Gönderen Konu: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU  (Okunma sayısı 8432 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5314
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« : Eylül 21, 2008, 09:09:28 ÖS »

12. sınıf Türk Edebiyatı kitabındaki 9. sayfadaki 6. sorunun b seçeneği ile 11. sayfanın 8. sorusunun b seçeneğindeki düşünce akımları hakkında bilginiz var mı?

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5314
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #1 : Eylül 21, 2008, 10:16:47 ÖS »
Sorular şu şekilde:
Sayfa 9, 6. soru b seçeneği:
Yaptığınız araştırmadan hareketle Tohum adlı metnin hangi düşünce akımı çerçevesinde ele alınabileceğini tartışınız. Ulaştığınız sonuçları sebepleriyle birlikte yazınız.

Sayfa 11, 8. soru b seçeneği:
Yaptığınız araştırmadan hareketle Karşılaşma adlı metnin hangi düşünce akımı çerçevesinde ele alınabileceğini sebepleriyle birlikte sözlü olarak ifade ediniz.

Burada düşünce akımından kasıt nedir?

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5314
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #2 : Eylül 21, 2008, 10:39:20 ÖS »
Anlaşılan hiç kimse bu soruyu anlamamış, cevaplamamış ya da bu konu hakkında bir şey bilmiyor.  :o  :o  :o

fuzuliye

  • Ziyaretçi
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #3 : Eylül 21, 2008, 10:43:21 ÖS »
 ???

Çevrimdışı maviyıldız

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 292
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #4 : Eylül 21, 2008, 11:02:27 ÖS »
SEZGİCİLİK

Felsefe tarihinde bilginin kaynağı ve gerçeğin kavranması konusunda ortaya atılan sorunlar, birer dizge niteliği kazanmış, değişik düşünme yöntemlerine bağlanan çığırların doğmasına yol açmıştır. Bilginin duyularla sağlanan bir veri olduğunu ileri süren çığırlar, genellikle maddecilik, deneycilik ve onlara bağlanan öğretilerdir. Bilginin duyularla değil de yalnız düşünme yeteneğiyle oluştuğunu ortaya atan akımlar da idealizm adı altında toplanmıştır. Bu düşünce akımlarının bilgi konusunda ileri sürdükleri yöntemlerin iki temel kaynağı vardır. Biri içinde yaşanan ve duyularla algılanan doğa, öteki insandaki üretici ve yaratıcı nitelik taşıdığı söylenen us ve kavrayış yeteneği. Birincide ağırlık doğaya, ikincide düşünme yeteneğine verilmiştir, iki düşünme biçiminden de birçok öğreti doğmuştur.
 
Bergson 'un geliştirdiği sezgicilik (intuitio) üçüncü bir yöntem niteliği taşır. Bu yöntem daha önce matematikle ilgili sorunların çözümünde kullanılmış, us kurallarından bağımsız bir kavrayış yeteneği diye nitelenmiştir. Bilim tarihinde, bir içedoğuşun ilk örneği olarak Arkhimedes'in' buluşu gösterilir. Suya batırılan bir nesnenin, yerini değiştirdiği suyun ağırlığınca kendi ağırlığından yitirdiği ve nesnenin neden batmadan suyun yüzünde kaldığı sorununu çözen olay deneyden kaynaklanan bir sezgi sonucu aydınlanmıştır. Bu olay "bilimsel sezgi" diye nitelenmiştir, Düşünme yeteneğini belli bir konu üzerinde yoğunlaştıran düşünürün, deneyle elde edemediği sonucu beklenmedik bir süre içinde içedoğuşla aydınlığa kavuşturacak veriyi kazanması sezgidir.

Bergson'un sezgiciliği bilimsel bir nitelik taşır, özellikle ruhbilimle bağlantılıdır. Düşünülen bir sorunun çözümünü kolaylaştıran veriyi elde etmeye, dayanır. Daha önceki çağlarda, özellikle tanrıbilim alanında "sezgi" tanrısal bir uyarı, tanrısal bir ışık olarak nitelenmiştir. Augustinus' tan ‘Aquino’ lu Thomas "a değin gelen Hıristiyan tanrıbilimcilerinde, inanla bağlaşımlı sezgi gerçeğin kavranmasından önemliydi. İslam tasavvuffunda, özellikle Yeni-Platonculuk' tan kaynaklanan öğretilerde, gerçeğin kavranması içedoğuş niteliği taşıyan sezgiyle sağlanabilirdi.

Gazzali' de sezgi Tanrı'nın insana bilgi ve bilgelik verdiği bir yetenektir. Şahabeddin Sühreverdi' ye göre sezgi tanrısal gerçekleri kavramak için bir duyuştur, içedoğuştur. Böyle bir yeteneği sağlamak için, kişinin bütün gönlüyle Tann' ya, üstün gerçeğe yönelmesi, bütün geçici eğilimlerden, tutkulardan sıyrılması, içinde Tanrı' dan başka bir varlık bırakmaması gerekir. Yeni-Platonculuk' tan esinlenen tarikatlarda sezgi Tanrı' ya ulaşmanın, kendi özünde Tanrı' yı görmenin tek koşuludur. Onlara göre sezgi usun, kavrayış gücünün bütün yetkilerini aşar, en kısa süre içinde en kesin gerçeğe varmayı sağlar. "Ermişlik ‘’ denen aşamaya ancak sezgiyle ulaşılır.


