kurşunî, mavi, siyah tüyler karışarakhayvana güzel bir görünüş verir. Dişilerin tüyleri daha donuk, daha azrenklidir. Çoğu ördeğin kanatlarında “kanat aynası” denilen değişik renktebir bölge bulunur. 33 Ördeklerin çoğu özellikle dalıcı olanlar su içindeykenkaraya göre daha kolay ilerlerler. Bazı ördekler üredikleri ve kışgeçirdikleri yerler arasında uzun yolculuk yaparlar. Ördeklerin çoğuçıkardıkları ‘vak vak’ sesleriyle tanınır. Fakat daha güçlü ses çıkaran türleride mevcuttur. Suna ve angıt denilen cinsleri de vardır.

Türkçede gövel ördek, suna , yeşilbaş ördek gibi adlarla anılır. Sukuşu olduğu için yüzmek, çalkalanmak, dalmak gibi eylemlerle denizde vegölde yaşar gösterilir. Türk halk şiirinde suna, yeşilbaşlı, çok güzel birerkek ördek olduğu halde cinsiyetine aldırış edilmeksizin sevgilibenzetmesi olarak kullanılır.
Gevheri Divanı’nda birkaç örnek dışında pek fazlazikredilmemiştir. Kullanılan örneklerdeki benzetmelerde sevgilinin saçıgüzelliği üzerinedir.
Yeşil ördek gibi boynun eğmeli
Gayet hûb dilberdir her dem öğmeli
Topuğu halhallı göğsü düğmeli
Uzun boylu selvi dalı maşallah

Sevgili aslında ördeğin erkek cinsi olan yeşilbaşlı ördeğebenzetilmiştir. Selvi gibi uzun boylu, topuğu halhallı gayet güzel olansevgiliyi her dem övmek gerektiğini söylüyor şair.Ördekleyin zülüfleri burmalıEl bağlayup divanına durmalıKudretten kaşı gözü sürmeliBir isbir bir balaban gördüm kimindirSevgilinin burmalı saçları ördeğe benzetilmiştir.Balaban: Daha çok bataklı ve sazlıklarda yaşayan kendilerineözgü gür sesleri olan iri kuşlardır. Yuvalarını su yüzeyinden yüksekte kökleri keçeleşmiş sazlıklara kurar. Balabankuşlarının tüyleri sarımsıkahverengi, sırtı baykuşun ki gibi kara, alt kısmı ise boyuna çizgilidir.Yerleşmeleri sazlıklardaki ve uzun otlu durgun sulardaki yuva yapmakoşullarına bağlıdır.Balaban kuşunun rengi hayvanın korunmasına yardım eder. Birtehlike sezince gagasını göğe doğru kaldırarak hiç kıpırdamadan dimdikdurur . 36Balabanla ilgili deyim olan “balabanlanmak” hindi gibi kabarmakanlamında kullanılır
Belirgin özelliği güzelliği olduğu için sevgili yerine ve sevgiliyi yüceltirken kullanılır.
Gafilen gezerken üstüme uğradı
Bir sürahi toygun gördüm kimindir
Güvercin göğüslü bir hûb bakışlı
Bir is bir balaban gördüm kimindir

Anka: Anka uzun boyunlu, ismi olup cismi olmayan büyük birkuştur. Simurg, Zümrüdüanka adlarıyla da bilinir. Cennet kuşuna benzer yeşil bir olduğu için bu ad verilmiştir. Yüzü insan yüzüne benzer. Boynuuzun, tüyleri renk, renktir. Kendisinde her hayvandan bir alametbulunduğu ya da vücudunda otuz kuşun renk ve alameti olduğu bunedenle ranlıların Anka’ya Sirenk, Simurg dedikleri söylenir. Çeşitliefsanelere göre Anka insanlar gibi düşünür, konuşur. Çok geniş bilgi vehünere sahiptir. Kendisine başvuran hükümdar ve kahramanlara akılhocalığı yapar.Boynunun çok uzun olduğuna ve beyaz tüylerden bir halkataşıdığına inanılan Anka ile Anadolu Selçuklu sanatında bazı çift başlıkartal tasvirlerinin boynunda bir halka bulunması nedeni ile bu iki efsanevikuşun birleştirildiği ve çift başlı kartalın Anka sayıldığı söylenir .38Daha çok divan şiirinde kullanılmakla birlikte halk hikayelerinde,masallarda, çağdaş edebiyatımızın değişik edebi türlerinde de değişiközellikleri ile kullanılmıştır. Aşkın ile sen beni uryan idersin sevdiğimFirkatinle ciğerimi püryan idersin sevdiğim Tavus u anka gibi ceylen idesin sevdiğim Sen hümasın vuslatında irmesi mümkün değilBurada anka, görkemli güzelliği ve süsü ile bilinen fakat uçmayantavus kuşu ile birlikte ele alınmıştır.