VAR OLUŞÇULUK

Varoluşçuluk (egzistansiyalizm) bireyin deneyimini, ve bu deneyimin tekilliğini ve biricikliğini insan doğasını anlamanın temeli olarak gören bir felsefe akımıdır. Varoluşçuluk, insanın varoluşuyla doğal nesnelere özgü varlık türü arasındaki karşıtlığı büyük bir güçle vurgulayan, iradesi ve bilinci olan insanların, irade ve bilinçten yoksun nesneler dünyasına fırlatılmış olduğunu öne süren bir düşünce okuludur. Bu akım insan özgürlüğüne inanır ve insanların davranışlarından sorumlu olduğunu öne sürer.

Genel Manada Varoluşçuluk

Varoluşçuluk yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa’da ortaya çıktı. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur. Felsefi bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche ve Sören Aabye Kierkegaard gibi düşünürler tarafından atılmıştır.

Varoluşçuluğu belirleyen temel özellik ve tavırlar şöyle sıralanabilir:

1) Varoluşçuluk, herşeyden önce varoluşun hep tikel ve bireysel, yani benim ya da senin veya onun varoluşu olduğunu öne sürer. Bundan dolayı, o insanı mutlak ya da sonsuz bir tözün tezahürü olarak gören her tür öğretiye, gerçekliğin Tin, Akıl, Zeka, Bilinç, İde ya da Ruh olarak varolduğunu öne süren idealizme karşı çıkar.

2) Akım, varoluşun öncelikle bir varlık problemi, varoluşun kendi varlık tarzıyla ilgili bir problem olduğunu dile getirir ve varlığın anlamına ilişkin bir araştırmaya karşılık gelir. Bu çerçeve içinde, her tür bilimci, nesnel ve analitik yaklaşıma şiddetle karşı çıkan varoluşçuluk, özellikle varoluşun zamansal yapısına ilişkin analiz yoluyla, Varlığın genel anlamıyla ilgili bir öğreti, belli bir ontoloji üzerinde yoğunlaşır.

3) Varoluşçuluğa göre, varlığa ilişkin araştırma, varolanın aralarından bir seçim yapmak durumunda olduğu çeşitli imkanlarla karşı karşıya gelmeyi gerektirir. Başka bir deyişle, varoluşçu felsefe, geleneksel felsefenin öne sürdüğü gibi, özün varoluştan önce değil de, varoluşun özden önce geldiğini öne sürer; insanın önce varolduğunu daha sonra kendisini tanımlayıp, özünü yarattığını dile getirir. Başka bir deyişle varoluşçuluk, insanın dünyaya fırlatılmış bulunduğunu, dolayısıyla kendisini nasıl oluşturursa öyle olacağını; insanın özünü kendisinin belirleyeceğini; bireysel insan varlığının sabit ya da değişmez, özsel bir doğası bulunmadığını öne sürer. Bu bağlamda her tür determinizm ya da zorunlulukçuluğa büyük bir güçle karşı çıkan varoluşçuluk, bireylerin mutlak bir irade özgürlüğüne sahip bulunduğunu, insanın özgürlüğe mahkum olduğunu ve olduğundan tümüyle farklı biri olabileceğini dile getirir.

4) İnsana özünü oluşturma şansı veren bu imkanlar, onun şeylerle ve başka insanlarla olan ilişkileri tarafından yaratıldığı için, varoluş her zaman dünyadaki bir varlık olmak veya seçimi sınırlayan ya da koşullayan somut ve tarihsel olarak belirlenmiş bir durumda ortaya çıkmak durumundadır. Bu ise, varoluşçuluğun tekbenciliğe ve epistemolojik idealizmle taban tabana zıt bir felsefe akımı olduğu anlamına gelir.

5) Varoluşçuluk, nesneden yola çıkan, varlıkla ilgili nesnel doğrulara ulaşmaya çalışan görüşlere karşı, özneden hareket ve öznel hakikatlerin önemini vurgular. Felsefenin, varlık ve tümeller gibi konularla uğraşıp nesnelliği araması yerine, korkuyu, yabancılaşmayı, hiçlik duygusunu, insanlık halini ele alıp, öznelliğe yönelmesi gerektiğini; hakikatin tümüyle öznel olup, hiçbir soyutlamanın bireysel varoluşun gerçekliğini kavrayamayacağını ve ifade edemeyeceğini söyler.

6) Varoluşçuluk, özellikle de hümanist ya da ateist boyutu içinde, evrenin akılla anlaşılabilir olan bir gelişme doğrultusu olmayıp, özü itibariyle saçma ve anlamsız olduğunu, evrenin rasyonel bir tarafı bulunmadığını, evrene anlamın insan tarafından verildiğini öne sürer.