Çalışmamızın özünü ve hareket noktasını oluşturan ‘kuşlar’üzerine makalemizin ilk kısmında genel, kapsayıcı bir bakış açısı ilekuşların; toplumumuz, hayatımız, sanatımız, edebiyatımız ve mitolojideki,daha kısa ve öz bir ifade ile ‘bizdeki’ yerini imkânlar dâhilinde sergilemeyeve irdelemeye çalıştık. Çalışmamızın ikinci ve ana kısmında ise GevheriDivanı’nı merkeze alarak ‘kuş’ motifi üzerinde durmaya çalıştık. GevheriDivanı’nda adı geçen kuşlar hakkında kısa bilgilerin ardından benzetmeunsuru olarak olarak kuşların Gevheri’nin hayal dünyasındaki yerlerini ,karşılıklarını, çağrıştırdıklarını, şairin o kuşları benzetme ve kullanmaşekillerini şiirlerinden örnekler eşliğinde ortaya koymaya gayret gösterdik. Yeryüzünü paylaştığımız hayvanlar topluluğunun önemli birkısmını 8.600 farklı türü ile kuşlar oluşturmaktadır. Onların farklıözelliklerine göre türlere ayrılması ve her türün de kendine özgüdavranışları olması birbirlerine karışmalarını engellemektedir. Her birifarklı meziyet ve özelliği ile ön plana çıkan kuşlar, insanın kendiniözdeşleştirdiği , farklı şekillerle alaka kurmaya çalıştığı , üzerinde hayalgücünü işlettiği belki de en önemli ve en büyük hayvan gurubu. nsanlarınbin bir çeşit yorumlarıyla daha da zenginleşen kuşlar diyarı şimdiye kadar hep ilgi odağı olmuş ve görünen o ki uzun bir müddet daha insanlarınilgisini toplamaya devam edecektir. nsanoğlunun bu denli ilgi vealakasını celb etmiş kuşlar üzerine halk şairlerimizin de kayıtsız kalmasınıdüşünemeyiz. Divandaki şiirleri fişleme sırasında gördük ki bir motif olarak‘kuş’ Gevheri Divanı’nda önemi haiz bir yere sahip. Her bir kuş farklıözellikleriyle şairin hayal dünyasında bin bir şekil ve renge girip yeni yenianlamlar, yorumlar ve benzetmeler kazanmıştır. Halk şiirinin en güzel, encanlı, en renkli ve en zengin hayallerle dolu örneklerini vermiş olanGevheri’nin dilinden de haklı olarak en latif örnekler dökülmüştür.Elbette bu örneklerin hepsi aynı sıklıkta ya da aynı derecedezikredilmemiştir. Şöyle kaba ve sathi bir tarama ile bile divan gözdengeçirilecek olsa “bülbül, turna, şahin, tûtî ve kuğu” kuşlarının eziciyoğunluğu ile karşılaşılacaktır. Her bir kuşa gelenek çizgisinde biçilmiş anlamların yanında hayalgücünün genişliği ve zenginliği nisbetinde, rahatlıkla diyebiliriz ki Gevherioldukça orijinal örnekler vermiştir.
--------------------------------------------------------------------------------
Gevheri Divanı’nda “Kuşlar”KAYNAKLAR
AKALIN, Sami, Türk Folklorunda Kuşlar, Kültür Bakanlığı Halk KültürünüAraştırma ve Geliştirme Müdürlüğü Yayınları, Ankara: 1993.Batislam, a.g.m., s.196-198.BATSLAM, Dilek, “ Divan Şiirinin Mitolojik Kuşları: Hüma, Anka veSimurg”, Türk Kültürü ncelemeleri Dergisi 7, stanbul, 2002.CEYLAN, Ömür “Şahkulu Sultan Bektaşi Tekkesi Şeyhi Mustafa Azbi Babave Murgnâme Kasidesi”, Journal Of Turkısh Studies (Türklük BilgisiAraştırmaları), Harvard Unıversity, Günay Kut Armağanı I-II, 2003._____________, Kuşlar Divanı, Kapı Yayınları, stanbul, 2007.ELÇN, Şükrü , Halk Edebiyatı Araştırmaları I, Akçağ Yayınları, Ankara,1997.ELÇN, Şükrü, Gevherî Divanı,Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli FolklorAraştırma Dairesi Yayınları 56, Ankara Üniversitesi Basımevi, 1984.Hayat Ansiklopedisi, stanbul, 1932.Hayvanlar Ansiklopedisi, Arkın Kitabevi, stanbul: 1973, cilt I- II- IIIKAFESOĞLU, brahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınları, stanbul, 2006.KURNAZ , Cemal, Hayalî Bey Divanı Tahlili, Kültür ve Turizm BakanlığıYayınları, Ankara: 1987.ÖGEL, Bahaeddin, Türk Mitolojisi, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara,1971

edebiyat_4:
Meryem hocam bana yardımcı olabilecek misiniz.?

Navigasyon

[0] Mesajlar

Tam sürüme git