7) Böyle bir evrende, insanın hazır bulduğu ahlak kuralları olmadığından; varoluşçuluk, ahlaki ilkelerin, kendi eylemleri dışında, başka insanların eylemlerinden de sorumlu olan insan tarafından yaratıldığını savunur.
 
 
 



Çevrimdışı maviyıldız

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 292
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #5 : Eylül 21, 2008, 11:04:38 ÖS »
hocam baktım da sanki ikiside sezgicilik gibi geldi. yine de araştırmaya devam edeceğim

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5314
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #6 : Eylül 22, 2008, 06:25:31 ÖÖ »
Hocam çok teşekkür ederim. Bu ders bana sonradan verildi ve daha önceki arkadaş konulara girdiği için hazırlık çalışmalarına dikkat etmemiştim orada ödev olarak verilmiş. Bocaladım ama imdadıma yetiştiniz. Tekrar teşekkür ederim.

Çevrimdışı aslı

  • Sürekli Üye
  • ***
  • İleti: 184
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #7 : Eylül 26, 2008, 04:03:43 ÖS »
arkdaşlar bir ilerideki konuda nurullah Ataç'ın metninde motif soruyor? NE motifi var bu denemede biri bana anlatsın.

Çevrimdışı aytoldı

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 427
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #8 : Eylül 26, 2008, 04:38:50 ÖS »
arkdaşlar bir ilerideki konuda nurullah Ataç'ın metninde motif soruyor? NE motifi var bu denemede biri bana anlatsın.

12. Sınıf edebiyat müfredatında şöyle yazıyor:
"Metni meydana getiren anlam birliklerini en kısa şekilde ifade edebilecek cümleleri belirler. Bu cümlelerin motif oldukları söylenir.  Motiflerin birleşerek metnin temel düşüncesini /temasını oluşturduğu açıklanır. Motiflerin birbirleriyle ilişkisinin metnin plânını oluşturduğu söylenir. "

Bu bilgilerden yola çıkılabilir zannedersem. Ben derse "program kılavuzu" ile gidiyorum, çok faydalı oluyor. Ders kitaplarında açık olmayan bazı kavram ve konular orada yazıyor.
Bu Ay Toldı aydı, söz asgı ulug
Yirinçe tüşürse bedütür kulug

Çevrimdışı dostungülü

  • Üye
  • **
  • İleti: 63
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #9 : Eylül 28, 2008, 07:40:02 ÖS »
 Program kılavuzu nedir hocam ve nasıl temin edilir?
Şu ellerin taşı hiç bana değmez
İlle dostun gülü yaralar beni

Çevrimdışı Edebiyat Öğretmeni

  • Site Yöneticisi
  • VIP Üye
  • *****
  • İleti: 5314
  • Cinsiyet: Bayan
  • Calimero
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #10 : Eylül 28, 2008, 11:11:07 ÖS »
Tüm okullara gönderildi hocam. Öğretmenlere. Ama benim müdürüm benden sonra geleceklerinde faydalanabilmesi için bana bir süreliğine verdi. İnternette var. Temin edebilirsiniz.

Çevrimdışı aytoldı

  • Uzman Üye
  • ****
  • İleti: 427
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #11 : Ekim 04, 2008, 07:29:48 ÖS »
Program kılavuzu nedir hocam ve nasıl temin edilir?

http://ttkb.meb.gov.tr/ogretmen/modules.php?name=Downloads&d_op=viewdownload&cid=75

 Bu adresten istediğiniz dersi indirebilirsiniz hocam



Mesela ders kitabının 14. sayfasında ölçme değerlendirme bölümünün 2. sorusu, tamamen programdan alınmış:
"Psikoloji ve psikiyatri alanında gerçekleştirilen ilmî çalışmalardan, edebiyatta yararlanıldığı vurgulanır.
 Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasında Batı dünyasında ortaya çıkan ve bireyin bunalımını esas alan edebî hareketlerden yararlanıldığı vurgulanır."
« Son Düzenleme: Ekim 04, 2008, 07:44:31 ÖS Gönderen: aytoldı »
Bu Ay Toldı aydı, söz asgı ulug
Yirinçe tüşürse bedütür kulug

Çevrimdışı nözmen

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 6
    • Profili Görüntüle
Ynt: 12. SINIF TÜRK EDEBİYATI SORUSU
« Yanıtla #12 : Kasım 20, 2008, 06:52:17 ÖS »
Dersler için hazırlanmış kılavuzlar var.Benim elime 2 tane geçti şimdiye kadar:biri uğur kemal yetkin'in diğeri bilgi yolu yayıncılık'ın.İkisi de çok iyi değil ama epeyce işe yarıyor.yalnız verilen cevapları olduğu gibi kabul etmemek gerekiyor.Bazıları yanlış.Tabi devlet bi öğretmen kılavuzu göndermezse olacağı budur.